Cizre, Silopi ve Şırnak kent merkezinde devlet güçleri tarafından katledilen ve cenazeleri günlerce sokak ortasında, hastanelerde bekletilen 12 kişi dün Şırnak'ta toprağa verilebildi.

4 Ocak'ta Silopi'de katledilen DBP PM üyesi Sêvê Demir, KJA üyesi Fatma Uyar, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır, 5 Ocak'ta Şırnak kent merkezinde katledilen Çetin Taşar, 8 Ocak'ta Cizre'de katledilen Cebrail Mungan, 10 Ocak'ta Cizre'de cenazesi sokakta bulunan Mehmet Tangut, 9 Ocak'ta Cizre'de katledilen Murat Egül ile Murat Ekinci, 9 Ocak'ta Cizre'de katledilen M. Şükrü Coşkun, 10 Ocak'ta Cizre'de katledilen Ahmet Zırığ ile Şırnak kent merkezinde katledilen Osman Telkin ve Hakan Şengül on binlerin katıldığı törenle Naralo Mezarlığı'nda toprağa verildi. 


Kent merkezine de yasak

Şırnak Valiliği tören öncesinde kente giriş çıkışları "İkinci bir emre kadar" yasakladı. İçişleri Bakanlığı'nın talimatına göre, kente sadece il nüfusuna kayıtlı olanların alınmasına karar verildi. Cenaze töreni için kente gelmek isteyenler ise geri çevrildi. 


Sadece anneye izin

Törene katılmak isteyen DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, DBP Eşbaşkanı Emine Ayna, HDP'li milletvekilleri ve katledilen DBP PM üyesi Sêvê Demir'in ailesinin de bulunduğu grubun önü Eruh yolu üzerindeki Aslan Başer Jandarma Karakolu önünde kesildi. "Ankara'dan kesin talimat var" denilerek yolları kesilen gruptan sadece Sêvê Demir'in annesi Sakine Demir'in Şırnak'a girişine izin verildi. 


On binler yürüdü

Yasak öncesi Şırnak'ta bulunan HDP milletvekilleri Leyla Birlik, Mahmut Toğrul, Müslüm Doğan ve Mehmet Emin Adıyaman'ın katıldığı tören ablukadan dolayı saatler sonra başlayabildi. Şırnak Devlet Hastanesi morgundan cenazeleri alan on binler Naralo Mezarlığı'na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca sık sık "Şehîd namirin", "Bijî Serok Apo" ve "Kürdistan faşizme mezar olacak" sloganları atılırken; "Kahkahalarımızla tankları susturup, tohumlarımızla yeşerecek, baharı soluk soluğa getireceğiz" pankartı açıldı. 


Yüz yıllık kefeni yırttılar 

Mezarlıkta düzenlenen törende konuşan Botan MEYA-DER Başkanı Mele Kasım Yiğit, "Şehitlerimiz bize biçilen yüzyıllık kefeni yırttılar. Bize biçilen bu kefende ne insanlık, ne din ne de vicdan vardı. Ama şehitlerimiz beyaz kefenleri giyerek o yüzyıllık kölelik kefenini yırttılar" dedi. DBP İl yöneticisi Yahya İdin direnişten asla vazgeçmeyeceklerini belirtirken, HDP Milletvekili Leyla Birlik şöyle konuştu: "Onlar bilsin ki; Sêvê'nin gözleri, Pakize'nin yüreği ve Fatma'nın gülüşüyle mücadelemiz sürecek, daha da büyüyecek. Asla boyun eğmeyeceğiz."


