Suriye muhalefetinin çatı örgütü konumundaki Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) tam bir haftadır İstanbul'da toplantı yapıyor. Ancak Koalisyonu’nda hangi grubun kaç kişiyle temsil edileceği konusunda çıkan anlaşmazlık bir türlü çözülemedi. 3 gün planlanan ama bir haftayı geride bırakan tartışmalarına rağmen bir çözüm bulamayan muhalifler, kaldıkları otelde rezervasyon süreleri dolduğu için mekan değiştirerek Kumburgaz’da başka bir otele yerleşmek zorunda kaldı. Yeni otelde de gündem yine üye paylaşımıydı. Tartışma ağırlıklı olarak Katar ve Türkiye tarafından desteklenen Müslüman Kardeşler ağırlıklı Suriye Ulusal Konseyi (SNC) ile ABD, Fransa ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen liberallerin kurduğu Demokrasi Kutbu Hareketi arasında yaşandı. Hıristiyan kökenli gazeteci Mişel Kilo’nun liderliğini yaptığı liberal Demokrasi Kutbu Hareketi, başta Fransa olmak üzere Batılı devletler tarafından destekleniyor. İşadamı Mustafa Sabbagh’ın başını çektiği Bağımsızlar ve Yerel Konseyler ise SNC ile liberaller arasında kalmış görünüyor.


'Esad varsa yokuz'
Koalisyonu içinde günlerdir çözülemeyen görüş ayrılığının giderilmesi için önceki gün devreye Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile ABD, Fransa, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin üst düzey diplomatları girdi. Ancak muhalifler hala Cenevre Konferansı'na katılmak için Esad'ın istifasını ön şart koşuyor. Dün akşama kadar da toplantıdan bunun aksi yönde bir gelişme çıkmamıştı.

Rusya tepkili

Esad yönetimini Konferansa katılmaya ikna eden Rusya ise muhaliflerin bu tavrına tepkili. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, SMDK'nin Beşar Esad'ın istifasını ön şart olarak ortaya koymasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Dün Kübalı meslektaşı Bruno Rodriguez'le görüşen Lavrov, "Bu ön şartlar karşılanamaz…Bu koalisyon yapıcı bir platform değil. Üyeler koltuk konusunda ve kimin bu yapıyı yöneteceği konusunda anlaşmış değil. Onları birleştiren tek şey Esad'ın bir an önce istifası. Ancak herkes, Batılı ortaklarımız da dahil, böyle bir talebin karşılanmasını reel bulmuyor" ifadelerini kullandı.

Kürtler Konferans'tan yana

Rojava'daki Kürtlerin özgürlüğü için mücadele eden Demokratik Birlik Partisi (PYD) ise Cenevre Konferansı'ndan yana. SMDK'nin İstanbul'daki toplantısına gözlemci olarak katılan (PYD) temsilcisi Şerwan İbrahim, Suriye'de özerk bir yönetimden yana olduklarını vurguluyor. İbrahim bu talepten de ne olursa olsun vazgeçmeyeceklerini "Ya bu şekilde yaşar ya da ölürüz" sözleriyle açıklıyor. İbrahim davet edilmeleri halinde Cenevre Konferansı'na katılarak, taleplerini orada da deklare edeceklerini belirtiyor.

PYD, Türkiye'yle görüştü

Öte yandan Özgür Gündem Gazetesi Yazarı Mehmet Ali Çelebi, Türkiye ile Rojava'nın en büyük partisi PYD'nin Eşbaşkanı Salih Muslim arasında doğrudan ilk resmi görüşmenin gerçekleştiğini yazdı. Bilgiyi ismini vermediği bir PYD'li yetkiliye dayandıran Çelebi, Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı ile PYD Eşbaşkanı Salih Muslim'in Kahire'de biraraya geldiğini belirtiyor. Türk Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyaretine rastlayan görüşmenin Ankara'nın talebi üzerine gerçekleştiği ifade edildi. Çelebi'ye konuşan Rojavalı diplomat, görüşmede, Suriye'de sınırlardaki geçiş yasakları ve yardımların engellenmemesi konusu ile ülkenin demokratikleşmesi için yapılması gerekenler ve Kürtler ile Türkiye arasındaki barış sürecinin gündeme geldiğini anlatıyor. Kürt diplomat, Ankara ile ilişkiler konusunda "Düşmanca politikamız yok. Bizim halklarla düşmanlığımız yok. Bağımsız bir politikamız var. Türkiye ile iyi ilişkiler bekliyoruz" diyor. Siyasetçi Türkiye'den nasıl ki barış süreciyle Kürtleri kabul yoluna girdiyse Rojava'yı da tanıması yönünde yaklaşım beklediklerini vurguluyor. Kürt diplomat ayrıca Cenevre Konferansı'nın da Kürt'süz olmaması gerektiğini kaydediyor.

Zaman daraldı

Rusya ve ABD Haziran ortasında Cenevre'de Suriye konulu uluslararası bir konferansın toplanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. İran'da 14 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri, AB'nin muhalefete silah ambargosunun kaldırılmasına yönelik kararının ay sonunda yürürlüğe girecek olması ve Kuzey İrlanda'da 17-18 Haziran'da yapılacak G8 zirvesi nedeni ile zaman daralmış durumda. Rusya, Cenevre sürecinin aylar alabileceğini belirtirken, herhangi bir takvim sınırlandırmasının süreci zora sokabileceği uyarısında bulunuyor.

HABER MERKEZİ




ABD'den Hizbullah'a:  Derhal çekilin
Hür Suriye Ordusu Komutanı Selim İdris dün BBC'ye yaptığı açıklamada Hizbullah militanlarını Suriye'yi işgal etmekle suçladı. İdris, 7 binden fazla Hizbullah militanının Lübnan sınırındaki stratejik bir kasaba olan Kuseyr'deki çatışmalara dahil olduğunu savundu. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise Suriye'de çatışmalara giren Hizbullah militanlarının sayısının 3-4 bin arasında olduğunu tahmin ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı da dün yaptığı açıklamada, Hizbullah'ı savaşçılarını derhal Suriye'den çekmeye çağırdı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki, Hizbullah militanlarının Suriye'deki varlığının durumu son derece tehlikeli hale getirdiğini söyledi. Psaki, "Hizbullah’ın savaşçılarını Suriye’den derhal çekmesini istiyoruz" dedi.

İngiltere’den yeni iddia

Suriye'de kimyasal silah kullanıldığına dair iddialara bir yenisi daha eklendi. İngiltere, Esad rejiminin Şam yakında üç bölgede kimyasal silah kullandığını iddia etti. İngiltere'nin BM Daimi Temsilcisi Mark L. Grant, Genel Sekreter Ban Ki Moon'a iddiaları içeren bir mektup gönderdi. Daimi temsilci gazetecilere yaptığı açıklamada, ellerine bulgular ulaştıkça Genel Sekreteri bilgilendirdiklerini, bu kapsamda Moon'a yeni bir mektup sunduklarını söyledi. İddiaya ilişkin detay verilmedi ancak mektupta, rejimin Şam yakınlarındaki üç ayrı bölgede 24 Mart, 25 Nisan ve 29 Nisan'da kimyasal silah kullandığı iddiası yer alıyor. En son iddia, Fansız gazetesi Le Monde'dan gelmiş, gazete muhabirinin Esad rejiminin kimyasal silah kullandığına şahit olduğunu duyurmuştu. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Susan Rice da Esad yönetimine çağrı yaparak, BM'nin inceleme heyetine bir an önce tüm iddiaları araştırmaları için izin verilmesini istedi.