HDP’lileri TBMM’den dokunulmazlıklarını kaldırıp atacakmışlar. Hedefteki vekiller de çok büyük tesadüf! Selahattin Demirtaş, Faysal Sarıyıldız ve Ferhad Encü…

HDP’li vekiller TBMM’den dokunulmazlıkları kaldırılıp atılır iseler ne olur? Bu Kürtler için ne ifade eder?

TBMM’nin açılımı Türkiye Büyük Millet Meclisi. Niye parlamentonun adı büyük millet meclisi olur? Var mı dünyada parlamentosuna büyük ya da küçük sıfatlar takanlar… Meclisin büyüklüğü mü? Milletin büyüklüğü mü kastedilmiş bilinmez. Başına illede büyük sıfatı getirilme ihtiyacı duyulması bile başlı başına meclisin aslında ne kadar küçük ve önemsiz olduğunun   bir işaretidir.

Bu ismi verenler çok iyi biliyorlardı ki o meclisi istedikleri gibi kullanabilecekler. Ancak dışardan görünümü büyük olmalı. Tıpkı Erdoğan’ın sarayı gibi… Ayrıca yönetilenleri yanıltmak için Toplum üzerinde iyi bir psikolojik efekti var. Sanırsınız ki TC kurulduğundan beri yasama ve yürütme bu meclisten Milletin iradesi ile çıkıyor. Bunun böyle olduğuna inanlar var ve çoğunlukta. Böyle olduğuna inanmayanlar MGK da.

Ancak… Kürtler bunun böyle olmadığını TC ve TBMM kurulduğundan beri kendi yaşanmışlıklarından bilirler. Bizzat Mustafa Kemal tarafından Kürt ulusal giysileri ile meclise gelmesi istenen Erzincan milletvekili Hasan Hayri’nin sonradan idamına karar verilirken, üzerinde Kemal’in emri ile olan ulusal giysisi onun Kürtçü(!) olduğunun kanıtı olarak kullanılmış. Ve idam edilmiştir.

Hasan Hayri’nin hikayesi, Kürtler için TBMM’nin ne anlama geldiğini bütün yönleri ile en iyi anlatan hikayedir. Abartısız her Kürt Hasan Hayri’nin hikayesini bilir.

Demirtaş da bilir… Sarıyıldız da bilir… Encü de bilir…

Bilmelerine rağmen orda olmaları çaresizlikten değil…Tam tersine bir soruna çare olmak için ordalar.

Ancak Hasan Hayri ile şimdiki HDP’lilerin meclisteki varlıkları  koca bir coğrafya için çok farklı bir şey ifade ediyor.

93 yıl önce Kürtlerin meclisteki varlığı, Kürt ulusal çıkarları için di… 93 yıl sonra gelinen nokta, Kürtsüz bir meclis, TC’nin yıkımıdır… Bunu bilen ve anlayan az sayıda aklı başında Türk var. Aklı cebinde ve akli belinin altında olanlar, hala olayın vehametini anlamayanlardır. Ve çoğunluktalar.

Bugün ki yapı ve konjonktür de, Kürtlerin TBMM’de olmasının Kürtler için hayatı bir anlamı yok. Kaybedecekleri bir şey de yok. 

Ancak onların TBMM’deki varlığı, ortanın batısı, batının doğusu olan büyük bir coğrafyayı bin yıldır işgal edip, yerli halklarını kılıçtan geçirip, kendilerine kurdukları devletçiliğin koma döneminde, onu yaşatan bir serumdur.

Dikkat ederseniz TBMM diyorum, meclis değil. Meclis, bahsettiğim coğrafya da yasayan Kürtlerin, Ermenilerin, Rumların ve diğer azınlıkların eşit temsil edildiği bir yer olursa meclis olur.

Olmaz is ne olur. Sonun başlangıcına geliriz.  

İşgalcilerin geldikleri yerlere dönme zamanı gelmiş demektir…

Tarihte bin yıllık işgal yeterli bir süredir… Canlar çalıyor. Duyanlar duyuyor. Duymayanlar, başını kuma gömenler, sonucu bilip kabullenemeyenler, yerlebir edilmiş Sur’da ırkçı rap klibi çekiyorlar…

Klibin sözlerini okuyun. Dönüş korkusunun nasıl dile getirildiğini görüp, korkunun nasıl derin bir korku olduğunu hissedeceksiniz.

Korkunun ecele faydası yok demiş halklarımız. Korku sadece akıl ile yenilir. Tabii akıl varsa ve Moğolistan’dan getirip evrimleştiremedikleri akıl ile değil. Aziz Nesin’in önce yüzde 60 sonra da yüzde 92’ye çıkardığı bu evrimleşmeyen akılsızlar ile değil. Var olan yüzde sekiz ile sorun çözülür. Tabii o yüzde sekiz harekete geçerse.

Kısacası HDP siz bir meclis artık Kürtlerin değil… Türklerin sorunu. 

Sonun ve/ ya da geri dönüşün başlangıcı olacak…