Son seçimlerin ardından 20'ye yakın DBP'li belediye eşbaşkanı uydurulmuş gerekçelerle siyasi soykırım operasyonlarının hedefi olup rehin alındı. Bazıları, İçişleri Bakanlığı marifetiyle görevden alındı. Bu uygulama devam ederken, AKP hükümeti yeni bir hazırlığın içinde olduğunu duyurdu. Buna göre artık eşbaşkanı görevden alınan belediye kayyuma devredilecek. DBP'li belediyelerle ilgili bu hazırlıklar sürerken Türk Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla HDP Eşbaşkanları ile bazı milletvekillerinin tasfiyesi için hem yargı hem de yasama harekete geçirildi. Devletin topyekün savaşın "verimliliği" için bir master planı hazırladığı da ortaya çıktı.

Erdoğan'a aşkını itiraf edip Şems-i Tebrizi'si olduğunu deklare eden Ethem Sancak'ın patronajındaki Star gezetesinden Nevin Bilgin'in haberine göre AKP Yerel Yönetimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Büyükşehir Yasası’nda değişiklik öngören kanuna, DBP’li belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine merkezden kayyum atanmasını önerecek bir düzenleme ilave etmeyi düşündüklerini söyledi. “HDP’lilere bakıyorum pes diyorum. Ülkeyi bölmeyi çalışıyorlar. Yetkilerini kötüye kullanan belediyeler var. Onun için sınırlandırıcı, kısıtlayıcı güvenlik öne çıkaran yasa çıkarıp yetkileri alalım dersek tüm vilayetlere zulüm etmiş oluruz. İş makinalarını valilik emrine verirseniz Bayındırlık İl Müdürlüğü’ne dönerler. Yerinden yönetime yetkilerin gitmesi lazım” dedi

DBP'li belediye başkanlarının yetkilerinin ellerinden alınması gerektiğini ve onların yerine belediye meclisinden değil, kamudan birisinin atanmasını önerdiklerini ifade eden Özhaseki, “Görevden aldığınızda meclis yerine seçiyor. Çoğunlukta kim varsa onu seçiliyor. Kamu görevlisinin kayyum gibi atanması daha doğrudur” diye konuştu.


Orhan Miroğlu önermişti

Bilindiği gibi bir dönem JİTEM'in işbirlikçisi, ardından da Kamu Güvenliği Müsteşarlığı ve MİT'in emrine giren, böylece milletvekiliği ile taltif edilen AKP'li Orhan Miroğlu, 7 Haziran seçimleri öncesinde yazdığı yazıda, Büyükşehir Yasası'nın Kürtlerin işine yaradığını, merkezi hükümetinin otoritesinin azaldığını ve bunun değişmesi gerektiğini söylemişti. AKP hükümeti DBP'li belediyeleri sınırlamak için yasada değişiklik yapıyor.


HDP'nin terbiye edilmesi

Erdoğan yönetimindeki Türk devleti, diğer yandan da teslim alamadığı HDP, DTK, HDK ve HDP'nin terbiye edilmesi için yeni adımlar attı. 

Türk cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşü tehditlerine devam ederek, HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ için talimat verdiğini itiraf etti. Erdoğan, eşbaşkanların açıklamalarının Anayasa suçu olduğunu iddia ederek, “Bunlar bunun bedelini ödemek durumundadır. Diyarbakır ve Ankara başsavcılıklarının başlattığı soruşturmaları da bu çerçevede değerlendirmek lazım. Dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle başlayacak süreç, inanıyorum ki terörle mücadele açısından ülkemizdeki havayı da olumlu yönde etkileyecektir. Meclis’te 160’ı aşkın dosyaları var. Bunlar gözden geçirildiği zaman neyi kapsıyor, masaya yatırılacak ve ona göre adım atılacaktır” dedi.


Yeterki Kürtler olmasın

Erdoğan, Rojava konusundaki tavrını da sürdürdü. Cerablus'un Kürtler tarafından kurtarılmasını önlemek için ABD'yi ikna etme çabalarına devam edeceklerini kaydeden Erdoğan, bir 'Kürt bandı'nın oluşmasına kesinlikle müsaade etmeyeceklerini tekrarladı.


