Cephede olup bitenleri sizler de seyrediyorsunuz. Kürtlerin Kobanê muhasarası, soykırımcı barbarlığa karşı insanlık onurunun bir direnişi ise öbür yanıyla "medeni dünya"nın utancıdır. Çünkü onlar seyirci. Katili sessizce seyretmekse suç ortaklığıdır.

Türklerin IŞİD dedikleri DAİŞ, sanıldığı gibi tek başına br araya gelen katiller, hırsızlar, talancılar çetesi değil, Ortadoğu’yu kendilerince düzenleme çabasına düşen koalisyonunun tetikçisidir.
Koalisyonun fikir babası Suudi Arabistan'dır. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudilerin yanında finansörü, Türkler de İstanbul'da başlayan seri toplantılarla savaş tedarikçisi, tetikçilerin çekirdek gücü ise "Enfal" (vaaddedilmiş ganimet) adıyla Kürt soykırımı yaptıktan sonra, Amerika'nın iştelmesindeki Kuveyt petrol kuyularına yönelen ve nedenle yerle bir edilen Saddam Hüseyin rejiminin boşta, boşlukta kalan Generalleridir.
O nedenle Kürtler, arkası olmayan gezgin çetelerle değil, kesintisiz takviye alan bir koalisyon gücüdür. (Türk devletinin takviyesi, sınıra yığılan DAİŞ’in hücumunu seyrederken Türk askerleri tarafından darbelenen Kürtlerin gözlemleriyle sabittir.) DAİŞ önde, ama tetikçi kullanıp asıl savaşan koalisyondur.
Kürtler, kınalı kızları, fidan boylu Xortları, bebekleri, ana, baba, dede ve nineleriyle zincirini koparmış barbarlığa direnirken, "medeni dünya"nın bebek katleden, insan kesen vahşileri film seyreder gibi uzaktan seyredip, sessiz ve hareketsiz durması "hatırlı katilleri" küstürmeme, adına, onlarla insanlığa karşı suçta buluşmadır, suç ortaklığıdır.  
Biz, koalisyon güçlerinin dününü de biliyoruz. Bugün hizmetkarı oldukları güçler, dün köylerini, kasaba, şehir ve başşehirlerini işgal ederken, onlar ellerinde çiçeklerle karşılamaya çıkıyorladı. Başşehirleri işgal edilirken, tek bir direniş göstermeyenler, Kürtlerin onur savaşını anlayamazlar.
Oysa Kürtler özgürlüğü ve onun bedelini bilen bir halktır. Bu bedeli yüz yıldır ödüyorlar. Gün gelir, an olur bedelin özgürlük kapılarını aralayan ışıltı ötesi, anahtar olduğunu da biliyorlar. Dünün tarihi, bunun böyle olduğunu yazıyor, çünkü.
Yahudiler, yüz yıllarca yer yüzünün tutunamayan, her yerde aşağılanan gezginleriydi. Sonunda Hitler’in soykırımına uğradılar, ama küllerinden İsrail devleti doğdu.
Kaldı ki Kürtler Yahudiler kadar, yer yüzü dağınıkları da değildir. Kendi yurtlarında örgütlü, yerleşik bir halktır. Onlar, Türklerin, Araplar ve Acemlerin soykırım köprülerinde direnip ağır bedeller ödeyerek var oldular. Bugün bölgesel güçtür…
Murat Belge’nin Kürtlere sempatisi bir yana, o bile iki gün önce, oluşan bölge dengeleri Kürt gerçeğine dair konuşurken, "Ortadoğu politikasında, ilk defa Kürtler diye bir antite var" diyordu.
"Her şerde bir hayır vardır" derler. Kürtler, bunun böyle olduğunu yaşayarak gördüler. Şerrirlerin, "artık bittiler" diye sevindikleri her hücumundan sonra, daha güçlenerek tarih sahnesine çıktılar.
DAİŞ, koalisyonu Kürtlere acı verdi ve veremeye devam edebilir, ama öte yanıyla bir kere daha gözleri açıldı. Katilin, hırsız, talancı ve yalancıların dini inancının olmayacağını bilenlerin yanında, öteki Kürtler de, din ortağı bildiklerinin gerçekte hiç bir inancı olmayan, kanlarını kaşıklamaya hazırlanan katilleri olduklarını yaşayarak gördüler.
Din kardeşi diyenler, bebeklerinin kanında elllerini yıkama hücumu yapıyorlardı. Bu da Kürtlerin yeniden doğuşu, Kürdistan ruhunu güç birikimi, birlik ve dayanışması oldu.
Ortadoğu ile yakından ilgili Avrupalı bir kurumun yöneticilerinden dostum, DAİŞ’in saldırısından hemen sonra Hewler'deydi. Güney yönetimin üçüncü adamı Fuat Mahsum'un anlattıklarını şöyle aktarıyordu:
"Fuat Mahsum, olacakları altı ay önce öğrendik diye anlattı. Durumu Amerika ve Ankara’ya, haber vermişler. Ankara, onlara bize stratejik ortağız cevabını vermiş. Arkanızda olacağız diye sözü vermişler. Fakat, saldırıdan sonra, yüzlerine bile bakmamış."
 Hewler yönetiminin Peşmergeleriyle Kuzeyin Gerillaları bugün, aynı cephede barbarların hücumuna karşı savaşıyor. Bu büyük bir kazanımdır, Kürdistan için…
O nedenle her şerde bir hayır vardır. Kürtler, zulüm ateşinden yenşiden doğdular. Bir kaç cephede savaşan ordularıyla güç oldular. Kürtler, acılarından yeniden doğuyorlar…