• Kürt halkı, yeni bin kilometrelik barış, demokrasi ve refah yoluna Fis Köyü’nde hayal bile edilemeyen kazanımlarla, örgütlülük ve bilinçli donanımlarla adım atacak. 

 VEYSİ SARISÖZEN

 Kriz aşıldı. Taraflar arasında mutabakat sağlandı. Başkan Öcalan, “bin kilometrelik yol bir adımla başlar” diyerek devlet ile Hareket arasındaki “uzlaşma"nın özünü açıkladı.

Şu anda “ilk” adım, İmralı’da yürütülen müzakere sürecinde atıldı. Bu adım, tek başına Başmüzakereci'nin “demokratik müzakere yeteneği” ile Fis Köyü’nde bin kilometrelik yola “ilk adım"ını attığı yoldaşlarının, örgütünün ve halkının sarsılmaz bağlılığı, mücadelesi ve desteğinin birleşmesiyle atıldı.

Fis Köyü’nde atılan ilk adım, birinci kilometredeki menzile 50 yıllık bir yürüyüşün sonucunda ulaştı. Bu 50 yıllık yürüyüşün, iç ve dış örgütsel şartları değişti. Kürt halkının önünde uzanan daha bin kilometrelik yolda atılacak “bir” adımın da değişmesi gerekti. Fis Köyü’nde atılan adım, “silahlı” bir adımken; İmralı müzakeresinde atılan ilk adım, “barışçıl siyasi mücadele” adımıdır. Silah, işlevini tamamladı; “siyasi mücadele"nin yolunu 50 yıllık yürüyüşle açtı.

Yol kime açıldı?

Sadece Kürt halkına değil, Türk halkına da açıldı, çünkü Kürt halkının özgürlük yoluna koyulması, 100 yıldır devlet tarafından engellenmişti. Türk halkı da özgürlük yolunu engelleyen devletin yolunda yürümeye zorlanmıştı. Şimdi biri Colemêrg, Agirî, Qers ve Îdir'den; diğeri İzmir, Edirne, Hatay ve Adana sınır boylarından başlayan iki yolun birinden Kürt halkının, diğerinden Türk halkının ilk adımlarıyla başlayan yürüyüşün sonunda bin yıllık Türk-Kürt ittifakının gerçekleşmesi imkanı doğdu.

İki sütunda yükselme

Bu ittifak, yani Türk ve Kürt uluslarının aynı hukuk içinde “demokratik entegrasyonu”, Demokratik Cumhuriyet’in Türk ve Kürtlerin oluşturduğu iki sütun üstünde yükselmesini; Türkiye’nin yüz yıllık dengesizlikten, krizlerden, darbelerden, iç ve dış savaşlardan kurtuluşunu sağlayacaktır.

“Demokratik entegrasyon” bir kere sağlandıktan sonra, tüm çelişkilerin üstünü örten örtü kalkacak, emeğin sermayeyle, yerelin merkezle, kadının egemen erkekle, barışçının militarizmle, herkesin ekoloji düşmanlarıyla barışçıl ve “uygar mücadelesi” olanca güzelliğiyle ortaya çıkacaktır.

Halkların yürüyüşü belirler

İşte 'çerçeve yasa’yla hem Kürt halkının hem de Türk halkının önündeki bin kilometrelik yol “tek bir adımla” açıldı ve bundan sonrası her iki halkın biri Doğu’dan Batı'ya, diğeri Batı'dan Doğu’ya doğru yürüyüşüne kaldı. Bu yürüyüş, müzakere sürecinin bundan sonraki etaplarında iki halkın ne gibi barışçı ve demokratik kazanımlar elde edeceğini de belirleyecektir.

Her uzlaşmada taraflar, güçleri oranında karşılıklı kazanımlar elde eder. 'Çerçeve yasa’yla şimdilik hangi tarafın daha fazla, hangi tarafın daha az kazanım elde ettiğini bilmiyoruz ama şunu biliyoruz: Kürt tarafı yüzde 50, Türk tarafı yüzde 50 kazanımla bu müzakereden çıkmayacak. Elbette bir denge olacak ama biz şunu da hesaba katmalıyız: Kürt halkı, bu müzakereden belki yüzde 40, belki daha az, belki de yüzde 10'luk bir kazanımla çıkabilir. En kötü ihtimalle şu ya da bu ölçüde ama kazanımla çıkacağı açıktır. Uzlaşmada “esnaf hesabı” yapılmaz. Bir milimlik bir kazanımın bile perspektifte bize ne vaat ettiğine bakılır. O nedenle 50 yıl önce başlayan yürüyüşün geldiği aşamayı anlamak için 50 yıl önce atılan “bir" adımla şimdi atılacak “bir” adım arasındaki derin farkı bir kere daha anlatmamız şarttır.

İki ilk arasındaki fark

50 yıl önceki "ilk adım”, gizlilik, yasa dışılık ve faşist darbe koşullarında, Kürt halkının varlığından haberdar olmadığı bir avuç “talebe” tarafından asimilasyon ve soykırımcı baskılarla çözülmek üzere olduğu Kürt halkının topraklarında atıldı. Onlardan öncekiler farklı ve uygun olmayan bir yolda ilk adımlarını atan Türkiyeli devrimcilerin toprağa karıştığı ve Diyarbakır Zindanı’nın bir salhaneye dönüştüğü zamanda atılan bu ilk adım, bin kilometrelik yolun her metresinde ağır bedellere mal oldu.

Şimdi ödenen bu bedeller karşılığında Kürt halkı, önünde uzanan yeni bin kilometrelik barış, demokrasi ve refah yoluna Fis Köyü’nde hayal bile edilemeyen kazanımlarla, örgütlülük ve bilinçli donanımlarla, devletin Hareket'i tasfiye, Kürt halkını asimilasyonla Kürtlükten Türklüğe geçirme stratejisine karşı elde ettiği büyük başarılarla ilk adımını atacak. 

Nasıl atıldığını unutmayalım

Bu adımın, Başkan Öcalan'ın 27 yıllık İmralı işkencesine direnişi, dağlarda düşen şehitlerin kanları, Kürt halkının serhildanlarda çıplak göğsünü silahlara açması ve diasporada Kürt halkının Köln Köprüsü'nü neredeyse yıkacak gibi sallaması ile tüm devletlere rağmen atıldığını unutmayalım.

O halde yolumuz açık olsun!