Yasama da devreye sokuluyor

Erdoğan'ın Enerji Bakanı yaptığı damadı Berat Albayrak'ın patronajındaki Sabah gazetesi de dünkü manşetinde HDP'ye karşı Meclis'in de harekete geçeceğini duyurdu. Sabah'ın haberine göre, HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin dosyaların Meclis Adalet Karma Komisyonu bünyesinde kurulacak alt komisyonda ele alınacağı iddia edildi.

Sabah'ın haberine göre, komisyonun sadece özerlik değil, komisyon gündeminde bulunan diğer dokunulmazlık dosyalarını da mercek altına alacağı ileri sürüldü. Bu kapsamda Demirtaş'ın 6-7 Ekim olaylarında yaptığı açıklamaların da tekrar gündeme geleceği iddia edildi. O dönem Demirtaş hakkında "halkı silahlı isyana teşvikten" soruşturma başlatılmıştı.

Bilindiği gibi HDP Eşbaşkanları hakkında başta Diyarbakır ve Ankara Başsavcılıkları olmak üzere açılmış onlarca soruşturma ve hazırlanıp gönderilmiş onlarca fezleke var. Aynı şekilde son DTK deklarasyonundan sonra yeniden HDP, DTK, DBP, HDK Eşbaşkanları hakkında soruştuma başlatılmıştı.


Dicle: Ders almadıkları görülüyor

DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ve DBP Eşbaşkanı Emine Ayna, dün DTK binasında basın toplantısı düzenledi. Türkiye'de Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana birçok kez tekrarlanan tedip-tenkil-tehcir konseptinin yaşandığını belirten Dicle, "Karanlık bir tablo ile karşı karşıyayız" dedi. 

HDP, DTK, DBP ve HDK olarak yayınladıkları deklarasyonun hem tekrardan görüşme ve diyalogu öne süren bir içeriğe sahip olduğunu hem de Kürtlerin ne istediğinin somut manifestosu olduğunu kaydeden Dicle, "İlgili çevrelerin bu mesajı aldıklarını düşünüyorum" diye konuştu.

Erdoğan'ın, "Eyalet sisteminden korkmamalıyız. Bunlar üniter yapıya ters değildir" şeklindeki sözünü hatırlatan Dicle, "Bu açıklamayı yapan kişi daha üzerinden 3 sene geçmeden, bizim talebimizi ihanet şeklinde değerlendiriyor. Bizim açımızdan bu tanımlama kabul edilemez" dedi. 


'Bizim örneğimizi görün'

Erdoğan'ın "Dokunulmazlıklar kaldırılacak" tehdidine ilişkin de değerlendirmede bulunan Dicle, şunları söyledi: "HDP Eşbaşkanlarının dokunulmazlıkların kaldırılması ile tehdit edilmesi ayrıca düşündürücü bir konudur. 1994 darbesinden bir ders almadıkları görülüyor. Bugün bizler yine Kürt kurumlarının başında sorunun çözümü için çaba sarf ediyorsak, dokunulmazlıkların kaldırılmasının bir çözüm olmadığının en önemli örneğidir. Demek ki çözüm bu değildir. Kürt halkının siyasi temsilcilerini, 94 yılında olduğu gibi ikinci bir kez Meclis'ten kovma hareketi, birliğe değil, bir kopuşa, ayrılığa hizmet eder."


Dinler veya dinlemezler

Atılacak her adımın bir karşılığı olacağını belirten Dicle, şöyle sürdürdü: "Bizi dinler veya dinlemezler, kendilerinin bileceği iş. Biz bunu Türkiye'nin demokrasi güçlerine, tüm kesimlerine not düşmek için bir duyarlılık yaratmak için söylüyoruz. Devletin dikkate alıp almayacağı bizim için ikinci sırada kalır. Bütün bu uyarılarımızın devlet nezdinde karşılık bulup bulmayacağı bir yana, sermaye kesimleri dahil, emek güçleri, demokrasi güçleri dikkate almalıdır. Bir 10 yıl sonra dönüp baktığımızda 'Aklın yolu da dillendiriliyordu' denilebilsin." 


'Kayyum atamak faşizmdir'

DBP Eşbaşkanı Emine Ayna ise devletin savaş ve Kürtleri kırma kararı verdiğini belirterek, Türkiye kamuoyuna çağrı yaptı. Belediyelere kayyum atanması tartışmalarına ilişkin de konuşan Ayna, "Belediyelere kayyum atamak faşizmdir. Halkın iradesini kabul etmemektir" dedi.

