Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan ağırlaştırılmış tecridin kırılması istemiyle Leyla Güven’in öncülüğünde zindanlarda başlayan açlık grevi direnişleri 192. gününe, tutsak devrimcilerin ölüm orucu da 31. gününe girdi. Zindanlardaki direnişe ek olarak yurtiçinde ve yurtdışında başlayan açlık grevi direnişleri de birçok yerde sürüyor.

Tutsak anneleri de Cumartesi Anneleri gibi yerlerde sürüklenip tartaklanıyor. Başlarındaki beyaz tülbentler-başörtüleri zorla çıkarılıyor. “Başörtülü bacım” diye ortalığı telaşa veren Erdoğan şimdi özel timlerini tek isteği tecridin kaldırılması ve çocuklarının yaşama hakkı olan annelerin üzerine gönderip onları acımadan vahşice dövdürtüyor.

Tutsakların ve annelerin kahramanca direnişi, bu direnişin dalga dalga yayılması Erdoğan-Bahçeli cephesini panikletti. Öcalan ile gizli olarak sürdürdükleri anlaşılan görüşmeler basına da açıklandı. Ayrıca Öcalan ve tutsak yoldaşlarının ortak açıklaması da avukatlar aracılığıyla basına yansıdı. Bu gelişmeler üzerinde ayrıntılı olarak durulmaya, tartışılmaya değer gelişmelerdir. Ortada somut bir anlaşma-mutabakat yoktur sadece bir duyuru olduğu açıklanmıştır ama her şeye rağmen önemli ve olumludur.

Bu durum kamuoyunda yeni tartışmaları ve spekülasyonları tetiklemiştir. Şimdi tam da Erdoğan 31 Mart yerel seçimlerini kaybetmişken, YSK’nın tartışmalı-şaibeli kararıyla iptal edilen İstanbul seçimleri yenilenmek üzereyken bu gelişmelerin anlamı nedir? Zaten çok işkilli olan CHP ve etrafındaki muhalifler gene iyice işkillenmişlerdir. O çevrelerden gene “Kürtler ne yapıyor, ne istiyor?” soruları geliyor. Medyada fazla işkilli kalemler “Kürtler AKP’yi mi destekleyecek, AKP ile mi anlaşıyor vb.” birçok soru soruyor, bulanıklık yaratılıyor. Daha da ileri giden dayanaksız yorumlar ve suçlamalar da yapılıyor. Bizim işimiz bu işkilli çevrelerin sorularına cevap vermekten ziyade onlara soru sormaktır.

Artık şu açık olarak görüldü ki Ortadoğu’da Kürtleri yok sayan ve yok etmek isteyen hiçbir politikanın başarı şansı yoktur. Hala bunu bir daha denemek isteyen kişi-örgüt ve devletlerin sonu hezimet ve hüsran olacaktır.

Öcalan yoldaş hiç usanmadan, bu savaş kışkırtıcısı, müzmin Kürt düşmanlarına karşı şu hatırlatmayı bir daha yapmıştır:

“Bizlerin İmralı’daki duruşu, 2013 Newroz Bildirgesinde belirttiğimiz ifade tarzının daha da derinleştirerek ve netleştirerek sürdürme kararlılığındadır. Bizim için onurlu bir barış ve demokratik siyaset çözümü esastır.”

(ABDULLAH ÖCALAN, HAMİLİ YILDIRIM, ÖMER HAYRİ KONAR, VEYSİ AKTAŞ’ın ortak açıklamasından)

Şimdi biz de müzmin Kürt düşmanlarına ve işkilli solculara, demokratlara soruyoruz:

Siz-ler ne istiyorsunuz, ne yapıyorsunuz?

Öcalan üzerinde sürdürülen hukuk dışı tecridi yani zulmü destekliyor musunuz yoksa karşı mısınız?

Ölüm orucu ve açlık grevi eylemi yapan tutsakların yanında mısınız yoksa karşısında mısınız?

Çocuklarının yaşama hakkı için sokaklara dökülen annelerin, kayıp çocuklarının akıbetini soran, cenazelerini isteyen annelerin ve ailelerinin mi yanındasınız yoksa onların beyaz tülbentlerini zorla çıkaran, yerlerde sürükleyen zalimlerin yanında mı?

Hala anadili yasaklayan ırkçılardan yana mısınız yoksa bütün dillerin özgürlüğünden yana mı?

Türkiye’nin Rojava’yı işgalinden yana mısınız, karşı mısınız?

Hala tek tek diye tekleyip duruyor musunuz yoksa herkese, her farklılığa saygı duyup eşit ve özgür bir yaşam hakkını kabul mü ediyorsunuz?

Halkın seçtiği vekiller, belediye eşbaşkanları zindanlardayken bunu savunuyor musunuz yoksa onların ve onlara oy veren halkın özgürlüğünü mü savunuyorsunuz?

Lafı uzatmaya, eveleyip gevelemeye, gölge boksuna, maskeli baloya gerek yok. Soru ve sorun ortada: Milyonların önderim dediği Öcalan yoldaşın özgürlüğünden mi yanasınız yoksa onu tek kişilik hücrede tecrit ederek susturmak mı istiyorsunuz? Daha soru çok ama şimdilik yeter. Kısacası:

Siz kimsiniz, ne yapıyorsunuz, ne istiyorsunuz?

Siz konumunuzu açıkça ortaya koyun ki halk da size cevabını net olarak versin.

Bir gün kardeşlik nutukları atıp ertesi gün inkar-imha planlarına devam ederseniz bu halk da sizden iyice işkillenip kendi özgürlük mücadelesine çoluğuyla-çocuğuyla, genciyle-yaşlısıyla, köylüsüyle-kentlisiyle ölümüne sarılacaktır. Ta ki özgürlük bayrağını her yere çekene dek!