Zulmün kol gezdiği topraklarda yetişen üç kadının yolu Amed’de kesişiyor. Yatağının içinde sadece inancıyla beslenip, hafifleyerek arınmış ama bir o kadar da devleşen, kısacık kesilmiş saçlarıyla uzanmış Leyla’ya yaklaştığında gözleri parlıyor. Aynı dili konuşamasalar da gözleriyle konuşarak, yanıbaşlarında onları gururla izleyen Leyla Qasim’a selam çakıyorlar. Elleri sımsıkı kenetlenirken Leyla Kasım elinde tuttuğu saç örgüsünü Leyla’nın saçlarına iliştirerek bir kez daha bayrağı dalgalandırıyor.
BİRCAN DEĞİRMENCİ
Kolları arkadan bağlı, kuzguni saçlarından sürükleyerek getirdiler. “Söyle!” dediler, “Kimsin, kimdi arkadaşların? Adım Leyla’dır. Babalarının adıyla tanınır benim ülkemde insanlar. Yani anlayacağın Leyla Qasim’dır adım, soyadım. Arkadaşlarıma gelince; çok var tanıdığım, tanımadığım.. Olimbia’da Gouges Los, Lovembura, Clara, Cezayirli Cemile ve diğerleri.. Bilmem ki hangisini soruyorsunuz? Ağzından köpükler saçarak bağırdı Saddam’ın albayı: “Ne diyor bu? Gavur isimler sayıyor bana. Tek anladığım Cemile adı”
Bir aşağı bir yukarı odada dolaşıyor albay. “Aklını başına topla doğrusunu söyle. Kimdi arkadaşların? Biliyorum masumsun sen. Söyle de kurtul. Kimdi arkadaşların? Niçin “düştün” bu yola? Söyledim isimlerini arkadaşlarımın. Bu yola ise “düşmedim” Bu yolda doğdum ben. Ben Kawa’nın dişisiyim, Amerika’nın kızılderilisi, Harlem’in zencisiyim. Ve Mezrabotan Uygarlığı’nın sahibiyim. Ben Leyla Qasim’ım…
Leyla Qasim 1952 yılında, İran sınırında yer alan Xaneqîn’e bağlı Bamîlî köyünde 5 çocuklu bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir. 1970 yılında Kürdistan Demokratik Partisi’ne (KDP) katılır. Bağdat Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğrenimine devam ederken Kürdistan Öğrenci Birliği’nin kuruluşunda yer alır. Baas rejiminin etnik temizlik operasyonu yaptığı dönemde Kürt halkına yapılan zulmü dünyaya duyurmak amacıyla tıpkı Filistinli adaşı Leyla Xalid gibi Bağdat’ta 4 arkadaşıyla uçak kaçırma planı yapar, ancak yakalanırlar.
‘Ölümüm halkımın uyanışı olacak’
Sorgu sırasında gördüğü işkenceye rağmen davasından geri adım atmaz. Mahkemede ise yargılanandan çok yargılayan olur. Hakkında idam kararı verilir. Kürtlerin gece saçlı kadını Leyla idam edilmeden önce “Saç örgülerimden bayrak yapın” vasiyetini bırakır. 1974’te bir bahar sabahında, “Benim ölümüm halkımın uyanışı olacak” şeklindeki son sözleriyle ölümsüzlüğe yol alır. Celladının gözlerinin içine bakarak okuduğu Ey Reqîp marşı da Leyla gibi dalgalanır sehpada… Baas rejimine boyun eğmeyen Leyla Qasim, sömürgeciliğe karşı onurun ve özgürlüğün sembolü olur.
Mücadeleye 15 yaşında başlar
Yıl 1948. Lübnan’da geniş bir arazi üzerinde bir portakal bahçesi. Dallarının ucunda parlayan turuncu yuvarlaklarıyla sihirli gibi gözüken koyu yeşil yapraklı ağaçlara uzanarak portakal kopartmak istediğinde henüz 4 yaşındadır. Annesi meyvelerin onlara değil Lübnanlılara ait olduğunu söyleyişi hala hafızasının baş köşesindedir. Araplar 1947 yılında BM bölünme planını geri çevirdiği zaman Araplarla Yahudiler arasında çatışmalar başlar.
İsrail sınırlarıyla çevrili Hayfa’dan ailesiyle birlikte Lübnan’a göçer. Mülksüzlük hissi ile yoğrulur. Beyrut’ta sefalet içinde geçen çocukluğu, akrabaların yanında yakasını bırakmayan sığıntılık hissi onu öfkeyle birlikte toprak özlemine çeker. Filistinlilerin acısını, bu acının müsebbibini anlamaya çalışır. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nde mücadele etmeye karar verdiğinde 15 yaşındadır. Kadınların hep bir adım geriden yürüdüğü bir kültürde silah, arayı kapatır.