Sorulan soru üzerine söz alan Dicle, "Türkiye'nin bir NATO üyesi olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. NATO'nun 5'inci maddesi sık sık gündeme gelir. Ama 5'inci maddenin A şıkkı çok konuşulur. 'NATO'nun bir üyesi saldırıya uğrarsa NATO devreye girer.' B şıkkı ise çok konuşulmaz. B şıkkında da 'Eğer bir NATO devletinde bir iç savaş çıkar ve ülke buna engel olamazsa, NATO buna müdahale eder' deniliyor. Devletler her zaman kendi çıkarlarını düşünürler" diye hatırlattı.


Baluken: Tek tek hesap vereceksiniz

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, HDP ve HDP'lilere yönelik tehditlere Meclis Genel Kurulu'ndaki konuşmasında yanıt verdi. 

Baluken, AKP'lilerin konuşmalarındaki yalan ve yanlışları teşhir ettikten sonra şunları söyledi: "Diğer taraftan, o Kürdistan hayaline gelince; Kürdistan, öyle bir hayal falan değil. Kürdistan, tarihsel, siyasal, coğrafik, sosyal bir realitedir. Bizi tehditle, IŞİD yöntemleriyle diz çöktüreceğinizi sanıyorsanız siz karşımızda diz çökersiniz. Biz diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmeyi yeğlemiş bir siyasi mücadeleyiz. Biz yaşamayı uğrunda ölecek kadar seven bir mücadelenin ardılıyız, direnmeyi yaşamak, yaşamayı direnmek olarak gören bir siyasi partiyiz. Tehditlerinize asla pabuç bırakacak değiliz. Burada, yaptığınız katliamları meşrulaştırmak için gelip 'terörle mücadele' falan demeyin. 70 yaşındaki ana, üç aylık bebek, sağlık emekçisini katletmek insanlığa karşı suçtur ve suçun hesabını vereceksiniz. Bizim pozisyonumuzu, konumumuzu, bizim icazetimizi, muhataplığımızı merak ediyorsanız Dolmabahçe Mutabakatı'ndaki o resme bakın. Muhataplığımız halktan alırız.  O yüzden buraya gelip bize öyle muhataplıkla ilgili çerçeve belirtmeye, sınır belirtmeye gerek yok. Her gün insanlığa karşı suç işliyorsunuz. Ant olsun ki bu suçların hepsinin hesabını tek tek hepinizden soracağız. Yargı önünde, adalet önünde hepsinin hesabını vereceksiniz, hepsini soracağız." 


 ANKARA




Topyekün savaşın master planı


Kürtlerin statü talebini yeni bir tedip-tenkil-tehcir planıyla bastırmayı hedefleyen Türk devleti, savaş unsurlarının yanısıra bütün kurumlarını buna göre dizayn ederek bir nevi Türk sivil kuvvetlerini de oluşturuyor.

İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu tarafından hazırlanan  “Türkiye’nin ilk terörle mücadele master planı”na göre; devletin silahlı güçlerinin yanısıra sivil güçlerin de Kürtlere karşı savaşa nasıl katılacağı belirleniyor. Milliyet'in haberine göre; master planının yürürlüğe girmesiyle birlikte devlet çatısı altında yeralan tüm devlet kurumları savaşa destek verecek. Kurumlar, nerelerde neler yapılması gerektiğini, teori ve pratiği birleştirip planın parçası haline getirecek.

Kamu güvenliği ve düzeni başta olmak üzere, iş, eğitim, sağlık, imar, şehir yapılanmaları, aile ve sosyal politikalar, gençlik ve spor, devletin tüm yatırımları, sosyal yardım projeleri, bu master planı çerçevesinde oluşturulacak ve uygulamaya konulacak. Kurumlar, plan ve programlarını kendileri uygulamalarının yerine master planı çerçevesinde hareket edecek. Her kentin ve yerleşim biriminin kendisine göre bir profili oluşturulacak, ihtiyaçları bu profile göre belirlenecek ve tamamlanacak. Yılın son günü Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında oldukça kalabalık katılımcıyla gerçekleştirilen güvenlik zirvesini yeni master planı çalışması içinde değerlendirmek mümkün.