Ortadoğu uzmanı Araştırmacı-Yazar Haluk Gerger, Suriye’de, Güney Kürdistan’daki gibi özerk bir Kürt devleti kurulması korkusu yaşayan Türkiye’nin stratejisini statüsüz Kürt üzerine kurduğuna işaret etti. Ancak Batı Kürdistan’daki Kürtlerin, paralı askerler güruhuna dönüşen Hür Suriye Ordusu’na büyük bir direnç göstermesi üzerine Türk devletinin Patriot isteyerek ABD ve NATO’yu da işin içine çekmeye çalıştığını söyledi. Gerger, Türkiye’nin Barzani yönetimine yakınlaşmasının asıl amacının da Suriye’deki Kürtlere karşı elini güçlendirmek olduğunu söyledi. ABD ile NATO’nun da Suriye konusunda Türkiye’ye “Truva Atı rolü” verdiğini belirten Gerger, “Suriye, Ortadoğu’ya askeri olarak yeniden girebilmek için kullanılan bir araca dönüştü. ABD de Suriye rejiminin düşmesi için uğraşıyor ama yeni aktörlerle eski statüyü kurmak istiyor. Onun için Kürtler gibi halklara değil de eski statüden yana olan güçlere dayanıyor. Kürtler dışlanarak isyanın özündeki devrim çalındı ve işbirlikçi güçler öne sürüldü” dedi.

Gerger, Suriye’deki çatışmalı durumu, Türkiye’nin Kürt politikasının dış politikaya etkisini ve ABD ile NATO’nun tavrını ilişkin görüşlerini Dicle Haber Ajansı’na açıkladı.  Gerger, tarihsel kökenlere bakıldığında Arap isyanlarının iç dinamiklerce örgütlendiğinin görüleceğine dikkat çekti. Ancak, yeni isyan sürecinde emperyalist restorasyon güçlerinin öne çıktığıni ifade eden Gerger, isyanların ardından emperyalizmin Tunus ve Mısır’da diktatörlükleri atmak için rejimin ana güçleri ile işbirliği yapmayı tercih ettiğini bu nedenle de 3 aşamalı bir plan uyguladığını vurguladı: “Mısır’da geçen yıl Mübarek’in devrilmesinin ardından cumhurbaşkanlığına Mursi geldi ama o da geldiği andan itibaren restorasyonun parçası olduğu için gericiliğe düştü. Baktığınız zaman Tahrir Meydanı‘nda bugün yeni bir ileri hamle için isyan devam ediyor. İkinci aşamada emperyalistler, Bahreyn ve Libya’da olduğu gibi isyanlara dolaylı yoldan silahla dahil oldular. Bahreyn’de Suudi Arabistan ezdi ayaklanmayı, Libya’yı ise NATO bombaladı. Üçüncü aşamada ise Suriye’de olduğu gibi hoşnutsuzluğu kendi tekellerine alıp yeni işbirlikçi muhalifler yaratıp iç savaş kışkırttılar ve kendileri de parçası oldu.” 


Suriye araca dönüştü
“Suriye, Ortadoğu’ya askeri olarak yeniden girebilmek için kullanılan bir araca dönüştü” diyen Gerger, “ABD, Türkiye, Katar gibi ülkelerin demokrasi ve insan hakları ile ilgileri yoktur. Zaten bunların kendileri despotik ülkelerdir. Suriye’de aslında isyanların özündeki devrimi çaldılar. Onun demokratik özünü kopartarak, işbirlikçilerin önü açıldı ve böylece emperyalistlerin alana girmesi sağlandı” dedi. “Devrimin demokratik özünü nasıl boşalttılar” diye soran Gerger, yanıtı şöyle verdi: “Suriye’de demokratik özün gereği en fazla desteklenmesi gereken Kürtleri dışladılar. İşte böylece devrimin demokratik özünün çaldılar. Dolayısıyla demokratik meşruiyeti ortadan kalktı ve işbirlikçi güçler öne sürüldü. Şimdi Suriye isyan hareketinden ziyade emperyalist müdahalenin yarattığı kargaşayı yaşayan bir ülke konumunda.”

Hür Ordu özgürlük getiremez

Hür Suriye Ordusu’nun paralı askerler güruhuna dönüştüğünü belirten Gerger şunlara işaret etti: “Bunu emperyalistler yaptı. Özüne girip içini boşalttı. Maceracıları, işbirlikçileri, fanatikleri, demokratik olmayan unsurları öne çıkararak isyanların içini boşaltmak ve gelişmeleri bu silahlı paralı askerler ile kendi denetimlerine almaya çalışıyorlar. Buradan Suriye halkına demokratik bir yönetim çıkmaz. Bakın bundan ABD bile rahatsız oldu yeni muhalefet yaratmaya çalışıyor ama Türkiye halen aynı kafada.”

Türkiye’ye Truva Atı rolü verildi

Türkiye’nin Ortadoğu ve Suriye politikasının iki özü olduğunu vurgulayan Gerger, bunu şöyle özetledi: “Bunun bir tanesi Türkiye’nin çok boyutlu biçimde ABD’nin işbirlikçisi ve taşeronu olmasıdır. Yani Truva Atı görevi görmesidir. ABD bir şey isterse Türkiye onu yapmak zorundadır. Zaten yapmayı da ister. Çünkü bölgenin emperyalist emellerinin taşıyıcısıdır. Ama Türkiye’nin Ortadoğu siyasetini sadece buna indirgeyemeyiz. İkinci ve en önemli boyut Kürt faktörüdür.”

