Türkiye, İran ve Rusya’nın BM’ye dikte ettiği ve içinde Kuzey-Doğu Suriye Özer Yönetimi temsilcilerinin bulunmadığı Anayasa Komitesi, Suriye’de yeni anayasa için Cenevre’de toplandı.

Suriye hükümeti, Türkiye’nin kontrolündeki çeteler ve sivil toplum adı altında 50’şer kişinin katılımıyla 150 kişilik delegasyon, İsviçre’nin Cenevre kentinde yeni anayasa için dün görüşmelere başladı. Dün sadece sadece bir ön toplantı yapıldı, üç kanattan da seçilen 15’er kişiyle, 45 kişilik bir alt komisyonun oluşturulması bekleniyordu. Cenevre’de BM çatısı altında yapılan görüşmelerde Suriye’nin yüz 30’u gibi eniş bir alanı kontrol eden QSD ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk yönetimi ise temsil edilmiyor. Ankara’nın Kürt düşmanlığına dayalı çabalarıyla sürecin dışarısında bırakılan QSD ve Özerk Yönetim, kendilerinin dahil edilmediği Cenevre’den çıkacak sonuçların kendilerini bağlamayacağını duyurmuştu.

Anayasa Komitesi ilk olarak Ocak 2018’de Soçi’de toplanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde gündeme geldi. Daha sonra Astana sürecinin garantör ülkeleri Rusya, Türkiye ve İran, Komisyon’un yapısı ve çalışma alanları üzerine kapsamlı bir müzakere sürecine girişti. Öyle ki, Suriye hükümetinin 50, muhalefetin 50 delege gönderdiği, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in de Suriye sivil toplumundan 50 kişiyi davet ettiği Anayasa Komitesi’ne katılacak kişilerin netleştirilmesi dahi 2 yıla yakın bir zaman aldı. Son olarak Eylül 2019’da BM Genel Sekreteri Guterres,  komitede yer alacak kişilerle ilgili genel mutabakatın sağlandığını duyurdu.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’e göre, kimse Anayasa Komitesi’nden çok fazla şey beklememeli. Pedersen, Komite’nin Suriye’deki krizi çözemeyeceğini, ancak Suriyeliler arasındaki farklılıkların üstesinden gelme konusunda yardımcı olabileceğini savunuyor. Pedersen ayrıca Anayasa Komitesi’nin taraflar arasında karşılıklı güven inşa edebileceğini ve ülkede başlayacak kapsamlı bir siyasi sürece öncülük edebileceğine inanıyor.

Benzer bir iyimserliği BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de paylaşıyor. Guterres, Şam yönetimi ve çalışma gruplarının ‘güvenilir, dengeli ve geniş bir anayasa komitesi’ üzerinde anlaşmaya vardığını belirterek, Anayasa Komitesi’nin dağılmış bir ülkeyi iyileştirebilecek bir sosyal kontrat üzerinde uzlaşabileceğini ileri sürüyor.

Anayasa Komitesi’nin ilk toplantısı öncesinde Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, tarafları anlaşmaya çağırdıkları yönünde bir açıklama yaparken, Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu görüşmelerin zorlu olacağını ancak iyimser olduğunu söyledi. İran Dışişleri Bakanı Zarif ise Anayasa Komitesi’nin toplanmasına öncülük eden üç ülkenin görüşmeler boyunca sürece müdahale etmeyeceğini iddia etti.

Üç devletin gölgesinde

Astana sürecinin üç garantör ülkesi sürece müdahale etmeyecekleri yönünde açıklamalar yapsa da Anayasa Komitesi’nin tamamen bağımsız olduğunu söylemek mümkün değil. Deutsche Welle’ye konuşan Suriye uzmanı Kristin Helberg’e göre, yabancı güçlerin Komite’nin oluşturulma sürecinde dahi çok önemli etkileri oldu. Helberg, ”Örneğin Türkiye, PYD üyelerinin komisyonda yer almalarını engelledi” dedi.

Cenevre’deki toplantıların başlaması bir başarı olarak görülse de başarı beklentisi düşük. Daha önce Cenevre’de yürütülen ve Kürtlerin dahil edilmediği çok sayıda Suriye görüşmesi sonuçsuz kalmış ve hedeflenen siyasi süreç sekteye uğramıştı.

 

CENEVRE

 
 

Özerk Yönetim: Komite’ye göre hareket etmeyeceğiz

   

Dünya Kobanê Günü’nü yaptıkları açıklamayla kutlayan Kuzey -Doğu Suriye Özerk Yönetimi, 5 milyon Suriyelinin ve Özerk Yönetim’in iradesini yok sayan Anayasa Komitesi’ne göre hareket etmeyeceklerini belirtti.

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Özerk Yönetim olarak Kobanê Direnişi’ne destek veren 30’dan fazla ülkeye teşekkür eden sunuyoruz. Dünya Kobanê Günü, DAİŞ’in Kobanê’de yenilgiye uğratılması için verilen eşsiz direnişe destek günü olmuş ve DAİŞ işgali altında olan Suriye’nin diğer bölgelerinin çetelerden temizlenmesine ve zafere ulaşılmasına vesile olmuştur.

Faşist Erdoğan, Kobanê Direnişi’nde de DAİŞ’e destek veriyordu. DAİŞ’i Kürt, Arap, Hristiyan, Çerkez, Çeçen ve Türkmenlere karşı kışkırtıyordu. Türk devleti DAİŞ ve El Nusra çetelerinin dünyaya yayılmasında ve sınırları üzerinden Suriye ve Irak’a dağılmasında büyük rol oynadı. DAİŞ çeteleri aralarında çocuk ve kadınların da olduğu binlerce insanı vahşi bir şekilde katletti, pazarlarda köle olarak sattı.

Türk devleti Kürt, Arap ve Hıristiyanların birlikte, demokratik bir şekilde yaşadığı Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerine yönelik ‘güvenli bölge’ adı altında başlattığı saldırılarla DAİŞ çetelerini yeniden canlandırmak istemektedir.”

Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in  Suriye Anayasa Komitesi görüşmelerine ilişkin yaptığı açıklamaya dikkat çekilerek, şöyle denildi: “Bu komitenin kurulmasıyla 5 milyon Suriyelinin ve Özerk Yönetim temsilcilerinin iradesi yok sayıldı. Anayasa Komitesi’ne ve Cenevre’de yapılacak olan görüşmelere katılmamamız ciddi sorunlara yol açacaktır. Böyle bir durumda komiteye göre hareket etmeyeceğiz. Demokrasi, eşitlik ve onurlu bir yaşam talebi olan bütün dünya halklarına, Suriye halkına yönelik gerçekleştirilen katliamlara karşı durma çağrısında bulunuyoruz. Kuzey ve Doğu Suriye halklarının iradesi düşmanların planlarını boşa çıkartacaktır. Şehitlerin kanıyla elde edilen kazanımları korumaya ve ortak, özgür, onurlu bir yaşam için bütün gücümüzle mücadele etmeye hazırız.”