Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye ve Libya’daki işgale destek arayışlarını Münih Güvenlik Konferansı’nda da sürdürdü. Rusya karşısında Alman mevkidaşı Heiko Maas’tan destek aldı. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ise “İdlib’de Esad’ın zaferi kaçınılmazdır” diyerek Çavuşoğlu-Maas ikilisine cevap verdi.
Asıl aktörün NATO olduğu, Münih Güvenlik Konferansını’nın 56’ıncısı, yaklaşık 40 devlet ve hükümet başkanı, 70’e yakın dışişleri ve savunma bakanının katılımıyla 14-16 Şubat tarihleri arasında gerçekleşti. Bayerischer Hof Oteli’nde yapılan bu yılki Konferansa, Türkiye’nin Suriye ve Libya’ya dönük işgal ve provokasyonu ve Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bu konuda destek bulmak için özellikle Almanya nezdinde yürüttüğü diplomatik temaslar damgasını vurdu.
1963’ten beri her yıl yapıldığı için artık gelenekselleşen Konferans’ta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, İdlib’de Suriye devletinin zaferinin kaçınılmaz olduğu vurgulaması ise zor durumdaki çetelerini korumak için Suriye-Rusya’nın yürüttüğü operasyonu durdurmak isteyen Türk devletine bir cevap niteliğindeydi.
Suudi Arabistan’ın da Libya ve Suriye’de işgal ve iç savaşı derinleştirmek isteyen Türkiye’ye eleştirileri vardı. Konferans nedeniyle çok sayıda aktivist ise Münih’te protesto eylemi düzenledi.
Suudi Arabistan TC’yi eleştirdi
DW Türkçe’nin haberine göre Konferansa katılan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, Türk devletinin Libya’da savaşı derinleştirdiğini ve bunu yaparken de Suriye’de himaye ettiği çeteleri kullandığını şu cümlelerle ifade etti: “Libya’ya dış müdahalenin sona ermesi gerekiyor. Şimdi de Türkiye tarafından Suriye’den gönderilen birlikler bölgeye geliyor. Tüm bunlar tabii ki durumun iyileşmesine hiçbir katkıda bulunmadığı gibi; daha da fazla istikrarsızlığa neden oluyor.”
Ferhan, sadece çete transferinin değil, silah sevkiyatlarının da durması gerektiğini vurguladı.
Türkiye ve Katar, Libya’da Trablus merkezli, Müslüman Kardeşler orjinli Fayez El Sarraj yönetimindeki Libya Mutabakat Hükümeti’ni (GNA) desteklerken Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) çok sayıda Arap ülkesiyle birlikte General Halife Hafter yönetimindeki Libya Ulusal Ordusu (LNA) ve Tobruk Merkezli Libya Meclisi’ni destekliyor.
Türkiye Almanya’dan işgal için destek bekliyor
19 Ocak’ta Berlin’de Almanya’nın ev sahipliğinde 12 devlet, Birleşmiş Milletler, Arap Birliği, Afrika Birliği ve Avrupa Birliği gibi güçlerin katılımıyla yapılan Libya Konferansı nedeniyle Libya konusu, doğal olarak 56’ıncı Münih Güvenlik Konseyi’nin en temel gündemi oldu.
Ancak Türk devleti de Münih Güvenlik Konferansı’nda Suriye ve Libya’da kalıcılaştırmak istediği işgal için özellikle Almanya nezdinde destek aradı. Konferans kapsamında Münih’e gelen Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alman mevkidaşı Heiko Maas ile bir araya geldi. Konferans çerçevesinde gerçekleşen görüşmenin ardından Maas’la kısa bir basın toplantısı düzenleyen Çavuşoğlu, “Libya’da kalıcı barışın sağlanması ve İdlib’deki son durumu ele aldıklarını” ileri sürdü. Çavuşoğlu, askeri gücünü El Kaide, DAİŞ ve El Nusra gibi çete örgütlerinden alan ve Türkiye’nin uydusu durumundaki Müslüman Kardeşler kökenli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni masum gösterirken, bu hükümete karşı mücadele eden General Hafter’in ise askeri çözümü inandığını savundu.