Kürtlere statüsüzlük reva görüldü

Türkiye’nin Ortadoğu ve Suriye politikasını anlamak için devletin kuruluşuna bakmak gerektiğini ifade eden Gerger, 1. Dünya Savaşı sonrası emperyalist güçlerin istikrarsız devletler kurduğuna, Türk devletinin de bu süreçte inşa edildiğine dikkat çekerek, “Kürtlere ise bölünmek ve bölündüğü her yerde statüsüz bir halk olarak kalmak düştü” dedi.

Kürt devleti ihtimali korkutuyor

Kürtlerin Lozan Antlaşması’yla Irak, İran, Türkiye ve Suriye arasında bölündüğünü ve statüsüz bırakıldığını hatırlatan Gerger, Kürtlerin de Ortadoğu’da statü talebi olduğuna ve ilk kopmanın Güney Kürdistan’da özerk bir Kürt devleti kurulmasıyla başladığına dikkat çekti. Türkiye’nin Suriye konusundaki telaşının asıl sebebinin ise burada da benzer bir özerk Kürt yönetimin kurulmasından duyduğu korkuya dayandığını söyledi ve ekledi: “Türkiye stratejisini statüsüz Kürt üzerine kurmuştur. Türkiye’nin egemenleri Kürdistan’ın tarihini iyi kavradığı için her parçada görülen sorunu kendi iç sorunu olarak görüp oraya hemen yöneliyor. Türkiye, bunu Güney Kürdistan’da uygulayamadı çünkü ABD’nin kırmızı çizgileri engel oldu. Şimdi bu kırılma Suriye’de yaşanıyor ve Türkiye ya tampon bölge oluşturarak ya da doğrudan müdahale ile oraya girmeye çalışıyor.”

Türkiye direnç beklemiyordu

Türkiye’nin Suriye konusunda kışkırtmacı olduğunu ve NATO ile ABD’yi de işin içine daha fazla çekmek için uğraştığını söyleyen Gerger, “Çünkü Türkiye Kürdü bastırma üzerine kurduğu siyasette şok ile karşılaştı. Suriye’de böyle bir Kürt oluşumunun ortaya çıkacağını beklemiyordu. Bundan dolayı orada El Kaideciler ile diğer çeteleri desteklemeye başladı. Bundan dolayı ABD ile de arası açıldı. Tabi ABD çeşitli zaaflarından ve askeri problemlerinden dolayı Ortadoğu’da yeni askeri maceraya atılmayı istemiyor. ABD ideolojisine bakmaksızın halktan da korkuyor. ABD’nin Libya’da temsilcileri öldürüldü. Böyle olunca Türkiye, ABD’yi kışkırtmaya çalışıyor. Çünkü kendi başına askeri gücüyle bir şey yapamıyor. Suriye’de oyun içinde oyun oynanıyor. Türkiye gibi İsrail de ABD’yi kışkırtıyor. Çünkü Suriye’nin İran için ayrı bir önemi var.”

Kürtlerin ezilmesi isteniyor

Haluk Gerger, Türkiye’nin kışkırtması sonucu NATO’nun Patriot gönderme kararı aldığını belirterek, “Türkiye’nin istediği çok açık. Ya Suriye işgal edilsin ya da kışkırtmalar yükseltilsin ki sınırda tampon bölge oluşsun. Bir hafta önce Erdoğan, ‘Esad’tan sonra Suriye ordusu dağıtılmamalı‘ dedi. Bu saray darbesidir işte. Bu dağılmasın ki ‘Kürtleri bunlar ezsin’ diyorlar. Zaten muhaliflerin bir kısmı bu kafada çünkü onları Türkiye örgütlüyor. Şimdi ana stratejileri bu. Ancak bu politika kan, savaş ve kaos getirecek.”
Gerger, Türkiye’nin Suriye konusunda rus ruleti oynadığını söyledi.

Mesele Türkiye’deki Kürtler

Türk devletinin, Suriye’de Kürtlerin haklarını kazandıktan sonra kendi içindeki Kürtleri statüsüz bir şekilde tutmasının mümkün olmadığının farkında olduğuna işaret eden Gerger, AKP Hükümeti’nin Mesud Barzani’ye yakınlaşmasının da bununla direkt bağlantılı olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Türkiye zaten sıkışmış. Yani statüsüz Kürt statüsünün yıkılması ile iki parçada (Suriye ve Irak) bulunan Kürtler birleşecek. İran’da zaten Kürdistan kavramı, sosyal ve politik olarak Türkiye’deki gibi değil. Dolayısıyla geriye sadece Türkiye kalacak ve Türkiye kendi içinde bulunan Kürtlerin statüsüz kalmasını sağlayamayacak. Bundan dolayı Türkiye panik içinde. Ancak Kürt direnişi karşısında güçleri de yetmiyor. Tampon bölgede büyük hassasiyetlerin yaşanacağını düşündüğü için şimdi Güney Kürdistan üzerinde oynuyorlar. Eskiden orada ot yetişmesini bile istemezlerdi. Şimdi Suriye’deki Kürtler için Barzani yönetimi üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyorlar. Irak merkezi hükümeti ile Hewlêr arasındaki sorunda Barzani’yi bundan dolayı tutuyorlar.”
Ancak Gerger, Barzani’nin bu oyuna gelmeyeceğini savunarak, “Barzani yönetimi böylesi stratejik ve ulusal bir konuda işbirlikçi ve satma siyasetini uygulamaya koymayacağını umarım. Türkiye zorluyor ama Güney Kürdistan’da muazzam bir direniş tarihi var bundan dolayı buna gelmeyecektir” dedi.


ALPER ATALAY / DİHA/ANKARA