Parmaksız: Leyla Güven’in zindan koşullarında tecrite karşı başlattığı açlık grevi, burada bizim ne yapacağımızı hatırlattı. Bizler ve dostlarımız Berlin’de yapığımız açlık grevindeki çeşitli etkinliklerle düşmana karşı halaya durmuş bulunuyoruz.

 Ardıl: Taleplerimizi Alman kamuoyuna ulaştırmaya çalışıyoruz. Son derece büyük bir moral ve kararlılıkla devam ediyor. Herkes kendini Önder Öcalan’ın bir parçası olarak görüyor. Leyla Güven’in çok yakınında hissediyor. Arkadaşlarda bunu görüyorum.”

HIDIR ATEŞ / BERLİN

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde özel olarak uygulanan ağır tecridi protesto etmek ve tutuklu HDP Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı açlık grevini desteklemek için başlatılan açlık grevleri yayılarak devam ediyor. Almanya’nın başkenti Berlin’de de 6 Aralık’ta tarihi Brandenburger Tor’da yapılan basın açıklamasıyla 10 günlük açlık grevi başlatıldı. Gündüzleri kentin en işlek meydanında yapılan açlık grevi, akşamları ise DKTM binasında kesintisiz olarak devam ettiriliyor. Eylemciler taleplerini kamuoyuna duyurmak için ise parlamentodaki siyasi partilerle görüşmeden, parlamento binasında eyleme kadar bir dizi girişimde de bulundu.

Berlin açlık grevini Kürt Özgürlük Hareketi emektarlarından İsmail Parmaksız ve greve ev sahipliği yapan Berlin DKTM Eşbaşkanı Yeko Ardıl’la konuştuk. Başlangıç gününe dönersek; 6 Aralık’ta tarihi Brandenburger Tor meydanı Noel etkinliklerine hazırlanırken; bir grup Kürdistanlı önderleri Öcalan’ın özgürlük talepleri için açlık grevi başlatıyordu. Açlık grevinin başlangıç süreciyle ilgili Parmaksız şunları söyledi: ”Yer için biz bütün kiliselere başvuru yaptık. ‘Yer veremiyorsanız salonlarınız da olabilir’ dedik. Kiliseler Noel ayinlerimiz ve etkinliklerinden ötürü bize net bir cevap veremediler. Ayrı bir salon kiralamayı da kendi salonumuz olduğu için biz uygun bulmadık.”

Açlık grevinin kamuoyu yaratmada oldukça etkin olduğunu gördüklerini ifade eden Parmaksız şöyle devam etti: ”Gün içinde açlık grevimizi Brandenburger Tor içi ve dışında, Federal Parlamento binası önünde sürdürüyoruz. Bildirilerimizi dağıtıp konuşmalarımızı yapıyoruz. Partileri ziyaret ediyoruz.  Berlin Eyalet Parlamentosuna gittik.  Die Linke, Yeşiller, FDP, CDU ve SPD’yi ziyaret ettik. Taleplerimizi iletip dosyalarımızı verdik.”  Alman basınından ilgisinin olmadığını belirten Parmaksız, temaslarının devam ettiğini anlatarak, ”Var olan Kürt ve diğer kurumları da ziyaret ediyoruz. Şu ana kadar dernekleri olan kurumlardan bize bir ziyaret olmadı. Mitinglerimize ATİF katılıyor” diye belirtti.

Polis: Emir yukarıdan geldi!

Parmaksız, açlık grevine ilişkin Berlin polisinin tavrını da eleştirerek şunları aktardı: ”Eskisinden daha da kötü. Bir bilgilendirme çadırımız var. Yağmurda bile bir kişinin çadırda kalmasına izin verilmiyor. Başkanın resimleri yasak. Üzerinde ‘Öcalan’a Özgürlük!’ yazan resimli önlüklerimize burada izin verilmiyor. Miting alanına gittiğimiz zaman onları çıkarıyoruz. Tepki gösterince de, Türkiye’deki gibi ‘emir yukardan geldi’ diyorlar.”

Düşmana karşı halaya durmuşuz

”Önder APO demek, Kürt halkı demektir. O’nun tecriti hepimizin tecritidir” diyen İsmail Parmaksız duygularını şu sözlerle dile getirdi: ”Leyla Güven’in zindan koşullarında tecrite karşı başlattığı açlık grevi, burada bizim ne yapacağımızı hatırlattı. Yüreği ve vicdanı olanlar bu eylem etrafında dünyanın her yerinde tek vücut oldular. Bizler ve dostlarımız Berlin’de yapığımız açlık grevindeki çeşitli etkinliklerle düşmana karşı halaya durmuş bulunuyoruz. 10 günlük açlık grevimizi Cumartesi günü (bugün) bitiriyoruz. Bundan sonra yapılacak eylemlere kilitlenerek, tecrit kırılana dek devam ettireceğiz.”

