
Mezopotamya Dans Ekibi, Kürtlerin ilk dansçısı olarak bilinen Leyla Bedirxan’ın yaşamını sahneye taşıyor. Amerikalı kadın dansçı Isadora Duncan’a benzetilen Bedirxan, Kürt kadın mücadelesinde de önemli bir figür.
ABD’li modern dans sanatçısı ve koreograf Isadora Duncan, 27 Mayıs 1877’de San Fransisco’da dünyaya gelmişti. Yunan güzellik ideali temelinde klasik konser müziğini dansa dönüştürmüş, klasik balenin muhalifi olarak antik çağın danslarını yeniden canlandırmaya çalışmıştı. Duncan, sahneye her çıktığında seyircileri büyülemişti. Kollarını ve bacakları açık şekilde Eski Yunan giysileri kiton ve tunika içinde, korse giymeden ve çıplak ayakla dans ediyordu. İlerici ve çağına sığmayan bir özelliği vardı. Bu özelliği hem dans sahnesinde hem de özel yaşantısında, O’nu zamanına göre yaşayan diğer birçok dansçıdan ayırıyordu. Tıpkı ilk Kürt kadın dansçı Leyla Bedirxan gibi.
Dans etmekten vazgeçmedi
Bedirxan da, Duncan gibi yaşadığı dönemin insanlarının aksine çağının dışına çıkarak, hem dansın hem de ilerici kimliğinin peşinden giderek, tarih sayfalarında özel bir yer edindi. Yahudi bir anne olan Henriette Hornik ile Bedirxan ailesinden bir bey olan Abdurrezak Bedirxan’ın kızı olarak 1908’de İstanbul’da doğan Leyla Bedirxan, ailesiyle zorunlu bir sürgünden sonra Mısır’a göçtü, babasının ölümü üzerine annesi Henriette Hornik ile birlikte Viyana’da yaşamaya başladı. Viyana’da ilk dans eğitimini alan Bedirxan, ilk kez Viyana Operası’nda sahneye çıktı. Dansçı olduğu için ailesi tarafından dışlansa da dans etmekten vazgeçmeyen Bedirxan, Kürt kimliğini de hiçbir zaman inkar etmedi. Her yerde hiç çekinmeden ve büyük bir gururla Kürt olduğunu vurgulayan Bedirxan, “Arap” olarak ifade edildiği her yerde muhakkak “Kürt” olarak düzeltmekten vazgeçmedi.
Mezopotamya Dans Ekibi de, Kürtlerin “İsadora”sı olarak tanımladıkları Leyla Bedirxan’ın yaşamından yola çıkarak ele aldığı yeni projeyi, Bedirxan’ın o dönemde yaşadığı olayları ve gerçekleştirmek istediği sanatına dair yaşadıklarını sahneye taşıyor. Kadıköy Moda Sahnesi’nde bugün saat 20.30’da izleyici ile buluşacak olan dans gösterisini, dansçılar Yeşim Çoşkun ve Serhat Kural anlattı.
Leyla hiç Kürdistan’ı görmemişti
Bedirxan’ı sahneye taşıma nedenlerini anlatan dans sanatçısı Yeşim Çoşkun, Bedirxan’ın erkeklere ve sisteme karşı hep mücadele ettiğini söyledi. Grup olarak yeni bir proje yapmaya başladıklarında akıllarına “Leyla” geldiğini belirten Coşkun, tüm ekip aynı anda bu fikri ifade edince ortaya Leyla Bedirxan dans gösterisinin çıktığını dile getirdi.
Dans için sadece fiziksel çalışma değil teorik bir çalışma yaptıklarını ve aylar süren bir çalışma yürüttüklerini belirten Çoşkun, o dönemin anlaşılması için bunu yapmak gerektiğini ifade etti. “Leyla hiç Kürdistan’ı görmemişti. Sadece babasının ve dedesinin anlattıklarından Kürdistan’ı tanıyordu. Yine de kendisini Kürt olarak tanımlıyordu. O, Kürt bir dansçı olmayı tercih etti” diyen Coşkun, herkesi, yapacakları dans gösterisini izlemeye davet etti.
Yalnız kalmış bir dansçı
Bedirxan’ın yaşadığı dönemde yabancı basında çok önemli yer tuttuğunu, sanatsal anlamda büyük katkıları olduğunu dile getiren dans sanatçısı Serhat Kural da, Türkiye’ye pek yansımasa da O’nun Kürdistan’ı en iyi temsil eden kadınlar arasında olduğuna dikkat çekti. Yaşadığı dönemde anlaşılmadığına da söyleyen Kural, Bedirxan’ın Kürtler tarafından da daha yeni yeni anlaşıldığını belirtti.
Bedirxan’ın yaşamını “ajite ederek” değil “direnen bir kadın” üzerinden anlattıklarını belirten Kural, Bedirxan’ın o dönem yaptıklarını bugün Kürt sanatçıların yapamadığını ifade etti. Estetik olarak da Bedirxan’dan geri kaldıklarını belirten Kural, “İsadora Duncan feministler için ne kadar önemliyse, Bedirxan da Kürt kadın hareketi açısından böyle bir figür. Kürtlerin İsodara’sı. Kendisini anlatabileceği yaşamı paylaşacağı bir insan olmadığı için yalnızlığı kendisine arkadaş edinmiş biri. Mücadele verdiği için yalnız kalmış bir dansçı” dedi.