Tebqa Barajı (Fırat Barajı) QSD tarafından kontrol altına alındıktan sonra Reqa’yı özgürleştirme hamlesi başlayınca Türk devleti, Atatürk Barajı’nın kapaklarını kapatarak Fırat’ın akışını azalttı. Türk devleti, suyu bir silah gibi kullanıyor; Rojava’nın bütün kentleri etkileniyor.

Hesekê’de 4 günde bir mahallelere su ulaşabiliyordu fakat son dönemde su kesildi ve ancak haftada bir su verilebiliyor. Yüksek rakımlı mahallelerde yaşayan yurttaşlar ise ihtiyaçlarına cevap olacak kadar su alamıyor. Hesekê Su kurumu Yönetim Üyesi Kawa Xilêf, günlük olarak 110 bin metreküp suyun yurttaşların ihtiyacını karşılayabileceğini söyleyerek, “Su kesintisi yüzünden şu an 70 bin metreküp su veya daha azı kente ulaşıyor” dedi. Xilêf, kentte aynı zamanda elektrik kesintilerinin de olduğunu belirterek, “Hesekê’deki su ve elektrik ke sintilerinin nedeni, Fırat Nehri sularının Türk devleti tarafından kesilmesidir” şeklinde konuştu.

Efrîn’in Raco ilçesindeki Deama ve Meydan İkbis ovalarında bulunan ayçiçeği tarlaları, El-Eswed suyu ile sulanıyor. El-Eswed suyunun Türk devleti tarafından Hatay’dan kesilmesi üzerine 100 hektarlık günebakan tarlaları büyük hasar gördü.


Sudaki durum nedir?

Fırat ve Dicle, Ortadoğu’nun en uzun ve en büyük nehirleri olma özelliği taşıyor. Fırat Nehri’nin başlangıç noktaları ve başlıca kaynakları Agirî’de Murat Çayı ve Erzurum’da (Avareş) Karasu Çayı’dır. Dicle Nehri ise kaynağını Bakurê Kurdistan’ın Serhed Bölgesi dağlarından ve Xarpêt’teki (Elazığ’daki) Hazar Gölü’nden alır. Fırat Nehri, Rojava, Suriye ve Irak’tan geçerek Basra Körfezi’nde denize dökülür. Dicle Nehri de Başûrê Kurdistanê’den akarak Irak’ın güney bölgesinde Mezopotamya alüvyonlarında Fırat Nehri ile birleşir.

Fırat ve Dicle üzerinde en az 46 baraj var. 8 baraj inşaat halinde ve yapım aşamasındadır. Bu barajlar, bölgenin jeopolitik denetim aracı olarak kullanılıyor:

* Askeri bir eylem olarak su kanalları kapaklarının açılması, 

* Yine askeri bir eylem olarak kapakların kapatılması.

Irak Hükümeti, 1974’te Fırat Nehri’nin Irak’a akışını kıstığı bahanesiyle Tebqa Barajı’nı bombalama konusunda Suriye’yi tehdit etti. Ancak Türk devleti, 1983’te Atatürk Barajı’nın yapımına başladı ve baraj 1992’de çalışmaya başladı. Böylece bölgenin su kaynaklarını kontrol eden en büyük güç haline geldi. 1990’un ortalarında dönemin Türk Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Suriye’nin Kürt Özgürlük Hareketi’ne verdiği desteği çekmesi için ülkeyi zora sokacak olan su akışını azaltma tehdidini dillendirdi. 

Fırat-Dicle havzasında 22 baraj ve 19 HES yapımını amaçlayan Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) bir parçası olan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali, 1.200 MW elektrik üretme kapasitesine sahip olacak. Bu baraj, Batman’ın tarihi ilçesi Heskîf (Hasankeyf) de içinde olmak üzere toplamda 52 köy ve 15 kasabanın sular altında kalmasına neden olacak ve on binlerce insan göç etmek zorunda kalacak.

Ilısu Barajı ve proje kapsamındaki diğer baraj ve HES’lerden en ağır olarak Irak ve Suriye etkilenecek. Bazı tahminlere göre baraj faaliyetleri ve iklim değişikliğinin sonucu olarak 2040 yılı gibi yakın bir tarihte Fırat ve Dicle nehirlerinin denize ulaşması için yeterli su akışı olmayacak.


DAİŞ çetesine de örnek

DAİŞ çetesi de Musul, Reqa ve Minbic’teki baraj ve hidroelektrik santrallerini işgal etti ve bununla barajları patlatma, kapakları açma ve kapatma, sular altında bırakma veya kuraklık oluşturma gibi toplum üzerinde en etkili tehditleri savaş silahı olarak kullandı. Onlarca kilometrelik su kanallarının olduğu alanlarda tarımla uğraşan yurttaşlar, çetelerin baskısı yüzünden tarım yapamıyor ve ekinlerini hasat edemiyorlardı. 

DAİŞ çetesi, Suriye’nin en büyük barajı olan Tebqa Barajı’nı 2013’te işgal edince dengeli bir şekilde elektriği azaltarak vermeye başladı. Esad Gölü’ndeki suyun azalması için de barajın tüm kapaklarını açtı. Böylece göldeki su 6 metre kadar azalarak Halep bölgesinde su kesintisine neden oldu. Zaten zahmetli olan yaşam koşulları böylece daha zorlu hale geldi.

DAİŞ’in kontrol altına almak istediği sadece Tebqa Barajı değildi. DAİŞ, Eylül 2014’te Irak’ın 2. büyük barajı olan Haditha Barajı’nı işgal etmek istedi. Irak güçleri, ABD’nin hava desteğiyle DAIŞ’i bölgeden uzaklaştırarak barajı kontrol altına aldı. 

Ocak ve Nisan aylarında ise DAİŞ çetesi, Irak’ın Felluce Barajı’nın kontrolünü ele geçirdi. DAİŞ, barajın kapaklarını kapatarak barajın kuzey bölgelerinde suyun taşmasına; güney bölgelerine ise su akışının azalmasına neden oldu. Irak hükümetine bağlı güçlerin geri çekilmesi ve üzerindeki kuşatmayı kaldırmak için DAİŞ, Felluce Barajı yakınlarındaki alanları sular altında bırakarak 40 bin insanın göç etmesine neden oldu. Bununla, diğer bölgelere su akışı ve ülkeye enerji dağıtımı kesildi.

DAİŞ, 7 Ağustos 2014’te Musul Barajı ve enerji santralini işgal etti. Bu durum Bağdat, Kuveyt ve Amerika’da paniğe yol açtı. Irak’taki en büyük baraj olan Musul Barajı ve Hidroelektrik Santrali’ni kontrol eden, tüm ülkenin su ve enerji kaynaklarının da büyük bölümünü kontrol altında tutmuş oluyor. DAİŞ, barajın kontrolünü ele geçirdikten hemen sonra ülkenin kuzeyinde yer alan ve DAİŞ’i desteklemeyen köylerin elektriğini kesti. Bu askeri silahın kaybedilmesi, ABD için bölgedeki barajın kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalışan Pêşmergeyi desteklemek için yeterli bir sebep oldu. ABD’nin 2011’den beri ilk defa Irak topraklarını bombalamasının asıl sebebi aslında DAİŞ’in Musul Barajı’nı ele geçirmesiydi. DAIŞ mevzileri günlerce bombalandıktan sonra Pêşmerge barajın kontrolünü sağladı.