Geçen hafta Demokratik Birlik Partisi (PYD) 6. Kongresini, Kürt Ulusal Kongresi (KNK) ise 15. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi.
Her iki toplantıya da damgasını vuran gündem Kürt ulusal birliğiydi. Hem PYD Kongresi hem de KNK Genel Kurulu’nda demokratik ulusal birlik konusunda önemli tartışmalar yürütüldü, tarihi kararlar alındı.
Her iki kongreye de dört parça Kürdistan’dan onlarca parti, demokratik kurum-kuruluş ve şahsiyetlerin yanı sıra Kürt dostları katıldı.
Toplantılarda dikkat çeken detay ise KDP’nin tutumu oldu.
Neydi bu detaylar?
Birincisi, PYD Kongresi'ne katılan KDP temsilcisinin Kürtçe değll, Arapça konuşması...
Hem de Rojava’da yüzlerce okulun anadilde eğitime başladığı, Bakur’da Kürtlerin Kürtçe eğitim için direndiği günlerde...
KDP elitinin bu davranışı sanırım KDP’ye oy veren Güney Kürdistanlı halkımızı da rencide etmiştir. KDP, bu şekilde kime ne mesaj verdi bilemem ama bu davranışlarıyla KDP’ye de zarar verdikleri kesindir.
KDP temsilcisine ilk tepkinin (hem de kongre esnasında) YNK Polit-Büro sorumlusu Melê Bahtiyar’dan gelmesi, çok anlamlı ve önemliydi.
İkincisi detay ise, AKP kongrelerine katılmak için birbiriyle yarışan KDP elitinin, KNK Genel Kurulu’na temsilci göndermemesi...
Elbette bu tutum da yanıtsız kalmadı. KNK Genel Kurulu’nda da KDP’ye tepkiler yükseldi...
Uluslararası ve bölgesel güçlerin pür dikkat kesildiği Kürdistan’daki mücadelenin, Kürdistan’ın ve bölgenin geleceğinin masaya yatırıldığı bu toplantılar, Kürt güçlerinin ortak siyasetini belirlemek açısından çok önemliydi ama öyle anlaşılıyor ki KDP elitleri bunu pek önemsemiyor. KDP’li seçkinler, Kürt sularında değil başka sularda yüzüyor çünkü. Kürt denkleminde değil, başka denklemlerde kendilerine yer bulmak istiyorlar.
Ama dedim gibi bunlar detay artık...
KDP eliti halihazırda var olan tutumuyla partilerini Kürtler için bir detay haline getirdi. Kürtlerin can kulağıyla dikkat kesildiği her iki toplantıdaki tutumu elbette ki Kürtler çok iyi anlıyor.
Dört parça Kürdistan’dan başlıca siyasi partilerin ve örgütlerin her iki toplantıda yekvücut halinde "birlik" olması, bu bütünlüğün güçlendirilmesi mesajı, aslında ulusal birliğin sağlandığını gösteriyor.
Önemli olan, odaklanılması gereken husus bu.
Halk birlik olmuş durumda. Kürdistan’daki partiler birlik olmuş durumda. Amed ve Efrîn kadar Mahabad, Zaxo ve Hewlêr’de yaşayan Kürtlerin de yüreği Şengal’de, Rojava’da ve Cizre’de atıyor...
Tek yürek olmanın tek istisnası ise KDP’nin imtiyazlı zümresi ve ranttan nemalanmak için bunların etrafında kümelenen bir avuç çevre...
Peki KDP’li seçkinlerin bu yaklaşımının bir anlamı var mı?
Elbette ki var.
Kürt birliği açısından değil ama KDP açısından çok önemli. Bu tutumun her şeyden önce KDP’ye zarar verdiğini tekrarlamakta fayda var.
KDP eliti, safını netleştirmiş oldu. Kürt tarafında yer almadıklarını deklare etmiş oldular.
KNK Genel Kurulu’na mesaj gönderen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık "demokrasi" vurgusu yaparken, PKK Yürütme Komitesi üyesi Murat Karayılan ise içerisinde bulunduğumuz dönemi "Özgür Kürdistan’ı kurma süreci" olarak tanımladı.
Peki KDP bu sürecin neresinde?
İçerisinde olmadığı kesin.
Demokrasi konusunda ise KDP eliti çoktan sınıfta kaldı.
Halihazırda devam eden Güney Kürdistan başkanlık seçimlerinde yaşanan kriz, kibirli ve demokrasi anlayışı ile kültüründen uzak oluşun somut örneği...
PKK, YNK, Gorran, PJAK, PYD, DTK başta olmak üzere, dört parça Kürdistan’dan 40’tan fazla partinin ortak paydada buluştuğu bir dönemde artık KDP’nin nerede durduğunun çok bir önemi kalmıyor.
KDP eliti, bırakalım Kürdistan’ın bütününe yönelik siyaset yapmayı, ulusal siyasette belirleyici olmayı, Güney Kürdistan’da bile siyaset yapma kabiliyetini ve gücünü kaybediyor.
KDP’li yöneticiler, KDP siyaseti, hakimiyetinin olduğu Güney Kürdistan kentlerinde bile halkın büyük tepkisini topluyor.
KDP’nin Kürt diplomasisi üzerindeki tekeli kırılmış durumda. Uluslararası güçler için tek dayanak noktası değil artık.
Bütün Kürt örgütleri çözüme odaklanırken bu seçkinler sorunlara odaklanıyor çünkü. Bu zihniyet, KDP’yi Güney Kürdistan siyasetinde bile yalnızlaştırıyor. Tek dostları olan AKP’nin ise suyu ısınıyor.
Sonuç olarak, her iki kongrenin gündemi ve bileşimi, dört parça Kürdistan’da birlik ruhunun oluştuğunu gösterdi. KDP’nin bu birliğe dahil olup olmayacağı ise artık Kürtlerin değil KDP elitinin sorunudur. Çünkü boşuna akıntıya kürek çekiyorlar. Özgürlüğün birlikten geçtiği konusunda KDP tabanı da dahil herkes hemfikir. Çünkü Kürtlerin başarıya yürüdüğü bir süreçteyiz. Kürtler dört parça Kürdistan’da gümbür gümbür özgürlüğe yürüyor. KDP eliti, bu gerçeği daha ne kadar görmezden gelebilir?