Çavuşoğlu ile ‘yapıcı’ bir görüşme yaptıklarını söyleyen Maas ise Maas, Libya’da savaşan taraflar arasında “kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını hedeflediklerini”, “Türkiye’nin desteğine ihtiyaç duyduklarını” söyledi.
“Taraflar arasında ateşkes”, “Paralı askerlerin ülkenden çıkartılması”, “BM’nin 2011’den bu yana Libya’ya uyguladığı silah ambargosuna uyulması” gibi maddelerin de olduğu 55 madde Berlin’deki Libya Konferansı’nda kararlaştırılmıştı.
Çavuşoğlu-Maas görüşmelerinde Türk Dışişleri Bakanı’nın şikayet ettiği konulardan biri de İdlib’di.
Mülteciler yine şantaj aracı
Türk devletinin bir başka ülke olarak Suriye topraklarında gerçekleştirdiği işgali ve denetimde tuttuğu çeteleri görmezden gelen Çavuşoğlu, İdlib konusunda da Maas’a şikayette bulundu, Almanya’nın Türkiye’ye daha fazla destek vermesini istedi.
Suriye- Rusya tarafından çetelere dönük operasyonu kastederek, Türkiye’nin İdlib’e yönelik saldırıları durdurmak için çaba sarf ettiğini söyleyen Çavuşoğlu, Türkiye’den bir heyetin bugün Moskova’ya giderek görüşmeleri sürdüreceğini ifade etti.
Çavuşoğlu, Batılı müttefiklerinden yardım istedi ve bunun için de daha önce olduğu gibi yine mültecileri ortaklarına karşı bir şantaj aracı olarak kullandı. DW Türkçe’de yer alan habere göre Çavuşoğlu: “İngiltere ve ABD’nin verdiği desteği başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinden ve Avrupa Birliğinden de daha görünür bir şekilde görmek istiyoruz. Eğer bunu durduramazsak büyük bir trajedi olacak. İki milyona yakın insan sınırlarımıza gelebilir” dedi. Alman Dışişleri Bakanı Maas ise “İdlib’de çatışmalara son verilmezse insani bir felaket yaşanmasından büyük endişe duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Maas, 56’ın Güvenlik Konferansı çerçevesinde Münih’te bulunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptıkları görüşmede beklentileri dile getirdiklerini söyledi.
Lavrov: Esad’ın zaferi kaçılmaz
Çavuşoğlu ve Maas’ın, El Kaide’nin Suriye versiyonu olan ve İdlib’i işgalinde bulunduran Heyet Tahir El Şam’a (HTŞ/El Nusra) yönelik operasyonun durması için yüksek sesle yardım istedikleri Rusya Dışişleri Bakanı’nın verdiği cevap ise “Suriye Devlet Başkanı Başar Esad’ın İdlib’de zaferinin kaçınılmaz olduğunu” şeklindeydi. Konferansta konuşan “Terörizme karşı zafer kaçınılmazdır” dedi. Lavrov, Münih’de Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile de görüşürken, “İyi ilişkilerimiz var ama bu her konuda aynı görüşe sahip olduğumuz anlamına gelmiyor” dedi.
Steinmeier: Yıkıcı ve benciller
Öte yandan Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Münih Güvenlik Konferansı’nın açılış konuşmasında ABD, Rusya ve Çin’i “Bencil ve yıkıcı siyasetleri” nedeniyle uluslararası düzeni tehlikeye atmakla suçladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın “Her ülke nerede yer alacağına kendisi karar vermeli ve kendi çıkarlarını diğerler ülkelerin üzerinde görmeli” sloganı ile hareket ettiğini belirten Steinmeier, “Sanki herkes kendini düşündüğü zaman herşey düşünülmüş oluyor” şeklinde konuştu. Steinmeier Rusya’yı da “uluslararası hukuk kurallarını çiğneyerek” Kırım’ı ilhak etmekle suçlarken, Çin’i de Müslüman Uygur halkına dönük uygulamalarını eleştirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Donald Trump başkanlığı altında Washington’ın uluslararası sahneden çekildiği yönündeki eleştirilere konferansta cevap verdi. Münih’te konuşan Pompeo, “Batı kazanıyor ve birlikte kazanıyoruz” dedi. 81 ülkenin destek verdiği bir koalisyonla DAİŞ’e karşı savaştıklarını vurgulayan Pompeo, “Bu uluslararası toplumu reddeden bir Amerika mı?” sorusunu katılımcı ülkelere yöneltti. Pompeo, Rusya, Çin ve İran’ın oluşturduğu tehdide karşı birlikte çalışmak gerektiğini ifade etti.
