Tarihte 72 soykırım girişimine maruz kalan Êzîdîler, tarih 3 Ağustos 2014'ü gösterdiğinde bu kez de modern zamanın vahşet örgütü DAİŞ'in soykırımına maruz kaldı. En az 3 bin kişinin hayatını kaybettiği katliamda, çoğu kadın 5 bin kişiyi kaçırdı, tecavüz etti, pazarlarda sattı. Halen 5000’in üzerinde Êzîdî Kürt, Türkmen, Hıristiyan ve Arap kadın, halen DAİŞ çetelerinin kurduğu pazarlarda satılıyor. 

Yanıbaşlarında onları savunmakla görevli olan peşmergeler tarafından terk edilen halkın imdadına, HPG/YJA Star gerillaları ile YPG/YPJ savaşçıları yetişti. Bu esnada YBŞ ve YPJ-Şengal, Êzîdî halkını savunma gücü olarak kuruldu. 

Fermanın yıldönümü vesilesiyle konuşan YPJ Şengal Komutanı Raperîn Engîzek, fermanın kadınlarda yarattığı psikolojiyi ve buna karşılık direnişin getirdiği yaşam umudunu değerlendirdi. 


Savunmayla yaşama tutundular

DAİŞ'in hedefine ulaşmasa da toplumsal hafızada ciddi hasarlar yarattığını belirten Engîzek, "Egemenler bir halkı yok etmek için önce kadınlara yönelir. DAİŞ de Êzîdî kadınlara saldırarak toplumumuzu ortadan kaldırmayı planladı. Saldırılar toplumumuzda korku, kaygı, güvensizlik oluşturdu. Özellikle peşmergenin kaçışı son umudu da yok etti. Ancak gerillanın ve YPG'nin alana müdahale etmesi, yeniden yaşama tutunmalarına yol açtı" dedi. 

Kadınların çetelerce alıkonulmasını tarih bilinci yoksunluğuna bağlayan Engîzek, "Tarihten dersler çıkarılabilseydi, savunma mekanizmaları yaratılırdı" diye konuştu.  


Günbegün ölümü yaşadılar

"Bir annenin çocuğunu geride bırakıp gitmesi, ailenin tüm fertlerinin katledilişine tanıklık etmesi, öldürülen çocuğunun poşete konulup eline verilmesi, gözünün önünde çocuğuna tecavüz edilmesi, pazarlarda satılması kadar daha ağır ne olabilir ki?" diye soran Engîzek, konuşmasına "Biz bütün bunları yaşadık. Halkımız ölümle yaşam arasında kalmışlık psikolojisi yaşadı. Ne insan gibi yaşama hakkı var ne de tam ölüm... Gıdım gıdım, gün be gün ölümü yaşamak... Bunun ne demek olduğunu yaşamayan biri hissedemez" diye devam etti. 


Êzîdîlerde her şey sineye çekiliyor

Êzîdî halkının üst üste yaşadığı katliam girişimlerinden dolayı derin eziklik psikolojisi yaşadığını belirten Engîzek, bunun tehlikesini şöyle ifade etti: "Êzidîler için dünya da yıkılsa, Allah'a havale edilir. Hayatı oluruna bırakıyorlar. Katliamları içselleştirme, normalleştirme ve kader diye sineye çekme söz konusu ki; bizim için en büyük tehlike budur aslında." 


