Kürt’ü görmezden gelen önce aklını başına devşirmeli

Fehim IŞIK yazdı —

17 Ocak 2021 Pazar - 23:00

  • Kürtleri ve HDP’yi görmezden gelen, hatta Kürtlere ve HDP’ye iktidar kadar saldıran muhalefet tam da bu nedenle aklını başına devşirmeli ve artık bir karar vermeli. Ya Kürtlerin uzattığı eli tutup düze çıkacak ya da bataklığa gömülüp gidecek.

Türkiye son günlerde ilginç tartışmalara sahne oluyor. AKP yandaşları İlker Başbuğ’un Menderes örneğini vererek dillendirdiği darbe örneğine sarılarak AKP’ye bir komplo kurulduğunu dillendirmeye başladılar. Baktılar bu tutmuyor, peşinden Fikri Sağlar’ın başörtüsü ile ilgili söylediklerini gündem yapıp bunun üzerinden CHP’yi hedefe koydular. Bu tartışma vadesini doldurunca da MHP ve Perinçek’i öne koşup HDP’nin kapatılması tartışmasına sarıldılar. Bazen de arada reform söylemlerini dillendirip ABD ve Avrupa Birliği’ne göz kırpıyorlar.

Bu tabloda HDP’yi dışında tutarsak Meclis’te grubu olan muhalefetin neredeyse tamamı AKP söylemleri karşısında hemen sığ bir savunma siyasetine başlıyor. Bu mecrada kendi gündeminin peşinden giden, direngen çizgisini koruyup bunun üzerinden siyaset üreten bir tek HDP var.

AKP, söz konusu başlıkları boşuna tartışmaya açmıyor. Artık şunu biliyorlar; Anketler de tabloyu çok net gösteriyor. AKP henüz iktidarını sarsacak düzeyde olmasa da seçmen kaybediyor. En azından yeni taraftar kazanmıyor.

CHP’nin sorunu ise cesaret. Partideki farklı eğilimler nedeniyle sorunlara cesaretle parmak basamıyor. Kürtlere ilişkin ya da HDP’nin kapatılması tartışmalarında HDP lehine ciddi bir tutum sergilese, içindeki ulusalcıları kızdıracak. Başörtüsüne ilişkin bir şey dese, son birkaç yıldır sürdürdüğü herkese mavi boncuk dağıtan sığ sağ politikadan çark etmiş olacak. Adalet, özgürlük, demokrasi istese, partideki statükocular hemen yaygaraya başlayacak. Yani birçok hizbin yer aldığı bir partide dengeyi koruyayım derken, baskılardan bunalmış halka da haliyle güven vermiyorlar. Bu nedenle tek yaptıkları AKP’nin gündemi karşısında savunma siyaseti oluyor. Bu aradaki en ‘cesur’ üretimleri ‘sözde cumhurbaşkanı’ olmaktan öteye gidemedi.

KONDA’nın açıkladığı 2020’nin son anketine bakarak gelişmeleri yorumlamak belki daha yerinde olur. Bu anketten yola çıkarak ‘AKP ciddi bir düşüştedir’ demek gerçekçi değil. AKP’nin oy kaybettiği doğru. Ancak bu oy kaybı AKP’nin bitişine işaret etmiyor.

İlginç olan şu: AKP oy kaybederken neredeyse onunla aynı oranda CHP de oy kaybediyor. Yani ana muhalefette bir büyüme yok. Daha çok MHP’nin kitlesinden seçmen kazanan İyi Parti’nin yaklaşımı da esasen AKP’nin zararına değil. Nihayetinde oy kaybeden MHP zora girdikçe AKP’ye daha fazla sarılmak zorunda kalıyor.

HDP ise tüm baskılara ve saldırılara rağmen barajın üstünde kaldığı gibi üye sayısını da oran olarak en çok artıran parti. Bu, onun sahiplenildiğini de gösteren önemli bir etken.

Bu tabloda gösteriyor ki HDP işini iyi yapıyor. Onca saldırıya rağmen hala ayakta durması, sahiplenilmesi, açık demek gerekirse mucizeyi hakikat kılmaktır. Elbet bu tabloda en büyük pay Kürt halkının onlarca yıldır sürdürdüğü bedeli ağır mücadeleye aittir. Yine de biliyoruz ki HDP ne yaparsa yapsın yaşanacak bir değişimde en fazla Türkiye’nin yönetimine ortak olabilir. O istediği kadar kendini Türkiye partisi olarak tanımlasın, Türkiye halklarının geniş bir kesiminin ona diğer partiler gibi bakmadığı yani bütüne alternatif olabilecek bir yapı olmadığı çok açık. HDP’nin hem iktidar, hem de muhalefet tarafından kriminalize edilmek istenmesinin bir nedeni de budur.

Şunu bir kez daha belirtmekte yarar var. Eğer muhalefet, Türkiye’nin demokratik bir değişimle yeni bir reorganizasyona tabi tutulup geleceğe yürümesini istiyorsa öncelikle AKP’nin ekmeğine yağ süren sığ ve korkak siyasetten vazgeçmeli. Ardından ise HDP’yi de kapsayan, Türkiye’nin en geniş kesimine, hatta zorunluluktan AKP’de kalanlara da umut verecek bir geçiş programı oluşturmalı ve sahaya çıkmalı. Bu siyaset ‘demokratik Türkiye, özgür Kürdistan’ı getirmez elbet. Ancak demokratik normalizasyona yol açabilir.

Bunu yaparlar mı? Kendi adıma diyeyim, pek umutlu değilim. Ancak yine de uyarmakta yarar var. Çünkü bunu yapmasalar AKP ve MHP’nin SADAT ve Ülkü Ocakları gibi çeteler üzerinden sokağa taşımaya hazırlandıkları zorbalıktan açık ki en fazla zararı bu sığ sağ muhalefet görür.

Hiç kimse canını sıkmasın, belki bedeli bugüne kadar verilen bedellerden daha ağır olur ama Kürtler kendilerini koruyabilecek koşulları her halükarda yaratırlar.

Kürtleri ve HDP’yi görmezden gelen, hatta Kürtlere ve HDP’ye iktidar kadar saldıran muhalefet tam da bu nedenle aklını başına devşirmeli ve artık bir karar vermeli. Ya Kürtlerin uzattığı eli tutup düze çıkacak ya da bataklığa gömülüp gidecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.