
Rejimden en çok Kürtler çekti
CHAK’ın mektubunda Baas rejiminin 1962 yılında Kürtlerin vatandaş olma hakkını, 1972 yılında da topraklarını gasp ettiği, Kürtlerin on yıllar boyunca baskı, saldırı ve katliamlara tabi tutulduğu ve en temel haklarının inkar edildiği hatırlatılıyor. 2011 yılında barış, demokrasi ve özgürlük talepleriyle Esad rejimine karşı gerçekleştirilen protesto gösterilerinin daha sonra çatışmalara dönüştüğü belirtilen mektupta, Kürtlerin çatışmaların dışında kalarak yaşadıkları bölgede yaşamlarını yeniden örgütledikleri, Rojava’yı Esad güçlerinin kontrolünden kurtardıkları belirtiliyor.
Kürtler çifte saldırı altında
Mektupta, geçtiğimiz yılın Temmuz aylarında El Kaide bağlantılı grupların Kürtlere yönelik saldırılara ve katliamlara başladığı, Kürt kadınlarına tecavüz edilmesinin, erkeklerin ve çocukların öldürülmesinin ‘helal’ olduğunu belirten fetvalar yayınladığı hatırlatılıyor ve El Kaide bağlantılı El Nusra ile Irak-Şam İslam Devleti örgütlerinin Kürtlere yönelik katliamları hakkında somut açıklamalarda bulunuluyor; Kürt halkına yönelik katliamlara karşı bugüne kadar Suriye muhalefetinin sessiz kaldığına dikkat çekiliyor.
Mücadeleleri halkların teminatı
22 Ocak’ta İsviçre’de başlayacak uluslararası konferansa Esad rejimi ve muhalif grup temsilcilerinin katılmalarının beklendiği belirtilen mektupta, Kürtlerin temsilcilerinin konferansa davet edilmeyeceği yönünde çıkan haberlerden örgüt olarak kaygı duydukları belirtiliyor. Kürtlerin diğer muhalefet gruplarının tersine çok iyi örgütlendiklerine ve bölgelerinde denetimi sağladıklarına ve Rojava’da yaşayan tüm etnik ve dini grupların yaşam haklarını güvence altına aldıklarına vurgu yapılıyor.
Kürt sorunu mutlaka çözülmeli
Kürt sorunu çözülmeden geleceğin Suriye’sinde demokrasinin garanti altına alınamayacağı belirtilen mektupta, “Eğer Kürtlerin Cenevre 2 Konferansı’na katılmasına izin verilmezse, bu, dış dünyanın Kürtlere yönelik soykırıma göz yumması ve Kürtlere bir kez daha ihanet etmesi olarak anlaşılacaktır” ifadelerine yer veriliyor.
Dışlanmaları kabul edilemez
Mektuba ilişkin ANF’ye konuşan CHAK Başkanı Azad Heyderi, Kürtlerin Cenevre 2 Konferansı’na bağımsız olarak katılmasını istediklerini, Rojava’nın en büyük partisi Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kürtleri örgütleyen Rojava Halk Meclisi dışlanarak Suriye’deki soruna çözüm getirilemeyeceğini söyledi.
SMDK halkları temsil etmiyor
Kürtlere konferansa Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) çatısı altında katılması baskısı yapılmasına tepki gösteren Heydari, “Suriye muhalefeti, Kürtleri, Alevileri, Süryanileri ve diğer azınlıkları temsil ettiğini savunuyor. Bu gerçek değil. Birkaç Alevi ve Süryani’nin, bazı Kürt gruplarının onlarla birlikte hareket etmesi onların bu grupları temsil ettiği anlamına gelmiyor” diyerek halkı örgütleyen ve Rojava’daki mücadelelere önderlik eden partilerin konferans dışında bırakılmalarının kabul edilemeyeceğini söyledi.
Kürtlersiz barış sağlanamaz
İsveç’te bulunan 11 barış derneğinin çatı örgütü İsveç Barış Konseyi’nin Başkanı Kemal Görgü de Kürtlerin Cenevre 2 Konferansı’na katılmasının engellenmek istenmesine tepkili. Kürtlerin Ortadoğu’nun en dinamik ve örgütlü halkı olduğunu söyleyen Görgü, Kürtler dışlanarak Suriye ve Ortadoğu’da istikrar, barış ve demokrasinin sağlanamayacağını vurguladı. Esad rejiminin uygulamalarından en fazla Kürtlerin zarar gördüğünü, kimlik, kültür ve dillerinin yasaklandığını, arazilerinin gaspedildiğini ve başkaldırılarının kanla bastırıldığını hatırlatan Görgü, tüm bunlara rağmen bugün Suriye’deki en etkin ve örgütlü gücün Kürtler olduğunu ve Rojava’da yaşamı ve sosyal hayatı örgütledikleri gibi topraklarını savunmak için de gerekli önlemleri aldıklarını belirtti. Tüm bunlardan ötürü Kürtlerin Cenevre’de yapılacak konferansa bağımsız olarak ve kendi kimlikleriyle katılmalarının konferansın başarısı ve Suriye’deki çatışmaların durdurulması için gerekli olduğunu ifade etti. Kürtlerin konferansta temsil edilmesi için Birleşmiş Milletler nezdinde girişimde bulunacaklarını dile getirdi.
MURAT KUSEYRİ/ANF/ STOCKHOLM