
Ülkelerin rolleri netleştirildi
Konuyla ilgili açıklama yapan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Alistair Baskey, "Toplantı, koalisyonun inşa edilmesi ve her ülkenin kapasitesinin geniş stratejiye entegre edilmesi için devam eden çabaların bir parçası" dedi. Zirvede koalisyonda yer alan ülkelerin yapacakları masaya yatırıldı ve rolleri netleştirildi.
Obama'nın sınavı
DAİŞ ile mücadele ABD Başkanı Obama için, iç siyaset açısından da önem taşıyor. Yaklaşık üç hafta sonra ABD'de yapılacak Kongre seçimleri, Obama’nın liderliğinin test edileceği önemli bir sınav niteliğine sahip. Obama bu sınavdan önce Amerikan kamuoyu ve ortaklarına DAİŞ ile mücadeledeki kararlığını göstermek istiyor.
ABD Ankara'yı yanında istiyor
Obama, DAİŞ ilerleyişinin ardından kurulan geniş çaplı koalisyonun yürüteceği dört basamaklı planı duyurmuştu. Planın içerisinde, DAİŞ hedeflerine yönelik hava saldırıları, Suriyeli yandaş muhaliflerin eğitilmesi, çete örgütün mali kaynaklarının kurutulması ve insani yardım faaliyetleri yer alıyor. DAİŞ'le mücadelede ABD'nin müttefiki ve NATO partneri Türkiye'nin oynayacağı rol önemli ancak Ankara'nın öncelikli hedefi DAİŞ'le mücadele değil, Ankara'nın iki stratejik hedefi var: Esad rejimini düşürmek ve Rojava Devrimi'ni boğmak. Bunun için de üç şart öne sürüyor. Uçuşa yasak bölge, o bölgeye paralel güvenli (tampon) bölge ilan edilmesi ve eğit-donat anlayışıyla Suriye ve Irak’ta yandaş muhalif unsurların hem eğitilmesi hem de modern silahlarla donatılması.
Kirli pazarlık sürüyor
ABD ise uçuşa yasak bölge ve tampon bölge meselesine sıcak bakmıyor. Seçim arifesinde Obama yönetimi, Suriye'de Esad'ı hedef alan bir operasyonun içinde olmak istemiyor. Zira bu durumda karşısına İran ve Rusya çıkacak. O nedenle de stratejisini Türkiye'nin aksine DAİŞ'le mücadelede tutuyor. Washington ile Ankara arasında sıkı bir pazarlık süreci devam ediyor. Bu zirve öncesi Obama'nın özel temsilcisi John Allen ve yardımcısı Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı McGurk Ankara'da Genelkurmay Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere üst düzey yetkililerle temaslarda bulundu. Görüşmelerden iki ülkenin DAİŞ'e karşı ortak bir askeri plan oluşturması kararı çıktı. Plana şekil vermek üzere bugünlerde Türkiye'ye ABD'li uzmanlardan oluşan yeni bir heyet daha gidecek.
AKP'nin tampon bölge ve uçuşa yasak bölge taleplerine sıcak bakmayan ABD'nin amacı Türkiye'nin askeri varlığı ile İncirlik Üssü'nü kullanmak ve yandaş muhaliflerin eğitilip donatılmasına Ankara'nın da dahil edilmesi.
İncirlik karşılığında ne verildi?
Obama'nın danışmanlarından Susan Rice'ın açıklamalarından bu konularda Türkiye ile bir mutabakat sağlandığı anlaşılıyor. Ancak AKP hükümeti yetkilileri, İncirlik Üssü'nün kullanıma açılmasını kabul ettiklerini inkar ederek, ortağı ve tetikçisi DAİŞ'e mesaj veriyor. ABD ise İncirlik karşılığında Türk devletine ne verdiğini gizliyor. Anlaşılan ABD bir kez daha çıkarlarına Kürtleri kurban etti. ABD'li yetkililerin "Kobanê düşebilir" demesinin altında da bu kirli pazarlık yatıyor.
YPG: Sonuna kadar direneceğiz
Kürtlerin sembol kenti Kobanê tam bir aydır DAİŞ kuşatması altında. Tank ve topla saldıran DAİŞ unsurlarına karşı hafif ferdi silahlarıyla, üstelik dışardan hiç bir yardım almadan savaşan YPG, Kobanê’yi son bir kişi kalsalar da savunacaklarını belirtiyor.
