Kürtlerin direniş, mücadele ve dayanışma olarak anlamlandırdığı Newroz, bu yıl tarihinin en yüksek katılımıyla kutlandı, kutlanıyor. Newroz pîroz be!
***
Türk parlamentosunda bir sonraki seçime kadar görev yapacak milletvekilleri için 7 Haziran 2015 günü seçimler yapılacak.
Göründüğü kadarıyla seçimlere dört parti ciddi şekilde hazırlanıyor.
Biri hariç hepsi de gücünü daha da artırmayı hedefliyor.
Birisi “Kadir-i mutlak” sayıya ulaşmak, birisi “Halife”ye muhalefet edebilecek düzeye çıkmak, birisi de daha aşağılara düşmemek için bu seçimlere asılacaktır.
Halkların Demokrasi Partisi (HDP) ise antidemokratik seçim barajını yıkarak Türkiye’nin siyasi haritasındaki dengeleri alt üst etmek için var gücüyle seçim sürecine yükleniyor.
HDP’ye başarılar diliyorum.
İşi en zor olan parti HDP’dir. Çünkü karşısında ırkçılık çimentosu ile yapılmış bir perde beton var. Buna rağmen, onlarca yıldır yok sayılan, horlanan, zulme ve katliamlara maruz bırakılan ciddi bir halk/halklar potansiyeli de var.
Eğer HDP bu kesimlerle buluşma becerisi gösterip onların desteklerini alabilirse evrimsel bir sonucu yakalar.
Seçimlerden başarıyla çıkmaya etki eden birçok faktör vardır.
Önemlilerini sıralarsak:
Partinin ideolojisi ve bu ideolojinin toplumla buluşma düzeyi.
Partinin satha yayılmış örgütlülük durumu.
Parti kadrolarının politik öngörü kapasitesi.
Seçim hazırlıkları ve çalışmalarının genişliği ve derinliği ile alacakları medya desteği.
Aday belirleme süreçleri, aday profili, aday adaylarının inançları ve adaylık sürecindeki yaklaşım ve davranışlarıdır.
Her etmen için uzun bir analize ihtiyaç vardır. HDP’nin bunu yaptığına da inanıyorum.
En fazla 5 bin vuruşluk bir makalede tüm bu olgulara ilişkin düşünce belirtmek mümkün değildir.
Bu nedenle aday adayları sürecine özet de olsa değinmek istiyorum. Çünkü propaganda döneminin ana aktörleri aday adayları ve adaylardır. Son noktada, seçim zaferi veya yenilgisinin kilidi konumundalar.
HDP’ye başvuran aday adayı sayısı Kürt politik tarihinin en yüksek sayısına ulaşmıştır. Partinin açıklamalarına göre yaklaşık bin beş yüz kişi başvuru yapmıştır. Seçim komisyonlarının özgün çalışmasıyla bu sayının daha yukarılara da çıkabileceğine inanıyorum.
Aday adayları aday olabilme sürecine bir yarış olarak bakmalıdırlar. Ancak ahlaki temelde sürdürülecek bir yarış biçiminde.
İnancının, halka yaklaşımının, bağlılığının, birikiminin, becerisinin, kararlılığının, toplumla ilişkisinin artılarını adaylığa dönüştürme çabasını göstermesi meşrudur.
Ancak hayatın tümüyle böyle aktığını görmüyoruz. Tüm aday adaylarını kastetmiyorum ancak hatırı sayılır sayıda aday adayının bunun dışına çıktığını duyuyoruz, görüyoruz.
Medyaya yansımasa da halk arasında bu yönlü çabaların gösterildiğine şahit oluyoruz.
Bu noktada dikkat çekici iki noktanın altı çizilmesi gerekir.
Birincisi; tanıyordur, ona inanıyordur veya dostudur, akrabasıdır diye aday aday olmayan kişinin/kişilerin aday adayı olana başarılar dilemesi doğaldır, kabul edilir bir şeydir. Ancak aynı ilden aday adayı olanların birbirlerine gülerek başarı dilemesinin altında iyi niyet aramak hayatın olağan akışına aykırıdır.
Yarıştığı kişinin başarısını gerçekten istiyorsa kendisi yarıştan çekilir. Doğalında diğerinin başarı şansı biraz daha yükselmiş olur.
İkincisi; aday adaylarının yarıştığı aday adayları için eski defterleri karıştırmaya başlamasıdır. İddiaların bini bir para olup havada uçuşmaya başlar. “Yok, daha önce şunları söylemişti, bunları yapmıştı, çevresi ve ailesi şöyledir, şuna yan bakmıştı, şu düşkünlükleri göstermişti, şöyle yaşıyor, vs….vs…vs….vs..”
Politika dilinde buna belden aşağı vurmak denir. Kendisi kuyunun dibindeyken diğerinin ayağını çekip onu da kuyunun dibine çekme çabasıdır.
Böyle davranan kişilere sormazlar mı; “Sen daha önce de yurtsever değil miydin? Partili değil miydin? Niye bunları daha önce paylaşmadın? İlgili ve yetkili kurumları niye altına adı yazarak ve imzanı atarak bilgilendirmedin? Delilin nedir? Belgen var mı?” Delil ve belge dünyadaki tüm hukuk biçimleri için olmazsa olmazdır.
Karar mercilerinin seçim başarısını olumsuz bir şekilde etkilemeye hizmet edecek bu tip belden aşağı vurmalara karşı acilen yöntem geliştirmesi gerekir. Ne yapılabilir?
Öncelikle iddia sahibinden meşru delil ve belge talep etmeli. Gerçek olduğu kanıtlanmadığı zaman kendisinin “müfteri” olarak ilan edileceği söylenmeli ve kararlılıkla uygulanmalıdır. Bunun yanı sıra güvenilir kadroları üzerinden araştırma yaptırmalıdır.
Yıllardır partilerimiz oy vermesine rağmen son iki seçimde sandığa gitmeyip (Bu oranın % 20 dolaylarında olduğuna inanıyorum) yanlış ve eksiklerimize yönelik tepkilerini dile getiren halkımıza bir borcumuzun olduğunu düşüyorum. Bu seçimlerin buna vesile olasını diliyorum.
Son söz; ahlak, günümüz yaşamının en kutsal, ancak en zor ve ağır yüküdür.