Pompeo’nun bu açıklaması Frank-Walter Steinmeier’in ABD’ye dönük eleştirilerine bir cevap niteliği taşıyordu.
HABER MERKEZİ
Rusya: Türkiye artık neyi gözleyecek?
El Kaide kökenli çetelerinin işgali altındaki İdlib eyaletini çevreleyen 12 ‘Türk gözlem noktası’dan 6’sının Suriye ordusu tarafından ablukaya alınmasına karşı Suriye ve Rusya’ya tehditler savuran AKP’li Türk Cumhurbaşkanı Recep T.Erdoğan’a Rusya’dan yanıt geldi: “Artık neyi gözleyeceksin?”
Sputnik’te yer alan habere göre Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Bogdanov, bu noktalardan bazılarının Suriye ordusu mevzilerinin arkasında kaldığını belirterek “Bundan dolayı bunların neleri gözledikleri ve bunlara neden ihtiyaç olduğu konusunda soru işaretleri doğuyor” dedi. Bogdanov, bugün Moskova’da Türkiye’den gelen bir Türk heyeti ile İdlib’ei görüşeceklerini söyledi.
MOSKOVA
Macron: Türkiye ve Rusya değerlerimizi paylaşmayan komşularımız
56. Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşa Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ‘İdlib’de yaşananlarla ilgili Rusya ile aynı fikirde olmadıklarını belirterek “Bu kabul edilemez” dedi. “Türkiye ve Rusya, bizim değerlerimizi paylaşmayan bölgesel güçler ve bize komşular” ifadesini kullandı. Çeşitli başlıklarda açıklama yapan Macron, Avrupa’nın gelecek yıllarda daha demokratik olacağını ifade ederek; 5G, yapay zeka ve birçok konuda Avrupa’nın hızlı çözüm üretmesinin ve Avrupa’da göç sorununa çözüm bulunmasının önemine değindi.
Macron, “Avrupa’da finans krizine ilişkin Güney ile Batı ve göç kriziyle ilgili Doğu ile Batı arasında bir bölünme yaşandı” derken “Ne Rusya yanlısı ne Rusya karşıtıyım” dedi.
Macron, Avrupa’nın savunma alanında güçlenmesi gerektiğini ancak bunu yaparken NATO’ya da ihtiyaç duyduklarının altını çizmekten geri durmadı. Konuşmasında Rusya ile ilişkilere geniş yer veren Macron, “İdlib’de yaşananlarla ilgili Rusya ile aynı fikirde değiliz. Bu kabul edilemez. Rusya’nın son yıllarda askeri alanda güçlendi. Ne Rusya yanlısı ne Rusya karşıtıyım. Ben Avrupa yanlısıyım.” ifadesini kullandı.
Macron’a göre AB’nin misyonu
Macron, Rusya’nın siber saldırılar veya sosyal medyada yapılan manipülasyon yoluyla Batılı demokrasileri istikrarsızlaştırmaya devam edeceğine dikkat çekerken Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile müzakerelerin başlaması konusunda Fransa’nın veto etmediğini belirtti.
“Avrupa, siyasi güç olarak değil, sürekli genişleme olarak düşünülüyor” diyen Macron, genişleme stratejisi konusunda Avrupa Birliği (AB) Komisyonuna ön şartlar sunduğunu ve bunların sağlandığını aktararak, şunları kaydetti: “AB’de bir ülkenin bir başka ülke üzerinde hegemonya kurmadı. Şansölye Merkel’i yönetmek istemiyor, Merkel tarafından da yönetilmek istemiyorum. Çünkü bu Avrupa’ya aykırı olur. Fransa ve Almanya, Avrupa’da dinamik oluşturmak için yeterli değil ama bu iki ülke, beraber hareket etmezse her şeyin durması için yeter.” yorumunu yaptı.
MÜNİH