
'Bizum Hoca' filmi 7 Mart'ta vizyona girdi. Senaryosunu Yılmaz Okumuş kaleme aldı. Serkan Acar ise yönetmen. Oyuncu kadrosunda Cezmi Baskın, Ömür Arpacı, Çetin Altay, İsrafil Köse, Levent Ülgen ve Ruhi Sarı gibi oyuncular yer alıyor. Senarist Yılmaz Okumuş ile 'Bizum Hoca' filmine karar verme aşamasını şöyle anlattı: "1980 yılında beş yüz bin satan, bir deyimle efsanevi mizah dergisi Gırgır'daki Tursun'un İskelesi köşesi vardı. Rize'den kalkıp lise okumaya gelen genç olarak, 'gel buyur çalış' dediklerinde ilk bulduğum şeydi; Tursun'un İskelesi. Ondan sonra Karadeniz üzerine yapacağım işlerde; Laz Kapital, Karl Marks Trabzonda da Olsaydı veya Yasemince'deki 'Hamsiye' tipi, Sümela'nın Şifresi; bütün bunlar ayrı ayrı çaylar, ırmaklar gibi geliyor ve bir dereyi oluşturuyor. Bu dere akar giderken bu senenin başında farklı bir şey yapayım, dedim.''
''Karadeniz dili, mantığının içinden geldiğim için de insanlarda 'Karadeniz' deyince, hani yeşille birlikte biraz da Temel, 'biraz sonra güleceğiz' gibi hissiyat oluşuyor'' diyen Okumuş, Filmde dram ve komediyi bütünleştirdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu, 'biraz sonra güleceğiz' hissiyatı da bir yandan büyük bir dram barındırıyor. Bizim derelerimiz elden gidiyor. Buna direnenler de var, seyredenler de var. Filmle öyle bir ayna tutalım ki, hem gülelim hem dertlenelim istedim."
Dere ideolojik akmıyor!
Okumuş, filmi gösterime girmeden önce İstanbul'da kalabalık bir grupla izlediklerini ifade ederek, 'HES müteahhidini güldürdüklerini' anlattı. Okumuş, filmin daha çok izlenebilmesi için belgesel tarzını tercih etmediklerini söyleyerek, "Bunu belgesel yapsan 5 dakika salonda durmayacak insanlar, bir buçuk saat Karadeniz'in bir derdini izleyebiliyor. Sonunda 'bak bakayım bu dere sağdan mı akıyor soldan mı' denilebiliyor. Dümdüz aktığı görülünce 'demek ki ideolojik akmıyor' denilip ortak bir tepki oluşabiliyor'' dedi.
Okumuş, filmdeki ana karakter olan 'Hoca'nın eğilimlerine yakın çok sayıda din hocasının olduğuna vurgu yaparak, "Zaman verilsin, 'Bizum Hoca'dan on bin tane toplarım. En başta, dedem ve babamdır. İkisinin kimyasıdır. Dedem dağ başından kalkıyor, dört yıl hukuk, dört yıl öğretmenlik, dört yıl da İslam eğitimi alıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki birçok şeye saklı tutuyor tepkilerini ama o aydın olma hali yanı var'' diye belitti.
Başka bir dille anlatmak
Sadece sol, muhalif kesimi gözeten dili, kitlesel bir karşılık bulma gayesi açısından problemli sayan Okumuş, şöyle devam etti: "Bir gün kitap kuyruğunda biriyle karşılaştım. Laz Marks'ı okumuş. Sırf hemşehrim diye yanıma geldi. Muhtemelen yine sağcı biriydi. 'Karl Marks'ı sevmem ama bu Laz Marks'ın bıyığını hafif sarkık buldum, beğendim' dedi. Haliyle okumuş ve içeriği de beğendiğini söyledi. Galiba başka bir dil tutturmak gerekiyor bazen. 'Oligarşi' diyorsun, anlaşılmıyor. Ama bunu 'Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın, Galatasaray'ın kendi aralarında sınırlı kalan şampiyonlukları' gibi anlattığında işe yarıyor. Trabzonspor'u aklına getiriyor. Zaten '80'lerden sonra bağımızı koparmışız. Haliyle böyle de ele almak gerekiyor."
Sağ partilerin tahribatı
Dindarların eskiden yeşile, doğaya daha düşkün olduklarını ancak sağ partilerin ekolojik dengeyi bozan projelerinin bunu önlediğini belirten Okumuş, müteahhitlerin de genelde sağcı olduklarını ve tabanlarını etkilediğini kaydetti. Yine sağ partilerin halkı iş, para gibi vaatlerle aldatmaya çalışarak, HES'lere karşı mücadeleyi kırmayı hedeflediğini söyleyen Okumuş, "Aynı zamanda geliyorlar, 'hocam siz sözü geçen birisiniz, bizim de halkla ilişkiler uzmanına ihtiyacımız var' diyerek, hocayı ele geçiriyor, başarılı oluyorlar. Veya birine şantiye bekçiliği veriyor. Muhtara bir şey veriyor. Jip alan muhtar gördüm. Bir muhtar normal şartlarda nasıl jip sahibi olsun? Böyle olunca da hafif dinden çıkılıyor" dedi.
'Karadeniz tükenecek'
Film çalışmasıyla birlikte ekolojik sorunlara da daha hakim olduğuna değinen Okumuş, rant için ekolojiye zarar veren projelerin arıcılığın, çayın bitmesine neden olacağını; sorunun sadece derelerin kuruması olmadığını dile getirdi. Okumuş, "Bu seneden gelecek seneye bakınca sadece yeşilliğin yok olduğunu görüyorsun ama o güzelim Karadeniz tükenecek. Dünyada sadece birkaç yerde bulunmasıyla övündüğümüz güzelliklerimiz yok olacak'' dedi.
'Kürtlerle derdimiz aynı'
Senarist Yılmaz Okumuş, Kuzey Kürdistan'ın da Karadeniz'le benzer ekolojik sorunlar yaşadığına vurgu yaptı. Okumuş, Kürt izleyicileri de 'Bizum Hoca' filmine davet ederek, şunları belirtti: "Kürt illerinde sinemalar yoğun. Diyarbakır'da bir sokağa 'Kazım Koyuncu' adının verildiği için de biliyorum; filmimiz Kürdistan'da da karşılık bulabilir. Aynı şeyleri yaşıyoruz. Doğayla uyum içinde olmamızı engelleyen, rantı devreye sokan kapitalizmin hunharlığını görüyoruz. Bölgede de karşılık bulacağını sanıyorum. Diyarbakır'ın daha çok 'Bizim Hoca'sı olduğunu, bu soruna sahip çıkacak insanı olduğunu düşünüyorum. HES zaten sadece Karadeniz'in sorunu değil. Belki daha önceki filmimizde, Sümela'nın Şifresi'nde Kürt izleyiciler çok aidiyet hissi kuramamışlardır ama bu biçimiyle resim tanıdık gelecek."
ALİ BARIŞ KURT/ANF / ANKARA