Birilerine dayandığımızda kaybettik

Osmanlılar, Safeviler, Irak ve en son Kürdistan Yerel Hükümeti'nin kendilerini savunmak bir yana, ölüme terkettiklerini kaydeden YPJ Şengal Komutanı, devamla "Hep 'bizim gücümüz yok, birileri bizi savunsun' dedik. Ama savunmasını beklediğimiz güçler başımıza getirmedik şey bırakmadılar. Halkımızın beyninde, ruhunda korkuyu karakter haline getirdiler. Rehavet yaşadık, maaşlarla, maddiyatla halkımızı kendine bağladılar, bir yandan bir şeker verdiler diğer yandan tokat attılar. Yani 'ben olduğum sürece sen varsın' dediler Şengal dağlarında binlerce mağara var. Fermanlarda halkımız dağlara sığınırdı ve böyle kendini korurdu. Biz aslında dışa dayandığımızda ve sırtımızı başkasına verdiğimizde kaybettik, katledildik. Hiçbir fermana bu kadar savunmasız ve hazırlıksız yakalanmamıştık. Bu bize çok ağıra mal oldu" diye anlattı. 


PKK'den cesaret aldık, YPJ-Şengal'i kurduk

Raperîn Engîzek, halk olarak büyük bir umutsuzluk içindeyken PKK'nin alanı savunmaya geçmesiyle birlikte umudun yeşerdiğini belirterek, bundan aldıkları cesaretle Êzîdî kadınlar olarak YPJ-Şengal'i kurduklarını söyledi. YPJ- Şengal'in kuruluşunun kadınlarda büyük bir güven oluşturduğunu kaydeden Engîzek, "Kimin bizi koruyacağı, kime güveneceğimiz noktasında netleştik. Her anlamda nasıl davranmamız gerektiği noktasında artık netiz" diye konuştu. 

YJA-Star'ın gücünü, örgütlenmesini gördükçe kadına atfedilen cinsiyetçi profilleri daha cesur bir şekilde kırdıklarını ifade eden Engîzek" Onlarla kadının neler yapabileceğini anladık. Anladık ki devrimi yürüten güç kadındır. YPJ Şengal'i kurma kararlaşmasında burada şehit düşen Armanc, Evrîm, Vînar gibi kadın arkadaşlar bize esin kaynağı oldu" dedi. 


Onlar esirken hiçbirimiz özgür değiliz

Amaçlarının Şengal topraklarını özgürleştirmek olduğunu kaydeden Engîzek, "Ancak kadını özgürleştirmeden toprağımızı özgürleştiremeyiz. Bu anlamda DAİŞ'in eline düşen kadınların öcünü alma sözünü veriyoruz. Onlar esirken hiçbirimiz özgür değiliz" şeklinde konuştu. 

Engîzek, YPJ-Şengal olarak egemenlikli yaklaşımlara karşı da mücadele etme göreviyle karşı karşıya olduklarının altını çizerek, kendilerini hiç sorgulamayan Êzîdî erkekleri değiştirmenin de kendi ellerinde olduğunu söyledi. Êzîdîliğin özgürlükçü bir din olduğunu hatırlatan Engîzek, mensup oldukları dini dış etkilerden arındırıp özünü yaşatmaya çalışacaklarını vurguladı. Engîzek, "Dil, toprak, kültür ve din özgürlüğü esas görevimizdir" dedi. 


Direnişe çağrı

Bugün birçok Êzîdî ailesinin kurtuluşu Avrupa'ya kaçmakta gördüğünü ifade eden YPJ-Şengal Komutanı Engîzek, şu çağrıyı yaptı: ""Saldırıları evimizde oturarak püskürtemeyiz. Gelin, Êzîdxan'ın ve Êzîdîliğin korunması için birlikte direnelim. Bu dinin korunması insanlık görevidir. Özellikle kadınları bu tarihi görevi yerine getirmeye çağırıyorum. Bugün birçok Êzidî aile kurtuluşu kaçmakta, Avrupa'ya gitmekte görüyor. Kurtuluşumuz bu topraklardadır. Biz bu topraklarda kaybettik ve ancak bu topraklarda onurumuzu ve şerefimizi kazanabiliriz. Kaçarak bu ağır vebalin altından kalkamazsınız. Gelin hep birlikte direnelim. 73 fermana karşılık ancak direnerek karşılık verebiliriz" çağrısında bulundu. 


TUÐBA AKYILMAZ/JINHA/ŞENGAL