Kürt halkı dünyanın birçok merkezinde PKK’nin 38’nci kuruluş yıldönümünü kutlarken, 38 yıllık bir hareketin dünya çapında yarattığı yankı ve Ortadoğu bataklığında yaşanan kaosa bir umut olarak duruşu her gün biraz daha ön plana çıkıyor. Bu durum, emperyalist güçlerin tüm engellemelerine rağmen dünya halklarının gündemine girerken, bununla beraber uluslararası enternasyonal dayanışma da bununla paralel olarak büyüyor.
Yazımızın konusu olan Britanyalı emekçilerin Kürt hareketi ile yaptığı değerli dayanışmaya geçmeden önce, hepimizin sürekli yaptığı bir yanlışa dikkat çekip öyle konumuza geçmek daha faydalı olacaktır. Britanya, Birleşik Krallık ve İngiltere isimlerini hep aynı yeri tanımlama amacıyla kullanırız. İki cümleyle izah edersek; Britanya, aynı ada üzerinde bulunan İngiltere, İskoçya ve Galler’i tanımlamak için kullanılır, yani politik olmayan coğrafik bir tanımlamadır. Birleşik Krallık-BK ise, İngiltere, İskoçya ve Galler ile beraber Kuzey İrlanda’yı içine alan sistemin adıdır. Birleşik Krallığı oluşturan bu dört ülkenin de kendi özerk parlamentoları olsa da Birleşik Krallık genelinde faaliyet yürüten siyasi partiler üzerinden BK parlamentosunda da yer alırlar.
Türkiye’de yaşayan herkesi Türk olarak görmenin yarattığı psikolojinin de etkisiyle, özellikle Türkçe basında Birleşik Krallık’tan bahsedilirken büyük oranda ‘İngiltere’ tanımlaması kullanılır, veya bir partiyi, oluşumu, organizasyonu, kişiyi tanımlarken etnik kimliğine bakılmaksızın ‘İngiliz’ tanımı kullanılır. İskoç, İrlanda veya Galler’i de temsil eden parlamentoya İngiltere parlamentosu demek, Birleşik Krallık’ta yaşayan herkesi İngiliz olarak tanımlamak büyük bir haksızlık. Ve bu haksızlığı İngilizler değil, maalesef dışardan bizler yapıyoruz. Kısacası, özelde bu dört ülkeden birisinden bahsetmiyorsak şayet ve sistemin bütününden bahsediyorsak; Birleşik Krallık, vatandaşı olan herkese de Britanyalı demek daha yerinde olacaktır. Bu vesileyle gazetemizin yöneticileri de belki bunu dikkate alıp ‘İngiltere Gündemi’ diye adlandırdıkları köşeyi ‘Birleşik Krallık’ gündemi olarak değiştirirler.
Yazımızda kullanacağım terimlerin yerine oturması açısından ihtiyaç duyduğum böyle uzun bir izahattan sonra esas konumuza geçecek olursak; Birçoğunuzun bildiği gibi bu yılın Nisan ayında Birleşik Krallık parlamentosunda Kürt halkı açısından tarihi bir kampanyanın startı verilmişti. Kürt Halk Önderi ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük’ adı altında Birleşik Krallık’ın en büyük sendikası olan Unite the Union ve GMB’nin başlattığı kampanyanın startı için yapılan toplantıda, Unite sendikasının yöneticisi Simon Dubbins başlıkta kullandığım sözü kullanmıştı. Uluslararası enternasyonal dayanışmanın önemine dikkat çeken Simon, aynı zamanda başta Britanyalıların olmak üzere tüm dünyanın Kürtlere karşı borcu olduğunu ve yaşadıkları acılarda, Birleşik Krallık gibi emperyalist güçlerin büyük bir payı olduğunu belirtmişti. Bir gerçekliği ifade eden bu tespit, biz Kürtler açısından çok değerli bir tespit olmakla birlikte, bu değerlendirmenin güç vereceği enternasyonal dayanışma Kürt halkının özgürlük mücadelesi açısından da çok değerli bir durum.
Unite the Union ve GMB sendikaları tarafından başlatılan ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyasına yine Unison ve Nut gibi sendikalardan da destek gelmişti. Ve son olarak Eylül ayında Birleşik Krallık’ın en üst emek örgütlenmesi olan Sendikalar Birliği Kongresi-TUC (Trade Union Congres), yıllık konferansında bu dayanışma çalışmasını resmileştirerek karar altına almıştı. Farklı iş kollarından 52 sendikanın bağlı olduğu TUC’un 6 milyon üyesi bulunuyor. Birleşik Krallık’ta sosyal, siyasal ve emek alanında en etkili örgüt olan TUC, 1868 yılından bu yana ülke içerisinde yürüttüğü mücadelenin yanında dünyada yaşanan sorunlara da eğilmeyi ihmal etmiyor.
Önceleri Nelson Mandela’nın özgürlüğüne kavuşması için etkili bir kampanya yürüten Birleşik Krallık emek hareketi şimdi de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için böylesi değerli bir kampanya yürütüyor. Bu kampanya, hem böylesi büyük çapta enternasyonal dayanışmanın yaratacağı etkileri, hem de bu kampanyanın emek hareketi cephesinden gelişiyor olması açısından büyük anlam ifade ediyor.
Ancak ve ancak bu büyük anlamın yereldeki Kürt tarafı açısından çok anlaşıldığını düşünmüyorum. Bu konuda ciddi bir değerlendirmeye ihtiyaç olduğu kanısındayım.