Binlerce Sêvê yetişiyor

Katledilen 12 kişinin aileleri adına DBP PM Üyesi Sêvê Demir'in annesi Sakine Demir konuştu. "Çocuklarımız başlarını eğmedikleri için katledildiler. 4 parça Kürdistan için direndiler. Barış için şehit düştüler. Halkları için mücadele ettiler" diyen Demir, cenaze törenine katılan on binlere şöyle seslendi: "Onları öldürmüş olabilirler ama mücadelelerini öldürebildiler mi? Bakın binlerce Sêvê, Pakize ve Fatma yetişiyor. Şehit namirin, şehit namirin, şehit namirin! Mücadeleleri sürecek. Önder Apo'nun başı sağolsun. Önder Apo'nun eli tutulmadan barış asla gelmeyecek." 

Yapılan konuşmaların ardından Botan şehitleri, sloganlar eşliğinde toprağa verildi. 


Yaşlı Malazgirt'te uğurlandı

Cizre'de katledilen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğrencisi Tayfun Yaşlı'nın cenazesi ise doğum yeri olan Malazgirt'in Şebo (Adaksu) köyünde toprağa verildi. Törende konuşan Yaşlı'nın babası Ethem Yaşlı "Şehit sadece benim şehidim değil tüm Kürdistan'ın şehididir" diyerek törene katılan binlerce kişiye seslendi. 


 ŞIRNAK




Ailesine bakıyordu



Cizre'de 9 Ocak gecesi katledilen ve dün abluka nedeniyle Şırnak kent merkezinde defnedilebilen Şükrü Coşkun, 1993 yılında köyü devlet tarafından yakılan bir ailenin çocuğuydu. Ağabeyi Ali Coşkun, kardeşinin katledildiği haberini televizyondan öğrenmiş. "1993 yılında Şırnak merkeze bağlı köyümüz Dêrşewe'yi yaktılar. Bizler de göç ederek Cizre'ye yerleştik" diyen Coşkun, 1996'da babalarını kaybettikten sonra aileyi kendisi ve kardeşi Şükrü Coşkun'un geçindirdiğini belirterek, "5 kardeşiz. Üç kardeşim engelli. Ben ile Şükrü sağlamdık. Bizler bakıyorduk ailemize. Ayakta durmaya çalışıyorduk. Ama bu kardeşimizi katletmeleriyle belimizi kırdılar. Kanı yerde kalmayacak inşallah. Kürt halkının başı sağ olsun" dedi. 


4 çocuk babasıydı


10 Ocak'ta Cudi Mahallesi'nde önce yaralanan ardından bedenine kurşun yağdırılan Ahmet Zırığ'ın (35) kardeşi İhsan Zırığ ise ağabeyinin tek "suçunun" Kürt olmak ve toprağını terk etmemek olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "4 çocuğu vardı. 2'si kız 2'si erkek. Fakir bir insandı kardeşim. Zor bela bir ev yapmıştı kendisine onu da yaktılar. Artık bütün Kürtlerin ayağa kalkması gerekiyor. Başka türlü bu katliamlar durmayacak."


Haklı davanın şehidi


Dün son yolculuğuna uğurlanan 24 yaşındaki Murat Egül'ün ağabeyi Emin Egül'ün anlatımına göre Egül, bir pastanede çalışarak ailesinin geçimine katkıda bulunuyordu. Emin Egül, "Evimizi tankla vurdular. Orada da kardeşim katledildi. Kardeşim bu halkın haklı davası uğrunda öldü. Halkımızın başı sağ olsun" diye konuştu. 


Êdî bes e!


Murat Egül'le birlikte katledilen Murat Ekinci'nin (22) ağabeyi Emin Ekinci, "Yetmedi mi bu kadar ölüm" diye sorarak şunları söyledi: "Bütün Kürtlere çağrım, hep birlikte ayağa kalkmaları ve bu zulme karşı çıkmalarıdır. Çok büyük bir zulüm var halkımızın üzerinde. Doğrudur, bugün kardeşimiz katlettiler yarın başka birinin kardeşini katledecekler. Bu zulüm nereye kadar sürecek? Ne hakları var, hepimizi göçertiyorlar, evlerimizi yakıyorlar, insanlarımızı katlediyorlar. Yetmedi mi artık..."