Rauf KARAKOÇAN
Uluslararası komplonun başladığı 9 Ekim 1998 tarihinde Başkan Apo Suriye’yi terk etmek zorunda kalmıştı. Komplo öncesi aslında uluslararası bir konsensüs sağlanmıştı. Suriye sınırında yer alan Hatay’da ; komplonun fitilini ateşleyen konuşmayı yapan General Attila Ateş; açıktan Suriye devletini tehdit ederken, doğu Akdeniz açıklarında Amerikan deniz donanması da namlularını Suriye’ye çevirmiş hazır bekliyordu. Tehdit ciddiydi. Tehdittin boyutları bilinenden de büyük olduğu sonradan daha iyi anlaşılacaktı.
Önder Apo dostluğa verdiği büyük önemden dolayı, Suriye’nin zarar görmemesi için ayrılma kararına vardı. Bu kararın zorunluluğu ve iki seçenek dışında alternatifin olmaması ve zamanın ruhu da eklenince risk oranları da hesaba katılarak bir karar verilmiş oldu. Ya Kürdistan Dağlarına doğru yolculuk yapılacak ya da Avrupa merkezlerine çıkış yapılacaktı. Dağın kaldıramayacağı ağır bir saldırı ve imha riski yanında, mücadeleye nefes aldırma ve siyasi çözüm arayışlarına başvurmanın yanı sıra, riskleri barındıran Avrupa yolu arasında tercih yapılacaktı. Bu iki seçeneğin arasında Avrupa’nın tercih edilmesi yine başka bir “dost” güvencesine dayanılarak Yunanistan’a çıkış gerçekleşti.
Tezgah kurulmuştu. Avını bekleyen bir avcı gibi pusuda bekleyen Yunan devletinin “dost” ihaneti beklenmedik bir durum yarattı. Yunanistan’a iniş yapılır yapılmaz sahte dostluğun buz gibi soğuk yüzüyle karşılaşılır. Aylar süren amansız takip ve kovalamaca sürecine tanık olunur. Bir çok devletin bulaştığı, çıkar devşirdiği, büyük ihaleler kapma pazarlığına dönüştürüldüğü, uluslararası komplonun kıskacına alınan Önder Apo dünyada eşine ender rastlanan tekniki ve fiziki takip sonucu Kenya’da yakalanmış, 15 Şubat 1999 tarihinde Türk devletine teslim edilmişti. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit bu teslimatı anlayamadığını itiraf etmişti.
Kürdistan Ortadoğu’nun Gordion düğümüdür.
Gordion düğümü Büyük İskender için kullanılan metafordur. “Düğümü çözen dünyanın hakimi olur” şeklinde yorumlanan bir metafordur. Kaba kuvvet kullanarak sorunu çözme yöntemidir. İskender sefere çıktığında Frigyalıların başkenti Gordion’a “şimdiki Ankara-Polatlı” uğrar. İskender Düğümü çözmeye çalışır fakat başarılı olamaz. Sonunda sabrı tükenir kılıcı ile düğümü koparır. Yine rivayet edilir ki, Büyük İskender kaybetmenin nedenini Gordion düğümünü kaba kuvvet ile çözmesine bağlamaktadır. Akılcı yöntemler yerine zorla, şiddetle, kaba kuvvetle sorunları çözmenin yenilgi anlamına geldiğini bu tarihi anlatımla ifade edilmektedir.
9 Ekim komplosu Kapitalist modernitenin Ortadoğu’ya müdahalesinin başlangıç safhasıdır. Önder Apo’ya karşı zor kullanarak, gayri ahlaki yöntemlerle ve hukuk dışı kurallarla yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesi tarihin tekerrürüdür. PKK ve Önderliğini devre dışı bırakarak Ortadoğu seferini başlatan Kapitalist sistem İskender gibi yenilmiştir. PKK önderliğinin hedeflenmesinde sadece Kürtler yoktur, tüm Ortadoğu halkları vardır. 9 Ekim komplosu, Irak ve Suriye’de süren savaşla devam etmektedir. Bu savaşta başarı yoktur. Aksine, büyük bir yıkım, toplumsal altüst oluş, tahrip edilen tarihi, kültürel miras, yaşamını yitiren milyonlar ve misliyle sakat kalan insanlar. Komplo ile başlayan Ortadoğu dizaynı, çok büyük maddi-manevi yıkımlara yol açmış, onarılması mümkün olmayan büyük felaketler yaşatmıştır
Kürt sorununu katliamla, soykırım uygulamalarıyla çözmeye çalışanların sonu, eninde sonunda Büyük İskender gibi olacaktır. Komplonun başlangıcı olan 9 Ekim 98 den günümüze kadar geçen sürede, önder Apo’nun geliştirdiği tezler komployu boşa çıkardığı gibi karanlık zihniyet yapılarına da ışık tutmuştur. Önder Apo Ortadoğu Gordion’u olan Kürt sorununun çözümünü ortaya koymuştur. Kaba kuvvetle Kürt sorununu ve dolaysıyla Ortadoğu sorununu çözmek isteyen küresel güçler ve bölge devletleri kaybetmeye mahkumdur. Çünkü, Kürt halk önderinin yakalanması ve İmralı adasında çarmıha gerilmesi kapitalist sisteme başarı getirmemiştir.
Uluslararası komplo 20. yılına girmesine rağmen egemen, soykırımcı güçlerin hesapları tutmamıştır. PKK geriletilememiştir, yenilmemiştir. Önder Apo’nun düşünceleri daha derinlikli ve daha geniş etki alanları bulmuştur. Sadece Kürt ve Kürdistan için değil, bütün ezilen halklar için, bütün azınlık inançlar ve etnik yapılar için tek kurtuluş umudu olmuştur.
Önder Apo; uluslararası komplodan düşüncelerini rafine ederek, daha da güçlenerek çıkmıştır. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma olarak formüle ettiği düşünce, toplumsal farklılıkların sorunlarına çözüm üreten tek alternatif olduğunu geçen süre içinde kanıtlamıştır. Sadece düşünceleriyle değil aynı zamanda 20 yıldır hücresinde direnerek pratikte de ispatlamıştır Kürtlere kurulan kapan bozulmuştur. Komplo boşa çıkmıştır. Uluslararası komployu gerçekleştiren tüm güçleri bir kez daha kınıyoruz.