Mısır’da darbe sonrası şiddet olayları devam ediyor. Kahire’de Mursi’nin gözaltında tutulduğu sanılan askeri kışlanın önünde askerin ateş etmesi çok sayıda kişi hayatını yitirdi.

Mısır’da kitlesel halk hareketi sonrasında Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ordu tarafından devrilmesini protesto edenlere ateş açıldı, çok sayıda kişi hayatını yitirdi. Olay dün sabaha karşı 4 civarında Mursi’nin tutulduğu sanılan Kahire’deki Cumhuriyet Muhafızları Karargahı önünde meydana geldi. Gruba askerler tarafından açılan ateşte tam olarak kaç kişinin öldüğü ise belirsizliğini koruyor. Ölü sayısı ordu kaynaklarına göre 16, Sağlık Bakanlığı’na göre 42, Müslüman Kardeşler’e göre ise 50’yi aşkın.

Taraflardan farklı açıklamalar

Müslüman Kardeşler’e bağlı kaynaklar, “en az 40 kişinin öldüğünü, grubun sabah namazı kılarken kurşunlara hedef olduğunu” savunuyor. Buna karşılık ordu, Mursi yandaşlarının karargahı basmaya çalıştığını, askerlerin bunun üzerine harekete geçtiğine ve bir askerin de öldüğüne işaret ediyor. Ordu kaynakları, askerlerin kalabalığa dağılmaları için 15 dakika süre tanıdıktan sonra ateş açmaya başladığını savunuyor. Sağlık Bakanlığı ise 42 kişinin öldüğünü, ölenlerden birinin subay olduğunu ve 300 civarında kişinin yaralandığını kaydetti.

Tanıklar: Sniperlar vurdu

Eyleme katılanlar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kalabalığa bazılarının namazını bitirdiği, bazılarının henüz namazda olduğu sırada gerçek mermilerle ateş açıldığını söylüyor. Protestoculardan Ali el Hadidi, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Eylemciler gafil avlandı. Askerler gerçek mermilerle ateş ettiler, ayrıca gözyaşartıcı gaz da kullandılar” dedi. AFP’ye konuşan Muhammed el Şilli de “Bize nişan alarak ateş ettiler” dedi. Ayrıca Müslüman Kardeşler basın toplantısı düzenleyerek, çatılardaki keskin nişancıların göstericilere nasıl ateş ettiğini gösteren videolar izletti.

Abluka önünde eylem

Olay sonrası Mursi’nin darbeyle devrildiği geçen Çarşamba’dan beri Müslüman Kardeşlerin eylem merkezi haline gelen Adeviye Meydanı ve Cumhuriyet Muhafızları Karargahı önünde eylemlerini sürdüren Mursi destekçileri askerler tarafından abluka altına alındı. Askerler olayın olduğu bölgeye basını da sokmak istemedi. Ancak Mursi yandaşları, askerlerin havaya ateş açmalarına ve gözyaşartıcı gaz kullanmalarına rağmen alana girmekte ısrarlı olunca askerler ablukaları kaldırmak zorunda kaldı. Ardından sağlık ekiplerinin ve ambulansların da bölgeye girişlerine izin verildi. Yaralı ile cenazelerin alınmasının ardından ordu yeniden barikat kurarak bölgeyi sivillere kapattı. Bunu üzerine Mursi taraftarları barikatların önünde oturma eylemine başladı. Kimi göstericilerin barikat önünde namaz kıldığı görüldü.

İhvan’dan ‘ayaklanma’ çağrısı

Olayların ardından Müslüman Kardeşler’in (İhvan) partisi, taraftarlarına ‘başkaldırı’ çağrısı yaptı. Hürriyet ve Adalet Partisi’nden yapılan yazılı açıklamada, Mısırlılar, “devrimi tanklarla çalmaya çalışanlara karşı başkaldırmaya” çağrıldı.  Parti, uluslararası toplumdan ve kuruluşlardan da katliamları durdurarak “Mısır’ın yeni Suriye olmasını” engellemesini istedi.

Nur Partisi görüşmelerden çekildi

Bu arada, Mursi’ye karşı askeri müdahaleye El Ezher ile birlikte destek veren Selefi-İslamcı çizgideki Nur Partisi görüşmelerden çekildi. Nur Partisi, sabaha karşı meydana gelen olayı “katliam” diye nitelendirerek, geçiş hükümeti için sürdürülen müzakerelerden çekildiğini duyurdu. Nur Partisi’nin görüşmelerden çekilmesi Mısır’da denge kurulmasını iyice zorlaştıracağa benziyor. El Ezher Şeyhi de saldırıyı kınadı ve “siyasi çözüm bulunmalı” çağrısı yaptı.