Anti tank füzeleri hayati önemde
Koalisyonun hava bombardımanları kısmen YPG'nin elini rahatlatsa da uzmanlar hareketli savaş tarzına sahip ve bombardımanlara uyum sağlamış olan DAİŞ'in ancak ve ancak karadan mücadeleyle yenilebileceğini dikkat çekiyor. Bunun için de YPG'ye anti tank füzeleri dahil ağır silahların satılması hayati önemde. Musul'u iki günde almış, Bağdat'ın kapısına kadar dayanmış DAİŞ'e karşı 30 gündür verdiği amansız mücadeleyle vicdanı olana herkesin gönlünde taht kuran ve hayranlık uyandıran YPG birlikleri, modern silahları olmadığı için tankları kimi zaman fedai eylemlerle imha ediyor. YPG komutanı Arîn Mîrkan'ın bedenine sardığı bombaları DAİŞ'in tankında patlatması savaşın en ön safında yer alan Kürt kadınlarının Kobanê'yi teslim etmeyeceğini ortaya koydu.
Kobanê de öncelik olmalı
Kürtler destansı bir direnişle hem ülkelerini hem de Ortadoğu'nun geleceğini DAİŞ karanlığından kurtarmaya çalışırken ABD için ise Kobanê öncelikli değil. Bunu hem ABD Dışişleri Bakanı John Kerry hem de Savunma Bakanı Chuck Hagel bir kaç kez tekrar etti. ABD, Kobanê'nin düşürülmesini bekler bir halde sadece olanları izliyor. Kürtler ile dostlarının tüm dünyada sokağa dökülmesi ardından Kobanê'deki DAİŞ mevzilerini gündüz ve etkili bir şekilde bombalamaya başlayan ABD öncülüğündeki koalisyon, hava bombardımanlarını sürdürüyor. Ancak ABD Savunma Bakanlığı, DAİŞ'e karşı sahada birlikte çalışacakları yetkin bir gücün olmaması halinde hava saldırılarıyla elde edilecek başarının sınırlı olacağını ve Kobanê'nin kurtarılamayacağını savunuyor. Oysa YPG ve PYD birçok kez DAİŞ'e karşı mücadelede ABD ve Avrupalı askeri güçlerle bir koordinasyon içinde çalışmaya hazır olduğunu bildirdi. Buna karşın ABD ile müttefiklerinin Rojava'da, Kobanê'de ve Irak'ta peşmergeyle birlikte DAİŞ'in vahşi saldırılarına direnen YPG'yi görmezden gelmesi ve ambargo uygulaması tepki topluyor. Kobanê'ye tüm gücüyle saldıran DAİŞ’e yönelik ABD'nin öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava saldırılarını yetersiz bulan analistler de Kobanê'nin düşmemesi için Batılı ülkelere daha etkili operasyonlar düzenlemesi ve YPG'yle işbirliği yapması çağrısı yapıyor.
Yarın çok geç olabilir
Kürtler ile ABD'li Ortadoğu uzmanları dahil olmak üzere çok geniş bir çevre "yarın çok geç olabilir" diyerek, Kobanê'ye bir an önce ciddi manada destek verilmesi gerektiğini defaatla ifade ediyor. Talepler net: Bombardımanlar daha da etkili hale getirilmeli, Kobanê başta olmak üzere Rojava üzerindeki ambargo kaldırılmalı, DAİŞ'e karşı direnen YPG'ye derhal silah verilmeli, katliam tehdidine karşı insani yardım koridoru açılmalı, savaşta yaralananlar pazarlık haline getirilmeden Türkiye sınırında kurulacak Sahra hastanesinde tedavi edilmeli.
Kamuoyu YPG'den yana
Üstelik bu talepler ABD ile Avrupa ülkelerindeki kamuoyu nezdinde de gün geçtikçe daha fazla taraftar topluyor. Obama yönetimine bu yönlü baskılar artmaya başladı. Beyaz Saray sitesinde devam eden "YPG'ye silah verilsin" talepli imza kampanyasına ilginin oldukça yoğun olması da kamuoyunun Kürtler'den yana olduğu gösteriyor. Üstelik bu sadece ABD'de böyle değil Fransa, İngiltere ve Almanya'daki hükümetler de kamuoyu ile basının "DAİŞ'e karşı YPG'yi ve Kobanê'yi neden desteklemiyorsunuz" sorularıyla karşı karşıya.