Diğer eylemlerden farklı

Berlin DKTM Eşbaşkanı Yeko Ardıl ise açlık grevi eyleminin önemine ilişkin sunları söyledi: ”Eylemimiz şu ana kadar alışık açlık grevinin dışında gelişiyor. Açlık grevcileri hep dışarıdalar. Uyuma ve geceleme dışında hep kitleyle içiçedirler. Ekmek ve su kadar kutsal olan taleplerimizi Alman kamuoyuna ulaştırmaya çalışıyoruz. Son derece büyük bir moral ve kararlılıkla devam ediyor. Herkes kendini Önder Öcalan’ın bir parçası olarak görüyor. Leyla Güven’in çok yakınında hissediyor. Arkadaşlarda bunu görüyorum.” Beklentilerinin daha üst boyutta bir katılım olduğunu belirten Ardıl, ”Berlin kitlesi daha duyarlı olmalı ve katılım göstermeli. Bütün dünyaya, dosta-düşmana karşı; Önderimiz Öcalan’ın bir parçası olduğumuzu göstermemiz gerekiyor” diye konuştu.

Ardıl’ın belirttiği gibi Berlin açlık grevinin farklı kılan bir yönüde; akşam sohbetleri ve kültür etkinlikleri. Grev akşamları yüksek düzeyde eğitici/ öğretici bir verimlilikle geçiyor. Dördüncü günün akşamında TJK-E kampanyaları kapsamında; ‘Kadına Yönelik Şiddet Politiktir, O Sende olabilirsin’ semineri düzenlendi. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın öğretiliriyle ve yaşanan pratikle Kürt kadınlarının geldiği bilinçli ve politik duruşu yansıtıyordu. Kassel’den açlık grevine katılan Meryem Daye de buna bir örnek. PYD Berlin tarafından organize edilen Şehit Şilan ve yoldaşlarının anma etkinliğine ve Kürt aydını Dr. Cemal Nebez’in taziyesine de açlık grevcileri katıldı.

Greve destek ziyaretleri

Destek ziyaretleri kapsamında; Avrupa Parlamentosu Sol Parti Milletvekili Martine Michels’in ve Andrej Hunko’nun destek ziyaretleri her yönüyle moralleri üst düzeye çıkardı. Anlamlı ve içerikli sohbetler dayanışma duygularını birleştirdi.

Güney Afrika Ulusal Meclisi Sözcüsü Solomon Lecesa Tsenoli’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan ağır tecrite karşı başlatılan açlık grevini ziyaret etti. Tsenoli, ”Adalet arayan Kürtlerle birlikte olmak ve adalet için bedenlerini açlığa yatıran insanlarla birlikte olmaktan gurur duyuyorum. Biz Güney Afrikalı komünistler olarak Öcalan için yapılan bu kampanyayı son derece önemli buluyor ve sonuna kadar destekliyoruz. Şu an Öcalan’a uygulanan tecridin benzeri Mandela’ya uygulanmış ve bu tür kampanyalarla da özgürlüğün yolu açılmıştı” hatırlatmasında bulundu.

Eksiklikleri de aklımızda tutarak; açlık grevlerinin farklı tarzıyla Berlin’de hissedildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

 
 

Halkının emektarı

   

İsmail Hoca olarak bilinen İsmail Parmaksız, 68 yaşında, Berlin’deki açlık grevine başından itibaren katılıyor, aynı zamanda Alman kamuoyuna taşınmasında da aktif olarak yer alıyor.  1972 yılında işçi ailesi olarak eğitimi için Almanya’ya gelen İsmail Hoca, 1977’de Kürdistan devrimcileri ile Kürt ulasal mücadelesiyle tanışmış. 12 Eylül faşizminin vatandaşlıktan çıkardığı ilk 104 kişiden biri. Almanya’da vatanı olan vatansızlar statüsünde; 42 yıldır Kürdistan’a ve doğduğu Elazığ’a gidemiyor. Başından beri Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin Avrupa’daki çalışmalarında yeralan Parmaksız rernek ve kurum yöneticiliği yaparken, kurumlarla olan diplomatik ve bürokratik ilişkilerde de aktif rol alıyor.