Baradey de kınadı
Muhalif cephenin lideri Muhammed el Baradey de “Şiddet, şiddeti doğurur” dedi ve saldırıyı kınayıp acilen soruşturma talep etti. Baradey’in başkanlığını yaptığı Dustur Partisi’nin yöneticilerinden Ahmed el Havari de “Bu felaketten hem Müslüman Kardeşler hem ordu sorumludur” dedi.

‘Tek galip ordu’

İstanbul Üniversitesi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Cenk Saraçoğlu’nun belki de şu sözü Mısır’daki durumu özetliyor: “Siyasi krizin tek bir galibi var: Ordu. Sivil siyaset kaybetti.”
Çeşitli üniversitelerden akademisyenler, Mısır’daki darbeyi Etkin Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Prof. Dr. Ahmet Özer (Toros Üniversitesi-Sosyoloji): Mısır’daki askeri darbeyi kınıyorum. Ancak bu, Mursi yönetiminin ve İhvan’ın demokrat olduğu anlamına da gelmez. Her ne kadar seçimle iş başına gelseler bile İslami hareketler sonunda aslına rücu edip demokrasi yolundan sapıyorlar. Bu anlamda Mursi de halkın desteğini doğru değerlendirmedi ve doğru kullanmadı. Bu darbenin ikinci gösterdiği husus da başta ABD ve AB olmak üzere genelde küresel güçlerin ılımlı İslamdan el çektiklerini gösteriyor. Bunun etkileri Türkiye’de de görülecektir. AKP’nin bu konudaki telaşını buna yormak gerek. Türkiye’nin bu girdaptan çıkması için bir an önce gerçek demokrasiye dönmesi ve halkına saygı göstermesi gerekir. İkinci olarak çözüm sürecini savsaklamadan adım atması gerekir. Ve nihayet güçlendikçe demokrasinin referanslarından uzaklaşıp yönetimde İslami referanslara yönelmekten vazgeçmesi gerekir. Aksi taktirde o da giderek yükselen halk tepkisinden kurtulamaz.
Yrd. Doç. Dr. Güven Gürkan Öztan (İstanbul Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler): Arap dünyasının en önemli aktörlerinden Mısır’da sular durulmuyor. 2011’in Ocak ayında başlayan halk hareketi Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarına son verirken, “Tahrir ruhu” denebilecek ilham verici bir toplumsal hareketlilik yaratmıştı. Ancak Mısır’daki yeni politik kompozisyonda Mursi’nin icraatları, yargının pozisyonu ve ülkede hızla artan gerilim, Mübarek’i indiren toplumsal hareketliliğin başka bir şekilde yeniden organize olmasına zemin sağladı. Burada temel sorun kitle hareketinin Mursi’yi indirme harekatında ordunun “hakemlik”ten uzaklaşarak doğrudan seçilmiş bir lideri devirmesidir. Ve bu haliyle elbette -her ne kadar Batı basını genellikle bu adlandırmayı kullanmasa da- askeri bir darbedir. Ancak Mursi’yi iktidardan uzaklaştırmak isteyen kitle, onu neden istemediğini bilirken yerine hangi alternatifleri geliştirecekleri konusunda muallakta. Ayrıca anlaşıldığı kadarıyla Mursi’nin devrilmesini Mübarek’in devrilmesiyle başlayan sürecin devamı olarak algılayan hatırı sayılır bir kesim var. Asker yardımı ya da telkini ile yapılan tüm iktidar değişimlerinin zincirleme darbe ihtimalini canlı tuttuğunu akılda tutmak gerek.
Yrd. Doç. Dr. Cenk Saraçoğlu (Başkent Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler): Haziran günleri boyunca karşılaştığı halk tepkisi karşısında Türkiye referanslı tüm ideolojik argümanlarını hiçbir somut sonuç alamadan tüketen ve bir ideolojik yeniden üretim krizi yaşayan AKP için Mısır’daki süreç geçici de olsa bir can simidi olmuşa benziyor. Tamam Mısır’daki durum ile birlikte yeni Osmanlıcı dış politika projesi büyük ölçüde çöktü ama bir yandan da AKP artık ikna edicilikten uzak olduğu için toprağa gömülmüş olan darbeciler-siviller söylemini bu kez Mısır üzerinden yeniden canlandırıyor. Bu noktada yapılması gereken şey: Haziran direnişinin niteliği ve AKP’nin olası geleceği ile ilgili çözümlemelerde Mısır’ı başat değişkenlerden biri olarak görme eğiliminden uzak durmak. Mısır meselesi AKP’nin halkça rahatsız olunan niteliklerini perdeleyebileceği ve bayat mağduriyet söylemini yeniden tedavüle sokabileceği yeni bir ideolojik düzlem yaratıyor. Yani Mısır’ı tartışalım, ama Haziran direnişinin bir parametresi olarak değil.
Yrd. Doç. Dr. Erhan Keleşoğlu (İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler): Özellikle  Sina’da silahlı çatışmalar artacak gibi görünüyor. Mısır’ın diğer yerlerinde kitlesel gösteriler ve silahsız sokak çatışmaları ile İhvan direnecek. Bu iş kolay bitmez. Ordu bekleyecek ve çatışmaların bitmesi için yalvaracak kitlelerin kurtarıcısı olarak geri dönecek gibi görünüyor. İlk devrimi yapanlar askeri vesayeti bitiremedikleri için maalesef bu neticeye varıldı. Bu anlamda bu siyasi krizin tek bir galibi var: Ordu. Mısır’da sivil siyaset kaybetti.


