"Fikir cimnastiği"ni bir tarafa bırakarak yazmak istiyorum.
Nisan ayına yakınız.
23/24 Nisan 1915 gecesi İstanbul’daki Ermeniler’e karşı seri tutuklamalar başlatılmıştı.
Katliamın yıldönümü 24 Nisan olarak bilinir.
15’te o günde sistematik baskıların ve katliamın başlatılmasına neden olan son "olay"lardan biri de Nisan 1915’te Ermeniler’in şimdilerde Kürtler’in meskun edildiği Van kentindeki ayaklanmalarıdır.
Eski Ermenistan, şimdi Kürdistan’dır.
Vakti zamanında Ermeniler Kürtler’e "gavur vergisi" vermek mecburiyetinde bırakılmışlardı.
Gavur vergisi alan Kürt aşiret reisleri, bu verginin yarısını Osmanlı’ya öderlerdi.
Bir yerde Osmanlı, Ermeniler’i köle, edinen Kürt aşiretlerini "Osmanlı tımarı"na tabi tutuyordu.
Kürt aşiret reisleri, Osmanlı’ya bağlı, Ermeniler Kürt aşiret reislerinin "köleleri gavurlar"dı.
Katliam geldiğinde, senaryo devam etti.
Kürtler de Ermeni Katliamı'na katıldılar.
Ferman, İstanbul’dan çıktı.
Kürtler’in kudreti olsaydı, ferman Van’da veya başka bir kentden çıkardı.
Kürtler, sınırlı, Osmanlı sınırsız yetkiye sahipti. Ve "Müslüman" olan her güç, kudreti oranında, Ermeniler’i katletti.
Osmanlı merkezi, Kürt aşiretleri ise yerel.
Eğer Kürtler olmasaydı, Osmanlı Ermeniler’i katledecek başka bir "müslüman" güç bulurdu; bundan hiç kuşkum yok.
Kürtler, Osmanlı açısından o dönemin "bedavadan ucuz taşeronları" oldular.
"Gönüllü cellatlar!"
Bu terimi Yahudi kökenli Daniel Goldhagen’dan "borç" alıyorum.
Goldhagen, "Hitlers williger Vollstrecker" (Hitler’in gönüllü Cellatları) yapıtında, binlerce vakada, Yahudiler’in Almanlar tarafından nasıl katledildiklerini incelemiş ve olağanüstü bir iddiayla, katledenlerin kendilerine "talimat" verildiği için değil, isteyerek ve barbarca metodlara başvurarak Yahudileri katlettiği tezini savunmuştu.
Goldhagen’ın bu eseri 2000’lı yılların ikinci yarısında Almanda’daki tarihçiler için, kabul edilmesi zor "tezler" olarak görülse de, Goldhagen’ın sarsılması zor tarihi karelerle yapılandırdığı tezlerini silip süpürmek mümkün olmamıştı.
Kürtler de Ermeniler’i, "İstanbul talimatı"na uydukları için vurmadılar.
Van’daki Ermeniler’in topraklarını işgal eden Kürtler, Ermenileri neden katlettiklerini en iyi bilenlerdi.
Ermeniler’i katleden Kürtler’i geçici bir süre için "dokunulmaz" kılan Osmanlı, daha sonra Kürtler’i katletmede (1919 Koçgiri-1938 Dersim) gecikmedi.
Kürtler’in tek "kazancı" el koydukları, taşınır ve taşınmaz Ermeni zenginliği oldu.
Almanya’da, Hitler dönemini yaşamayan nesillerin bir kesimi, "tarihi kollektif suç"un ezikliğini yaşarlar, bir kesimi de "tarihi sorumluluk" açısından kendilerini "Yahudi halkına ebedi borçlu" hissederler. Başka bir kesim de Hitler faşizmini bu katliam değil, "kökten temizleme/soykırımı" için ebediyen lanetleyecek bilincin gelişmesini sağladılar.
Kürtler’e gelince;
Evet ferman Kürdistan’dan çıkmadı.
Ancak, Kürtler fermana ortak oldular.
Eğer Kürtler ile Ermeni Cemaaatleri arasında köklü ve tarihi ilişkiler olsaydı, onların "talimata boyun eğdikleri" gibi bir hipotez konabilirdi.
Tarih tersini gösteriyor: 20. Yüzyılın başında, Kürt Aşiretler topluluğu, "gavur Ermeni"leri hiçbir dönemde kabul etmedi.
Ve yeniden Ermeni Katliamı'nın yıldönümüne yakınız.
Evet Ermeniler, eski Ermeniler değil.
Ancak Ermenistan Türkiye’deki İslam hattının tehdidi altında.
Kürdistan da Türk kolonyalizminin işgalinde ve bu Kürdistan’da, eskiden Ermeniler’in merkezi yerleşim kentlerinde Kürtler meskun.
Bu gerçek, Ermeni Katliamı yıldönümünün arifesinde, Kürdistan’a başka bir anlam yüklüyor.
Kürdistan Hareketi’nin zirveye yükseldiği 2000’lı yılların ikinci yarısında, Hrant Dink Ermeni Katliamı'nın başlatıldığı kent İstanbul’da, katliamdan 92 yıl sonra katledildi. Hrant Dink’in katledilişinin, Kürdistan’da yükselen politik bilinç ve kazanımlarla yakından ilişkisi var.
Sonuçta Kürt ve Ermeni egemenlerini bir tarafa bırakırsak, Kürt ve Ermeni emekçilerinin kaderi bir yüzyıl boyunca ortaktı: Katliam sürgün ve sistemetik baskı.
Tek fark var; Kürtler’in egemenlerinin Ermeniler’i katletmede Osmanlı’yla ortak tavır takınmaları, Kürt emekçilerine, halkına tarihi bir sorumluluk yüklüyor.
Kürtler'in tarihi sorumluluğu
Türkiye’de başlatılan "Ermeni Lobisi" tartışması, Türkiye’yi kurtarmak için, köşe yazarlarının "moda"laştırdıkları bir "fırsat" olarak gündemleştiriliyor.