ZEYNEP KURAY / ANF/İSTANBUL
Feminist Hülya Osmanağaoğlu, savaş politikalarının yol açtığı tecride karşı direnen Leyla Güven ile dayanışmanın kadın hareketinin görevi olduğunu belirtti. Osmanağaoğlu, Güven’in kadın mücadelesine katkılarına da dikkat çekti.
Bağımsız feminist Hülya Osmanağaoğlu, DTK Eşbaşkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven’in İmralı tecridinin kaldırılması için başlattığı ve 92 güne varan açlık grevini değerlendirdi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması için DTK Eşbaşkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven’in sürdürdüğü açlık grevi 92’nci gününde. AKP/MHP iktidarı ve Türk Meclisi üç maymunu oynamaya devam ediyor.
Feminist Hülya Osmanağaoğlu, kulak tıkama ile amaçlanan direnişi kırma yönteminin başarılı olmayacağını; her tarafta görünür hale gelen Leyla Güven’in direnişinin kazanacağını kaydetti.
Aynı zamanda Gültan Kışanak’ın cezaevinde kaleme aldığı ‘Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ kitabının editörü de olan Osmanağaoğlu, Kışanak’ın kitabında da Kürt Kadın Hareketi’nin hem siyasetin içinde hem de egemen devlet sisteminin pençesinde geçtiği mücadele evrelerinin anlatıldığını ifade etti. Kitapta yaşam öyküleri yer alan 23 Kürt kadın siyasetçinin hemen hemen hepsinin şu anda cezaevinde olduğunu hatırlatan Osmanağaoğlu, “Gültan Kışanak örneğinde olduğu gibi kayyum politikalarıyla cezaevine atılan eşbaşkanlar, seçilmiş milletvekilleri ve HDP-DBP yöneticisi arkadaşlarımız var. Kitapta kadın siyasetçiler tam da egemen devlet sisteminin yüzünü anlatıyorlar” dedi.
‘Kadınların yaşamını dönüştürdü’
Açlık grevinde olan Leyla Güven’in mücadelesinin de kitapta yer aldığını hatırlatan Osmanağaoğlu, Güven’in kendi yaşamını dönüştürürken, aslında bütün Kürt kadınlarının yaşamını dönüştürdüğünü vurguladı. Güven’in 2004 yerel seçimlerinde Adana’nın Seyhan ilçesi Küçükdikili beldesinde belediye başkanı seçildiği dönemdeki kadın mücadelesine katkılarını anımsatan Osmanağaoğlu, “Leyla Güven, eşine şiddet uygulayan erkek belediye personelinin maaşının eşine verilmesi hükmünü sendikaya ilk öneren ve hayata geçiren kadın arkadaşımızdır. Aynı şekilde belediyede çalışan erkeklerin çok eşliliğinin tazminatsız işten çıkartılma nedeni olmasını ve belediye çalışanlarının Newroz ve 8 Mart’ta ücretli izinli sayılmasını ilk öneren kadın belediye başkanıdır” diye konuştu.
‘Hem tecride hem de savaş politikalarına karşı’
Leyla Güven’in maruz kaldığı hukuksuzluğa da değinen Osmanağaoğlu, Güven’in tekrar milletvekilli seçilmesine rağmen bunca zaman cezaevinde tutulmasının da Kürt sorunundaki çözümsüzlüğün bir parçası olduğunu vurguladı. Savaş politikalarının Kürt kadın hareketinin üzerinden bir bütün olarak kadın hareketine yöneldiğine işaret eden Osmanağaoğlu, Güven’in bugün ortaya koyduğu direnişin Kürt kadın siyasetçilerin yıllardır erkek egemen devletin savaş politikalarına karşı verdiği mücadelenin önemli bir halkası olduğunun altını çizdi. Güven’in milletvekili seçildikten sonra aynı şekilde direnmeye devam ettiğini hatırlatan Osmanağaoğlu, “Bu direniş bir yanıyla tecride, bir yanıyla da tam da yerel seçimlere giderken, kayyum, savaş ve kadınlara karşı baskı politikalarının iç içe geçmesine karşı bir direniş. Amed’e atanan kayyum kadınların 7/24 danışma merkezini niye kapatıyorsa; İstanbul’da 25 Kasım’da polis de bizim önümüzü o yüzden kesiyor” diye ekledi.
‘Leyla kazanırsa hepimiz kazanırız’
Yürütülen savaş politikalarının kadın mücadelesinin engellenmesi ile doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Osmanağaoğlu, Leyla Güven’in tecride karşı direnişinin aynı zamanda yükselen erkek egemenliğine karşı da bir tepki olduğunu kaydetti. Leyla Güven ile dayanışmanın bütün kadın hareketinin görevi olduğunun altını çizen Osmanağaoğlu, Güven’in direnişine ses olmak gerektiğinin altını çizdi.