Türk devletinin Kürdistan'da işlediği savaş suçları ile düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılara tepki gösteren uluslararası akademisyenler, AKP hükümetini savaş politikalarından vazgeçerek Kürtlerle uzlaşmaya çağırdı. 

Nisan ayı içinde "Barış için Akademisyenler" bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenlere destek amacıyla bir metin yayınlayan, Avrupa’daki önemli üniversitelerden akademisyenler, Türkiye’deki gidişattan duydukları kaygıyı dile getirmiş, "AKP’yi Türkiye’nin sınırlarındaki ve Ortadoğu’daki istikrarsızlık nedeniyle giderek daha tehlikeli hale gelen bir çatışmaya dönük kabul edilebilir bir çözüm arayışında olan Türkiye’nin Kürt yurttaşları ile uzlaşma ruhuna geri dönme yönünde teşvik ediyoruz" demişti. Metne imza atan uluslararası alanda tanınmış 67 isim arasında yer alan Prof. Dr. Drucilla Cornell, Dr. Albena Azmanova ve Zehra F. Kabasakal Arat gazetemize konuştu. 


Türkiye otoriter başkanlığa kayıyor

Amerika'daki Rutgers Üniversitesi'nden dünyaca ünlü feminist akademisyen Prof. Dr Drucilla Cornell, "Biz bildiriye destek veren akademisyenler, Türkiye'de güvenliğin zaten çok kötüleştiği bugünlerde, Kürt nüfusuna yönelik hükümet politikalarını eleştirenleri, Türk hükümetinin cezalandırmaya çalışmasının akıllıca bir tavır olmadığını düşünüyoruz" dedi.  

Gezi protestolarından bir süre önce çatışmasızlık sürecinin başladığını hatırlatan Cornell, bu eylemlerin Türkiye'de çoğulcu bir sistem için fırsat sunduğunu ancak bunun değerlendirilemediğini kaydetti. Cornell devamla "Görüyoruz ki, Türkiye, anayasal çok partili demokrasi yerini otoriter başkanlık sistemine doğru kayıyor. Bunun için de sivil toplum örgütlerinin ve muhalif kesimin sesini kesmeye çalışıyor. AKP hükümetini ve yetkililerini, Kürtlerle bir an önce uzlaşmaya çağırıyoruz" dedi.  


Tüm Türkiye halklarına destektir

İngiltere'deki Kent Üniversitesi'nden Dr. Albena Azmanova ise Ocak 2016'dan beri AKP'nin ifade özgürlüğünü kısıtlaması, hatta cezalandırılmasına karşı yapılan protesto gruplarına katıldığını belirtti. "Benim de desteklediğim Türk hükümetini eleştiren bildiri 21 Nisan'da  New York Review Of Books gazetesinde yayınlandı" bilgisini paylaşan Azmanova, Türkiye’ye karşı tutumunun nedenini şöyle özetledi: "Bunları ne Türkiye'deki akademisyen meslektaşlarım ve yoldaşlarım için ne de Türkiye'nin güneydoğusunda Türk hükümetinin güvenlik operasyonları yüzünden hayatını kaybeden masum Kürt halkı için yaptım. Hükümet karşıtı protestolarla, terörizmle savaş adı altında hükümetin politikalarından dolayı hayatı doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün Türkiye halklarına destek verdim."


Diktatörlüğe doğru gidiyor 

Türk hükümetinin politikalarını eleştiren Azmanova, "Bu politikaların en kötüsü de hükümet eylemleri ve politikalarına yönelik karşı çıkışları bastırmak için dost ve düşman ile güvenlik ve özgürlük gibi kavramlarla halkın zihninde bir ikilem yaratmaya çalışmasıdır" diye konuştu. Bu politikanın çok tanıdık olduğuna vurgu yapan Dr. Albena Azmanova fikrini şu örneklerle destekledi: "Avrupa tarihindeki karanlık dönemlere baktığımızda da farklı sesleri bastırmanın en iyi yolu bu ikilemle olmuştur. 20. yüzyılın başlarında Almanya, İtalya, İspanya ve Portekiz'de ve daha sonra da Yunanistan'da liberal demokrasinin diktatörlüğe gerilemesi de benzer şekilde olmuştur. Aynı şekilde İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Doğu Avrupa'da demokrasi yerini otokrasiye ardından da totalitarizme bırakmıştır. Türkiye'de benzer bir tehlikeli değişimi görüyoruz. Tarihin hafızasında nasıl kalacağına karar vermek için mevcut hükümetin elinde bir fırsat var. Benim desteklediğim bildiriler, sadece hükümetin politikalarını kınamak için değil her şeyden öte siyasi ve insani dürüstlüğe geri dönüş çağrısını dile getirmek içindir."


Barış süreci tekrar başlamalı 

Connecticut Üniversitesi'nde (ABD) Siyasal Bilimler profesörü Zehra F. Kabasakal Arat da kendisinin insan hakları akademisyeni olduğunu söyleyerek, "İnsan hakları, düşünce ve fikir özgürlüğünü kapsamasının yanı sıra, bir insanın kendi ülkesinin siyasi ve idari işleyişine katılımını da hak görür. Diğer bir deyişle, her vatandaşın kendi ülkesindeki hükümet politikaları hakkında görüş bildirme ve bu politikaları değiştirmeye çalışma özgürlüğü vardır" dedi. Türkiye'de hükümet politikalarına karşı çıkan akademisyenlere desteğini yineleyen Arat, "Ben şahsi olarak akademisyenleri iki sebepten ötürü destekledim. Birincisi bir hükümet politikasını eleştirmek bir siyasi bir haktır ve bir hükümetin kendilerini eleştirenleri cezalandırması da bir o kadar yanlıştır. İkinci nedenim ise bildirinin içeriğiydi. Bildiri barışa çağrıyı dillendiriyordu. Türkiye'deki meslektaşlarımın imzaladığı bildiriye destek vermenin yanı sıra de Türk hükümetini insan haklarına saygıya, YÖK'ün yeniden bağımsız kanallarca tekrar organize dilmesine ve Kürt yetkilileri ile barış sürecinin tekrar başlatılmasını talep eden bildirilere de şahsi desteğimi sundum" diye konuştu. 

Arat aynı zamanda Türkiye'deki akademisyenlere dönük Barış Bloku' adlı kampanyaya imza veren 350 akademisyen arasında da yer alıyor. Arat, "Bu bildiriyi hükümet kurumlarına 22 Ocak tarihinde ilettik" dedi. 


ÖZLEM GALİP / İSTANBUL