Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Fransa Eşbaşkanı Bemal Dersim, Drancy Demokratik Toplum Merkezi’nden Çaçane Aşar, Villiers Le Bel Demokratik Toplum Merkezi Eşbaşkanı Süleyman Çakmak, Kürdistan İslam Toplumu (CİK) Yönetim Kurulu Üyesi Hacı Şefik ve TEV-ÇAND Paris Meclisi Yürütme Kurulu üyesi Saniye Tunç'la eylemleri hakkında konuştuk.


Bemal Dersim: Bir kadın ve Alevi Kürt olarak Kobanê'yi çok derinden hissederek buradayım. Katliam acısını derinden yaşamış bir coğrafyanın yani Dersim'in bir insanı olarak burada bulunuyorum. Başta Dersim halkı ve tüm Alevi halkı, böylesi bir süreçte en önde durması gerekiyor. Aleviler, Seyit Rıza'nın "Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde eğilmedim bu da size dert olsun" sözünü devamlı düşünmeli, Fransa'da yapılacak olan etkinliklere güçlü katılmalıdır.
Çaçane Aşar: Kobanê, Şengal ve Kürdistan çembere alınmış. Biz burada canımızı ortaya koymaya hazırız. Bu sorun çözülene kadar eylemde olacağız. DAİŞ’e top, tüfek verenler bizim düşmanlarımız. Ama onlar şunu unuttular: Kürt asla boyun eğmez. Son kişi de kalsa direniş sürecek. Kürtler direnecek. Her Kürt bir YPG militanı gibi kendi bulunduğu alanda eylemiyle mücadele etmeli. Avrupa'ya sesleniyoruz Kobanê'de petrol olmadığı için mi gözden çıkarılmış. Orada Kürtlerin ölümünü bu nedenle mi seyrediyorlar. Alandayız direneceğiz, kimse bunu unutmasın.
 Saniye Tunç: TEV-ÇAND üyesi sanatçılar olarak Kobanê ve Türkiye'deki saldırılar nedeniyle burada eylemdeyiz. Avrupa’yı duyarlı kılmak için eylemlerimiz sürüyor. Buradan Avrupa’daki tüm Kürt sanatçılara sesleniyorum, soykırıma karşı duyarlı olmalılar. Ne neresi olursa olsun tüm Kürt sanatçıların eylemde olması gerekiyor.
Süleyman Çakmak: Halkımız, Kobanê'deki durum hakkında daha çok duyarlı olmalıdır. Eylemlerimizle Fransa’nın tutum almasını sağlamalıyız. Basıncımız sürmediği sürece onlar hareket etmeyecek. Bu nedenle Kobane’nin sesini Fransa sokaklarına taşımalıyız.
 Haci Şefik: Kobanê için eylem yapmaya devam edeceğiz. Halkımız ayakta. Onların derdine derman olmak istiyoruz. DAİŞ çeteleri kendini İslam olarak tanıtıyor. Dini kirletiyorlar. Kürtleri katledenlerin dinle alakası olamaz.


Çocuk eylemciler


Fransa'nın başkenti Paris'te Fransa Demokratik Kürdistan Koordinasyonu (CDK-F) öncülüğünde Fransız Ulusal Meclisi yanında gerçekleştirilen açlık grevinin olduğu çadırın küçük misafiri de var.
Çocuklar, çadırın etrafında kümeleniyor. Bunlardan biri, bir buçuk yaşındaki Jan. Evin önünden geçen treni 'Bijî Serok  Apo' diyerek selamlıyor. Annesinin her defasında şeker yememesi için uyardığı Jan, eylemcilerin şekerlerini gizlice aşırıyor. Çocuklardan diğeri ise Rinde. Minik ellerini çırparken okunan marşlara ezbere eşlik ediyor. Diğer bir çocuk ise, "Anne neden biz hep eylem yapıyoruz" diye soruyor. Çevrede bulunan Fransızları işaret ederek 'onlar neden gelmiyor' diyor.
Eylemlerde büyüyen çocuklar, grevci nineleri ya da eylemde olan annelerinin eteklerinde çekiştirip isteklerini sunuyor. Sıkıldıklarında çadırda yapılan konuşmalara aldırış etmeden sürekli koşuşturuyorlar.
Onlar eylem çocukları… Tüm Kürt çocuklar gibi. Kimi Kürt çocukları savaş ortamında yaşamını yitiriyor, kimisi polise taş atıyor, kimisi de büyürken masal yerine slogan dinliyor.
"İlk kez yurdumdan uzak yaşadım bu duyguyu, bebeklerin ulusu yok,
Bebekler, çiçeği insanlığımızın ve geleceğimizin biricik umudu" diyen Ataol Behramoğlu bu şiiri yazarken Kürt çocuklarının 'ulusunun' var olduğunu fark etmemişti. Kürt çocuklarının ve bebeklerinin hep bir ulusu var. Onlar eylem ve savaş alanlarında büyüyor.


SELMA AKKAYA/PARİS