Fransa da eleştirilerin hedefinde
"Kobanê için harekete geçiyoruz" deyip, Türk devleti ile Kürtlerin "işgal girişimi" olarak nitelendirdiği tampon bölge konusunda mutabakata varan Fransa da eleştilerin hedefinde. İktidardaki Sosyalist Parti'nin (PS) Paris Bölgesi Başkan Yardımcısı Julien Dray da Kobanê karşısındaki uluslararası tutumu "ikiyüzlülük" olarak tanımlayarak, Kobanê'nin "küçük bir Stalingrad" olduğunu söyledi. France Inter radyosuna konuşan eski milletvekili Dray, "Eğer Kobanê bu grubun (DAİŞ) zaferi haline gelirse, tüm uluslararası koalisyona karşı bir zafer olur” uyarısında bulundu. Kürtlerin taleplerine destek veren Dray, "Suriye Kürtleri basit bir şey istiyor: Ağır silahların Kobanê'ye girişini püskürtmek için anti tank silahların kendilerine verilmesi" dedi. Başta Liberation gazetesi olmak üzere bir çok Fransız gazetesi de destek verdikleri Kobanê'yi "şehit kent" olarak ilan etti.
Hollande: Kobanê sembol!
Türkiye ile Kürtlere karşı işbirliği yapan ve şimdiye kadar sadece Irak'taki DAİŞ mevzilerini vurmakla yetinen Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ise eleştirileri savuşturmak için Kobanê'yi destekleyen açıklamalarda bulundu. Hollande dün Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde yaptığı konuşmada, ilgili tüm ülkelerin uluslararası koalisyonunun da ötesinde DAİŞ'e karşı mücadeleye katılmaya çağırırken, "şehit kent" dediği Kobanê'nin bu savaşın sembolü olduğunu söyledi.
Kürtlerin talepleri net
Kürtler ile öncüleri ise ABD ile Batılı müttefiklerinden sözden ve methiyelerden ziyade pratik adım bekliyor. Bunun için de Batılı ülkelerden Kürtleri dışlayan iflas etmiş politikalarından vazgeçmesini, Rojava'ya yönelik ambargonun kaldırılmasını ve Kobanê başta olmak üzere bir çok yerde çete örgüte karşı direnen YPG'ye bağlı güçlere acilen askeri destek verilmesi isteniyor.
HABER MERKEZİ
Bombardıman arttırılmalı
ABD öncülüğündeki koalisyonun Suriye, Kobanê ve Irak'ta DAİŞ'e yönelik hava operasyonları sürerken bu operasyonlar şu ana kadar beklenen sonucu verebilmiş değil. DAİŞ'in özellikle Irak’ın Sünni Anbar eyaletindeki ilerleyişi hava operasyonlarına rağmen devam ediyor. DAİŞ'in hedefinde şu anda Bağdat var. Çete örgütün hedefi stratejik öneme sahip Bağdat Havaalanı'nı ele geçirmek. ABD buna kesinlikle izin vermeyeceklerini belirtiyor. Irak ordusuna destek için bölgedeki hava operasyonları devam ediyor. Ancak gerilla tarzı hareket tarzına sahip olan DAİŞ karşısında hava bombardımanlarının etkisi sınırlı. Irak ordusunun stratejik yerleri DAİŞ'e kaptırması ya da vermesi de çete örgütün güçlenmesine ve yeni mevziler ile silahlar elde etmesine neden oluyor. Peşmerge ile YPG ve HPG güçleri; Maxmur, Kerkük, Cezaa ve Rabia hattında DAİŞ'e karşı ortak bir direniş hattı örmüş durumda. Ancak DAİŞ karşısında merkezi hükümete bağlı Irak ordusunun basiretsizliği Kürt güçlerin kazanımlarını da tehdit eder hale geldi.
Kürtler memnun
ABD'nin öncülüğündeki koalisyon ülkeleri son günlerde Kobanê'ye yönelik hava bombardımanlarını ise arttırmış durumda. Bunda Kobanê için tüm dünyada ayağa kalkan Kürtler ile dostlarının eylemleri etkili. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Pazar ve Pazartesi günü Kobanê çevresindeki DAİŞ mevzilerini hedef alan 7 hava saldırısının gerçekleştirildiğini duyurdu. Bombardımanda DAİŞ kontrolündeki beş bina ile bir makinalı tüfek mevziinin ve bir muharebeye hazırlık alanının vurulduğu açıklandı. Koalisyon Rakka’daki bir karargahı da hedef aldı. Hava saldırılarından memnun olan Kürtler bombardımanların daha da yoğunlaştırılarak devam ettirilmesini talep ediyor.