Suriye için çözüm federasyon mu?
Savaş, kıyım ve yıkımın bir kader haline geldiği Ortadoğu ülkeleri, yıllardır şiddet sarmalıyla kavrulmakta. Savaşın dokunmadığı coğrafya neredeyse yok gibi. Öyle ki son yıllarda her yeni güne savaşın yeni coğrafyalara yayıldığını duyarak başladık.
Ortadoğu halklarını savaşa mahkum eden tabii ki içinde yaşadıkları sistemler, rejimler ve buna öncülük eden liderleri. Ve dayandıkları zihniyet.
Kutsal kitaplara konu olan 72 milletin anavatanıdır Ortadoğu coğrafyası. Oysa yüzyıllardır bu 72 milleti kucaklayacak, huzura, barışa, refaha kavuşturacak ne liderleri, ne zihniyetleri ne de sistemleri oluşmuştur. Sadece bu son on beş yıl bile binlerce yılın özeti gibidir. İşgaller, savaşlar, yakılan, yıkılan kentler, izleri silinen binlerce tarih, kültür ve her şeyden önemlisi yaşamını yitiren on binlerce insan. Mültecileşen halklar, tarih ve kültür. Ve çoraklaşan yaşamlar, çoraklaşan topraklar...
Son olarak DAİŞ vahşeti ile bir kez daha kavrulan bu topraklar adeta dibe vurdu. Adeta ötesi kalmadı bu vahşetin. Birbirini tüketen bir noktaya ulaştı. Tarihin karanlık mahzenlerinden çıkan vahşet, belki de bir kez daha kaybedilen insanlık ihtiyacını gözler önüne serdi.
Peki bu döngü hep böyle mi devam eder? Gerçekten hiç mi çözümü yok bu kadim toprakların? Bunca savaş, 72 milletin beraber yaşayamayacağının kanıtı mıdır? Birçok coğrafyada aynı ülke sınırları içerisinde farklı diller, kimlikler, inançlar beraber yaşamayı öğrendiklerine göre; bu toprakların bahtıyla ile ilgili midir bu çaresizlik?
Tabii ki böyle olamaz. Dibe vurmuşluk son noktadır aslında. Ötesi yoktur. Bundan sonrası ya tümden yok oluş ya da bir çaredir çaresizliğe. Ortadoğu'da yaşanan da budur aslında. Tekçiliğin, ırkçılığın, mezhepçiliğin dibe vuruşudur. Varlığını ötekinin yokluğu üzerine kuran zihniyetin adım adım yok oluşudur.
İşte Rojava'da gün geçtikçe ete kemiğe bürünen, bölge halklarına da ilham kaynağı olacak bir sistem gelişiyor. Son beş yıldır Kürt halkı öncülüğünde Rojava'da ortaya çıkan direniş nasıl ki diğer halklara örnek teşkil ettiyse, şimdi de ortak yaşamın inşasına öncülük ediyor.
Kuzey Suriye-Rojava Demokratik Federasyonu'nun ilanı bölge halkları için çok önemlidir.
Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Ermeni, Türkmen ve Çeçen halklarını temsilen 31 parti ve örgüt, 200 delegenin katılımıyla gerçekleşen toplantının 17 Mart'ta açıklanan sonuç bildirgesinden de bunu anlamak mümkün.
Evet Kuzey Suriye-Rojava Demokratik Federasyonu önemlidir.
Çünkü;
1- Suriye halklarını ısrarla mezhep savaşlarının girdabında yok etmek isteyen zihniyet ve savaş baronlarına karşı oldukça çözümleyicidir. Suriye halklarının geleceğini tayin etmesi bakımından önemlidir.
2- Federasyon'da yer alan toplulukların etnik, ulusal ve inanç gibi kimlik ihtiyaçlarını ve yaşam tercihlerini dikkate alması açısından hem Suriye, hem de bölge halkları için örnek teşkil edebilir.
3- Sistemin demokratik karakterini garantiye almak, demokratik niteliğini geliştirmek ve kalıcılaştırmak için kadın katılımı çok önemlidir. Nitekim kadının adının bile zikredilmediği Ortadoğu'da böylesi bir katılım Suriyeli ve bölge kadınları içinde ön açıcı olabilir.
4- Federasyon'un gönüllü birliğe dayanması, kalıcı barışın sağlanması açısından da oldukça büyük öneme sahip.
5- Amacı demokratikleşmek olan kesimlerin, sınır bütünlükleri içerisinde ortak yaşamı kurabileceklerini gösteren somut bir model olması açısından da önemlidir. Suriye'nin toprak bütünlüğüne dokunmadan, ama aslında sınırların çok da anlamlı olmadığını çağrıştıran bir yanı da var bu sistemin.
Kuzey Suriye-Rojava Demokratik Federasyonu'nun ilanının dayandığı ilkelerin açıklandığı sonuç bildirgesinde farklı önemli yanlar da var. Ancak hem Suriye, hem de diğer bölge halkları açısından en önemli yanı ortak mücadele ve gönüllü birliğin sağlanmasıdır. Yıllardır inkar ve imhaya maruz kalmış olan Kürt halkının, kendi yaşam deneyimlerinin böylesi çözümleri ortaya çıkarması, barış ve demokrasi umudunu arttırmaktadır. Reeldir ve kapsayıcıdır.
Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de yaşanan savaş dikkate alındığında, sorunların çözümünün sadece katliamından geçmediğinin de kanıtıdır. AKP'nin topluma ısrarla dayattığı tekçi zihniyetin savaş ve yıkım dışında bir şey getirmediği tarihi deneyimlerle sabittir. O halde defalarca denenmiş, ancak hep aynı sonucun çıktığı politikalardan yeni şeyler beklemek nafiledir. Kürt halkı kendi öz yönetimleri ve Türkiyeli halklarla ortak yaşamdan vazgeçmeyeceğini ısrarla belirtiyor. Tıpkı Rojava'daki gibi. Dolayısıyla Türkiyeli halkların yüzünü Kuzey Suriye-Rojava Demokratik Federasyonu'na dönmesi gerekiyor. Newroz'un arifesinde yapılan federasyon ilanı, tam da Newroz ruhuna denk gelmiştir. Halkların ortak, barışçıl ve gönüllü yaşamı herkese lazımdır. Newroz da bu demektir. Newroza we pîroz be!