Kürtler Önder Öcalan’dan Erdoğan’ın görüşme masasını devirdiği 5 Nisan 2015’den sonra sadece 2016 Eylül ayında kardeş Mehmet Öcalan üzerinden bir kez haber alabildi. O görüşme de kolay olmamış, aralarında vekil, siyasetçi ve sanatçıların da olduğu bir grup direnişçinin girdiği süresiz-dönüşümsüz açlık grevi sonrasında gerçekleşebilmişti. Ne yazık ki hedefini İmralı’dan haber almakla sınırlayan bu eylemin yarattığı etki sonucunda Kürt Halk Önderi ile kardeşi kısa bir görüşme yapabilmiş ancak hemen sonrasında tekrardan Önder Öcalan’dan haber alınamaz olmuştu. O gün bugündür de zaten hiçbir haber alınabilmiş değil.
AİHM’in Önder Öcalan’ın maruz bırakıldığı işkenceyi hukukileştirme girişiminden ve işkenceyi önlemekten sorumlu CPT’nin buna ortak olan sessizliğinden sonra Kürt Halk Önderi’nin yaşamına ilişkin kaygılar giderek arttı. Kürt halkı olası hayırsız girişimler nedeniyle sınandığını, tepkisinin ölçüldüğünü düşündü. Bu kaygısında da son derece haklıydı çünkü karşılarında Kürdün her şeyine düşman, Kürt adına ne varsa yok etmeye ant içmiş bir soykırımcı rejim vardı.
Şimdi hedefi daha güçlü konmuş bir açlık grevi eylemi var. DTK Eşbaşkanı ve HDP Colemêrg Milletvekili Sayın Leyla Güven süresiz dönüşümsüz açlık grevinde. Avrupa’da, Başur’da, Bakur’da “Leyla Güven Haklıdır, Talebi Talebimizdir” şiarı ile dayanışma amaçlı açlık grevi eylemleri olurken, aynı talepli kitlesel eylemsellikler de her yerde yapılıyor. Zindandaki direnişçiler de Önderlikleri üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması amacıyla ilk etapta 10’ar günlük süresiz-dönüşümlü açlık grevine başlattıklarını kamuoyuna deklare ettiler. Öyle görünüyor ki, bu eylemler Kürt Halk Önderi üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit tümden ortadan kalkıncaya ve ne pahasına olursa olsun eylem sonuç alıncaya kadar sürdürülecek.
Bu eyleme Sayın Leyla Güven’in öncülük etmesi de son derece anlamlı. Leyla Güven bir Kürt insanı olarak, Önder Öcalan’ın Kürt yurtseveri ile kurduğu güçlü bağın en çarpıcı örneğini göstermiştir.
Leyla Güven bir kadın olarak, Önder Öcalan’ın genelde tüm kadınlar özelde de Kürt kadını için ne anlama geldiğini bu eylemiyle ortaya koymuştur.
Leyla Güven DTK Eşbaşkanı olarak, halka öncülük etmesi gerekenlerin kritik dönemlerde nasıl sorumluluk alıp, halkı harekete geçirebileceklerini ortaya koymuştur.
Leyla Güven’in Kürt Halk Önderine yapılan uygulamaların aslında tüm Kürtlere, tüm halklara yapıldığını, mevcut sorunların çözümü için her şeyden önce İmralı’ya yaklaşımın düzeltilmesi gerektiğini görmesi, derin bir siyasi bakış açısına sahip olduğunu gösterir.
Leyla Güven sorumluluk bilinciyle var olmak çok büyük bedeller vermek zorunda kalan Kürt yurtseverliği için de önemli bir ölçüyü ortaya koymuş, Mehmet Tunç’ların, Asiye Yüksel’lerin direnişçi ruhlarının sürdürücüsü olmuştur.
Anı anına bir iradi duruş, keskin bir kararlılık, yüksek moral ve yaptığı işten duyulan büyük coşkunun rehberliğinde gerçekleşen bu eylem, anlamı ve hissi buluşturan bir eylem olmuştur.
Devletler toplumlar örgütsüz olduğu için vardır ve devletler, toplum büyük bir direniş içine girmediği müddetçe toplumun gasp ettikleri hiçbir hakkını vermeye yanaşmazlar. Ruhları bencil ve hegemon karakterde olduğu için kimseye hiçbir şey vermek istemezler. Pratikte önemli aşınmaları yaşasa da belli bir düzey tutturabilmiş Avrupa demokrasisi, tümden oradaki halkların, toplumun verdiği çok büyük bedeller üzerine o hale gelebilmiştir. Her yerdeki egemen gibi oradaki egemen de toplumun hiçbir hakkını vermeye yanaşmamış, büyük toplumsal direnişler ve verilen büyük bedeller karşısında geri adım atmak, toplumun alanını genişletmek zorunda kalmıştır.
Çok büyük acıları yaşasa da hatta günde yüzlerce insan toprağa düşse de, Ortadoğu’daki toplumsal mücadele yeterince örgütlü ve bilinçli yapılamadığından henüz istenilen sonuca ulaşabilmiş değildir. Ortadoğu’daki en bilinçli, örgütlü mücadele olan Kürt Özgürlük Mücadelesi de verdiği büyük bedellere rağmen kendisini soykırım kıskacından tam olarak kurtarabilmiş değildir. Bunda zaman zaman yaşadıkları gündem sapmalarının da etkisi vardır. Eğer Kürtler soykırım kıskacından kurtulmak istiyorlarsa yapacakları tek şey, İmralı işkence sistemini parçalamaktır. Bunun dışındaki her zafer Pirus Zaferi bile olmayacak, sadece kendini kandırmak olacaktır. O nedenle Leyla Güven doğru yerdedir ve herkese doğru yere gelmesi için bir çağrıdır…