Kürdistan, Türkiye ya da Ortadoğu’da şu an en zor meslek nedir dense? Herhalde hiç kimsenin zorlanmadan, ortak vereceği cevap ‘Politikacı’ olacaktır. Özellikle dünyanın bu coğrafyasında yaşamak ve politika yapmak her zaman zor olmuştur. Yaklaşık yarım yüzyıldır dünyada trend politikada şeffaflık iken, Ortadoğu’da politika bundan nasibini hiç almadı. Söylenenleri temel veri alarak analiz yapmak mümkün değil. Hiç mümkün de olmadı, olmayacak gibi de… Kendi dinamiklerini temel veri alırsanız da sağlıklı bir analiz mümkün değil. Yoksa Washington’a yapılan politik seyahatleri nasıl yorumlamak lazım. Kısacası ‘Misteruiz’ bir yapı…
Irak’tan Saddam’ın gitmesi ile içine girdiğimiz yeni süreçte her şey daha bir zorlaştı ve complex bir durum aldı. Daha da complexleşti çünkü, Ortadoğu’da bir taş daha yerinden oynatılıyor. Politikacılık mesleğinde dünyaya parmak ısırtan Baba Esad’ın kurduğu, ve oğul Esad’ın devam ettirdiği düzende sallanıyor.
Bu coğrafyanın orta yerinde de Kürtler var…
1923’te Lozan’da cetvelle Ortadoğu’da sınırlar çizilirken, Kürtler yoktu… Vardı…yoktu… Şimdi Kürtler Ortadoğu’da örgütlü büyük bir güç. Hatta var olan bazı devletlerden daha örgütlü ve daha güçlü… Kıyaslamak doğru mu? Ancak var olan bir gerçeklik. Gücünü de bana göre Ortadoğu’da en demokratik örgütlenme olmasından alıyor.
Kürtler örgütlü, Ortadoğu’da, var olan diğer örgütlü devlet ve devlet olmayan yapılara göre en demokratı bu nedenle de en güçlüsü denebilir… Ancak en zor durumda olanı da…
Bu zorlukları ve çelişkileri sıralarken, cevabını ancak zamanın belirleyeceği birçok soruyu da yazının ebatı çerçevesinde sormak-sorgulamak zamanıdır. Her kısa cümlede durumu özetleyebilecek miyim? Yazının sonunda belli olur.
Bir: Kürtler Ortadoğu’da örgütlü, ancak bu örgütlülük şimdilik iki başlı. Biri dünyada kısmen tanınan Güney’deki örgütlülük, ikincisi resmen tanınmayan ve dört parçada örgütlü olan PKK. İkili olmanın en büyük zorluğu dış müdahalelere açıklığıdır. Bu iki gücün arasındaki ilişkiler Kürtlerin bu yüzyılı nasıl geçireceğini belirler. İkisinden birinin yapacağı hata, diğerinin de yaşamını kısaca bir bütün olarak Kürtlerin kaderini belirler. Birinin yaşam garantisi diğeridir. Dört parçadaki durumdan ikisi sorumludur.
İki: İran ilk kadın Kürt gerillasını idam ederek, Kürtlere karşı yeni süreçte tavrının ne olacağını netleştirdi… Güney ve Kuzey Kürtlerinin örgütlü yapısının ortak tavrı Kürtlerin İran’da kaderini belirleyecek. Bu çok karmaşık ve complex olan durumda, ortaklaşmayı iki örgüt nasıl sağlayacak…
Üç: Halep’te güçlü bir bomba patladı, hemen ertesinde iki Türk gazeteci serbest bırakıldı. Tesadüf değildir… İlişkiler hem çok karmaşık hem de bu kadar açıkken, iki örgütlü güç, Suriye’de Kürtlerin geleceğini belirlerken, ortaklaşmayı nasıl sağlayacaklar…
Dört: Ortadoğu yeniden yapılanırken, Kerkük ve Musul’un geleceği gizli ajandalarını belirleyen TC’de, kuzey Kürtlerinin örgütlü güçleri, hem Kuzey Kürtlerinin hem de Güney’in çıkarlarını nasıl ortaklaştıracaklar…
Kısa vadede Kuzey Kürtlerinin kaderini belirleyecek olan yeni anayasa tartışmalarında, TC’nin kırmızı çizgileri aşağı yukarı belli oldu. TC’nin içinde bulunduğu müthiş bir kaos ortamı var. Bu kaosu da belirleyen Suriye’deki gelişmeler ve değişimler gibi gözüküyor. Her şey çok değişken, her şey bir gün sonra zıddına dönüşebilir… Garip bir kaos.(Bir yerde kaos varsa her zaman bunu yürütenler de vardır…) Yeni anaysa çalışmaları bu kaos içinde yürütülüyor. Bu anayasa tartışmalarında KCK Hukuk Komisyonu beklentilerini açıkladı. Minimalist olan bu talepler, Kuzey Kürtlerinin var olan gücüne paralel değil. Total güce paralel olmayan bu talepler birçok soruyu da beraberinde getiriyor.
Uzun vadede total Kürt mücadelesinde bir karşılığı olmayan, bu talepler kısa vadede Kürtler için ne ifade ediyor..? Bu iki örgütlü gücün ortak tavrı mı..?
Bu, Kürt ulusal mücadelesinde bir adım… İyi mi…doğru mu..? Zaman gösterecek…
Ancak gerilla savaşının devam edeceği anlamına geliyor? Yanılıyor muyum?....
Kürtler ve gizli ajandalar