Leyla Zana’nın bir „Kürt Kartı“ olduğunu yazdıktan sonra, haklı olarak tepkiler aldım. Bana göre Leyla Zana, Kürtler ve Türkler için, kritik zamanların „can simidi“ olsa da, dahil olduğu coğrafya Kürdistan coğrafyasıdır.
Kimler gibi?
Sırrı Sakık, Kürt hareketinin „boksörü“dür.
Cilalı sözler söyler. Türk medyasına fırça çeker.
Söylediklerinin arkasında bir felsefe olmamasına rağmen, Kürt kartıdır.
Emine Ayna, „militan sözlerin kadını“dır. Erdoğan kolonyalizminin „vize“ vermediği kadrodur.
Hatip Dicle, son otuz yılın tarihi hendeğinden başarılı geçen yürekli adamdır; sırtı yere gelmez.
Sırı Süreyya, sinema sahnesinin Kürdistan kanadına ait Cumhuriyet Parlamentosu’na uzantısıdır. Sahne oyunu devam ediyor.
Ertuğrul Kürkçü, Türkiye’deki sosyalist hareketin Kürdistan’ca omuzlarda taşınan adamıdır.
Tarihi bir borçtur; kanı yerde bırakmadı;
Duruşu, Türkiye devrimci hareketine yol gösterebilecek nitelikte adam.
Ahmet Türk, bulunmaz bir bileşken.
Güney Kürdistan ile Kuzey Kürdistan arasında köprü kurabilecek bu çapta ender bir şahsiyet.
Hasip Kaplan, Kürdistan ve Türkiye arasında yolcu bir adam. Kolay gelsin. O’nun da bir faydası var elbet.
Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak doğadan dokunulmaz Kürt kadınları. Onlara dokunanların canı ceheneme.
Tarık Ziya Ekinci tecrübelerini aktarıyor. Önemli bir şahsiyet. Dinazorlar döneminin geride kaldığını bildiği için, yüksekte duruyor.
Erdoğan’ın Feridun Çelik’i savunmasını anlıyorum; ikinci kez aday edilmemesini alkışlıyorum.
Baydemir göndere çekilmek istemedi. Bu sempatik adamın arka cephesi Kürdistan süslü.
Kürdistan’ın göndere çektiği Baydemir’in Erdoğan cephesinde „istenmeyen Kürt“ listesinin başında olmasını anlıyorum.
Baydemir’e dokunan el, Kürdistan’a dokunuyor. Bunu en iyi bilen kolonyal Başkent Ankara.
Tüm bunları, Türk Başbakan Erdoğan’ın „çözümü“ Kürtler silahı bırakmaları şartını okuduktan sonra yazmaya karar verdim.
Erdoğan’a göre, Kürtler silah kullanmaktan vazgeçerse: „çözüm“ var olacak.
Ne zaman?
2015’ten sonra.
Tarih tekerrür ediyor:
Şeyh Said, Abdurrahmanpaşa köprüsünde teslim alındı.
Serhat eyaletinde katliam ve sonrası sürgün vardı.
Seyid Rıza silahsız bırakıldı.
Dersim kana bulandı.
Erdoğan döneminde yüzelliyi aşkın Kürt çocuğu katledildi.
Erdoğan’ın Miloseviç’in yargılandığı mahkemede yargılanmaması, batı dünyası açısından bir yüz karasıdır.
Bundan dolayı da, Kürt hareketindeki tüm „karşıt ve karmaşa şahsiyetler“e rağmen, Kürt siyasetinın hedefi Türkiye olmalıdır.
Erdoğan’ın Kürdistan projesine „dur!” demek için bir planı var.
Ya Kürtler’in Osmanlı histerisi yüklü Erdoğan’a vereceği cevap ne?
Cevap verilmesi gereken tarihi soru şimdilik bu…
Leyla Zana ve diğerleri