Başbakan Bahaüddin oldu

Mısır’da yeni Başbakan sosyal demokrat kimliğiyle tanınan Ziyad Bahaüddin oldu.
Darbe sonrası geçici olarak cumhurbaşkanlığına atan Adli Mansur, Baradey’e gelen tepkiler üzerine geri adım attı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, başbakanlık görevine Sosyal Demokrat Partisi lideri Ziyad Bahaüddin’in atandığını söyledi. Ekonomi uzmanı olan Bahaüddin, Hüsnü Mübarek döneminde Yatırım ve Mali Denetim Kurumu Başkanlığı görevini yürütüyordu. Sözcü, başbakanlık için adı geçen ancak Müslüman Kardeşler ile Nur Partisi’nin tepkisi sonrası ataması yapılmayan muhalif siyasetçi Muhammed el Baradey’in ise cumhurbaşkanlığı yardımcılığına getirildiğini duyurdu.

Nur Partisi karşı çıktı

Ancak Nur Partisi atamalara tepki gösterdi.  Parti’den yapılan açıklamada “Başbakanlık makamına gelecek ismin teknokrat ve bağımsız bir aday olmasını şart koşuyoruz. Ne Baradey ne de Bahaüddin’in bu görevler için uygun adaylar olduğunu düşünüyoruz. Her iki ismi de reddediyoruz” denildi. Parti, başbakanlık için eski Başbakan Kemal el Cenzuri, eski Ticaret Bakanı Ahmed Cuveyli, eski Merkez Bankası Başkanı Faruk el Ukde’nin aralarında bulunduğu 10 ismi önerdiğini de duyurdu.

Mısır’ı neler bekliyor?
Kahire’deki gelişmeleri yerinde izleyen Radikal Dış Haberler Müdürü Fehim Taştekin, dün gazetesinde çıkan söyleşide, “Saldırılar İhvan’ı nasıl etkiler?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Müslüman Kardeşler mağduriyet psikolojisiyle İslamcı tabanda desteğini toparlayabilir. Ama çatışma ortamı orduya eleştirileri artırdığı kadar Mursi’yi devirenler çevreler arasında da Müslüman Kardeşler karşıtlığını daha da keskinleştirebilir. Bu olaylardan önce de muhalifler arasında Mursi yanlılarının eylemlerine karşı bir şiddet eğilimi de vardı. Gidişat böyle olursa kutuplaşma tırmanır ve Müslüman Kardeşler’in izole edilmesi ya da yeraltına kaymaya zorlanması nedeniyle bundan sonraki siyasi süreçler tamamen yolundan sapar.”  

İç savaş riski var mı?

Ara başlıktaki bu soruya Taştekin’in yanıtı şöyle: “Müslüman Kardeşler’in liderleri direnişin sivil kalacağını vurgulasa da bu örgütle ilintili Selefi gruplar ya da örgüt liderliğinin kontrol edemediği unsurlar silahlı eylemlere kalkışabilir. Halihazırda Sina Yarımadası’nda orduya karşı cihat ilan eden gruplar ortaya çıktı ve silahlı eylemlere başladı. Müslüman Kardeşler’in eylemlerini yaptığı Kahire’nin Nasır City bölgesinde de insanların bir gün cihat zamanı gelir çatar diye evlerinde silah bulundurduğunu dikkate aldığınızda çatışma ihtimalinin çok uzak olmadığını söylemek mümkün. Ama çatışmaların iç savaşa dönüşmemesi ordunun bundan sonraki atacağı adımlara bağlı. Eğer ordu kendi kontrolünü kaybederse ordu içerisinden de silahını diğer tarafa doğrultacak kişiler çıkar geçmişti olduğu gibi… Müslüman Kardeşler’e bağlı Hürriyet ve Adalet Partisi’nin ‘ayağa kalkın’ diye yaptığı çağrı çatışma riskinin göze alındığını gösteriyor. Birilerinin özellikle de Sina’daki grupların bu felaket ortamından ‘Özgür Mısır Ordusu’ çıkarma hayali kurduğu da sır değil.”  

  KAHİRE