
Fin akademisyen Anne Hakkinen, Finlandiya’da yaşayan Kürtler arasındaki ‘ithal gelin/ithal damat’ evlilikleri üzerinde çalışmalar yürütüyor.
Anne Hakkinen, Jyväskylä Üniversitesi’ndeki Etnoloji bölümünde doktorasını ‘Finlandiya’da yaşayan Kürtlerin Trans-nasyonal Evlilik Pratikleri’ üzerine yapıyor. Trans-nasyonal evlilikler, göçmenlerin kendi anavatanlarından ya da diasporada yaşayıp da yine kendi kültürlerinden insanlarla evlenmesidir. Hakkinen ile araştırması üzerine konuştuk.
Öncelikle çalışmanız hakkında bilgi verebilir misiniz? Doktora çalışmanız için neden böyle bir konuyu seçtiniz?
Doktora tezimde diasporada yaşayan Kürtlerin trans-nasyonal evlilik pratiklerini, sosyal ve kültürel devamlılığı sağlama yöntemlerini ve göçmenlik bağlamında evlilik pratiğinin değişimi üzerine çalışıyorum. Araştırma konum gereğince Finlandiya’da yaşayan Kürtler üzerine detaylı röportajlar yapmakla birlikte istatistiksel verileri de kullanıyorum. Trans-nasyonal evlilikler hakkında daha çok aileler ve kişilerin stratejileri ve motivasyonları ile ilgileniyorum; örneğin bireylerin partner seçimi sırasında ne gibi öncelik ve tercihler belirtebildiklerini, ayrıca cinsiyet ve yaş gibi konularının bu anlamda ne gibi bir önem taşıdığını inceliyorum.
Kürtler üzerine benzeri bir çalışma var mı?
Trans-nasyonal evliliklere odaklanan birkaç bilimsel araştırma bulunmaktadır. Örneğin Türk, Faslı ve Pakistanlı göçmenler ve onların Avrupa’daki nesillerini konu alan, hem istatistik hem de niteliksel araştırmalar mevcuttur. Fakat Kürtlerin evlilik konularını ve trans-nasyonal evlilik pratiklerini konu alan çalışmaların sayısı yetersizdir. İsim vermek gerekirse Barzoo Eliassi ve Ann-Catrin Emanuelsson gibi araştırmacılar, araştırmaları sırasında Kürt diasporasındaki trans-nasyonal evlilikler ve eş seçimi gibi konulara değindiler ama, hiçbir zaman araştırmalarının merkezinde olmadı.
Araştırmanız boyunca kimlerle görüştünüz? Tepkileri neler oldu?
Araştırmamda yer alacak ve söyleşi yapmayı kabul edebilecek insanları aramaya başladığım zaman Finlandiya’daki Kürt dernekleriyle de temasa geçtim. Şu an itibariyle yaklaşık 30 kişi ile -birey, dernek veya diğer- temasa geçtim. Ayrıca 22 kişiyle söyleşi yaptım. Araştırmama karşı insanların farklı tepkileri oldu. Bazıları bu çalışmayı önemli ve ilginç buldu, kimisi de faydasız buldu ya da katılmak konusunda isteksiz oldu. Araştırma insan yaşamının özel ve kişisel alanlarına odaklandığı için bu tepkiler gayet doğal aslında.
Şu ana dek edindiğiniz sonuçlardan biraz bahseder misiniz?
Finlandiya’da Kürt toplumu göreceli olarak küçük. 2010 verilerine göre sayıları 8 bin. Ancak yine de bu rakam, Finlandiya’daki altıncı en büyük göçmen toplumunu oluşturuyor. Finlandiya gibi bir yerde evlenmek isteyen gençlerin gelecekteki eşlerini ararken ülke sınırları dışına bakmaktan başka bir seçenekleri olmayabilir. Özellikle de aynı yaş grubundan ve kültürden gelen eşler bulmak istiyorlarsa. Finlandiya’daki Kürtlerin göçmenlik geçmişi çok da eskilere dayanmıyor. Birçoğu 1990’lardan bu yana zorunlu göçten dolayı siyasi ilticada bulunmuş. Hem istatistiksel olarak hem de söyleştiklerimizin tercihlerinde öncelikle aynı kültürden gelen bir partner ile evlenme isteğinin baskın olduğu görülmektedir. Özellikle kadınlar arasında Kürt bir eş bulma eğilimi açık bir şekilde gözlemlenmektedir. Örneğin Kürtçe konuşan evli kadınların sadece yüzde 1’i Finlandiyalı bir eşe sahip, fakat erkekler arasında bu oran yüzde 12’lere kadar çıkmaktadır. Ayrıca yine istatistikler arasında Kürdistan’ın hangi bölgesinden geldiklerine göre önemli farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin Türkiye Kürdistan’ından göç eden Kürt erkeklerinin yüzde 32’si Finlandiyalı biriyle evlenmiş olmasına rağmen bu oran Irak Kürdistan’ından göç eden erkeklerde yüzde 9’a ve İran Kürdistan’ından göç edenlerde yüzde 4’e kadar düşmektedir. Trans-nasyonal evlilik ve flört durumlarında, sosyal ağ ve internet önemli bir rol oynamaktadır. Gençler internette birbirlerini tanıma fırsatı buluyor. Görücü usulü evlilikler ise basite indirgenmemeli, zira özellikle ‘batılı’ insanlar tarafından genellikle ‘aşk evliliklerinin’ önündeki engel olarak anlaşılmaktadırlar. Birçok bilgi kaynağına göre akrabalar muhtemel eş adaylarını tavsiye edebilmektedirler. Fakat asıl karar genellikle gençlerin kendileri tarafından verilmektedir. Yine birçok bilgi kaynağına göre, gençler birbirlerini kendileri bulmuş olsalar bile, ebeveynlerin onayının uygun bir eş seçimi sırasında oldukça önemli olduğu görülmektedir.
Edindiğiniz bulgular arasında sizi en çok şaşırtan husus veya olay nedir?
Beni en çok şaşırtan şey ise bu trans-nasyonal evlilik hazırlıklarının ne kadar karmaşık olduğunu fark etmiş olmam sanırım. Bireyler ve aileler, ortaya çıkan vize ve benzeri problemleri çözmek için önemli bir miktarda yaratıcılık kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Bir çok farklı yola başvuruyorlar yani. İlk etapta trans-nasyonal evliliklerin sadece Avrupa ülkeleri ve Avrupa-dışı ülkeler arasında (örneğin özellikle Kürdistan’dan Avrupa’ya doğru) olabileceğini düşünebilirsiniz. Fakat, trans-nasyonal evlilikler Avrupa ülkeleri arasında olabildiği gibi Avrupa-dışı ülkeler arasında da yapılmaktadır. Örneğin, Türkiye, İran, Irak ve Suriye Kürdistan’ında yaşayan Kürtler arasında. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki sadece Avrupa’ya göç etmiş erkekler, daha sonrasında kendi anavatanlarından bir eş buluyorlar şeklinde bir tanımlamak mümkün değil. Örneğin Finlandiya’da yaşayan hem Kürt kadınları hem de Kürt erkekleri trans-nasyonal bir şekilde evlenebilmektedirler.
ÖZLEM GALİP