Dünya kadınları onun gücünden esinlendi
1969 yılının Ağustos ayında tüm dünya onu tanır. Bir TWA uçağını kaçırarak Şam’a indirir. Bu eylemle amaçladıkları; Filistin’in sesini duyurmak, İsrail hapishanelerinde yatan arkadaşlarını da ellerindeki rehinelerle takas etmektir. Başarırlar. Artık umursamaz dünyanın gözü Filistin’de ve bu eylemlerdedir. Eylemden sonra çekilmiş fotoğrafları dolaşıma girer. İnce zarif parmaklarıyla tuttuğu silahıyla, başında kefiyesiyle, gizlemeye çalışsa da beceremediği güzelliğiyle sembolleşen fotoğraftaki çekingen bakışlı kadın Leyla Xalid’dır. O da tıpkı Leyla Qasim gibi babasının adını taşır.
Leyla Xalid’ı efsane yapan öğelerden biri de serüveninin Batı’da kadın özgürlüğü hareketinin yükselişine denk gelmesidir. Dünyanın bütün öfkeli kadınları onun gücünden esinlenir. Mağdur, ezik Arap kadınlarının arasından çıkmış olması, onun hikâyesini daha da güçlü kılar. Şimdi hâlâ keskin görüşleri olan bir sosyalist olan Leyla Xalid, Filistin mücadelesinin içinde aktif bir politikacı olarak mücadelesini sürdürüyor.
Ve başka bir Leyla
Ve 1964’te Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde başka bir Leyla açar gözlerini. Yedi kardeşin en küçüğüdür. Beş yüz haneli köyde ekonomik durumu iyi olan bir aileye mensuptur. 17 yaşındayken görücü usülü teyzesinin oğluyla evlendirilir. Almanya’ya giderek bir süre orada kalır. İki çocuğu dünyaya gelir. Daha sonra boşanır ve memleketine dönerek çocuklarını büyütür.
Konya’da yeni bir yaşama başlar. HADEP’e gidip gelmeye başlar. Evinden çıkmıştır Leyla. İl yönetimine seçildiği partide ailesinin itirazlarına rağmen çalışmaya devam eder. “Sen bir kadınsın, partide işin ne, çocukların var, boşanmışsın, dedikodu olur, tutuklanırsan biz ne yaparız” gibi gerekçelerle vazgeçirmeye çalışırlar. Çalışmakta kararlıdır, vazgeçmez Leyla. Almanya’dan getirdiği tüm ev eşyalarını ihtiyaç sahiplerine dağıtarak, valizini alıp Ankara’ya, Balgat’taki Genel Merkez’e gider. Ve “Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez” diyerek başlar serüveni. Küçük Dikili ve Viranşehir Belediye başkanlığı, DTK Eşbaşkanlığı görevlerinde bulunur. DTK Soruşturması kapsamında gözaltına alınarak 31 Ocak 2018 tarihinde tutuklanır.
Leyla Güven hapisteyken Colemêrg’den HDP milletvekili seçilir. Cezaevindeyken Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevine başlar. Güven’in başlattığı açlık grevi tüm cezaevlerine yayılır. Açlık grevinin 79. gününde cezaevinden tahliye edilir ve 161. gününe giren eylemine evinde devam ediyor.
Zulmün kol gezdiği topraklarda yetişen üç kadının yolu Amed’de kesişiyor. Yatağının içinde sadece inancıyla beslenip, hafifleyerek arınmış ama bir o kadar da devleşen, kısacık kesilmiş saçlarıyla uzanmış Leyla’ya yaklaştığında gözleri parlıyor. Aynı dili konuşamasalar da gözleriyle konuşarak, yanıbaşlarında onları gururla izleyen Leyla Qasim’a selam çakıyorlar. Elleri sımsıkı kenetlenirken Leyla Kasım elinde tuttuğu saç örgüsünü Leyla’nın saçlarına iliştirerek bir kez daha bayrağı dalgalandırıyor.
İnsanda derin bir şefkat uyandıran bu üç kadının sureti; hayatın çoktan öte yanına geçmiş, dünyevi hırslardan arınmış, başka bir dünyaya ait bir zarifliği taşıyor. Mecnunun Leylası olmayı, babalarının, kocalarının isminin gölgesine sığınmayı reddeden, cellatlarını yargılayan, davalarına mecnun olan Leylalardı onlar.
Kimdi Leyla? Leyla kadındı… Leyla bendim… Leyla bizdik… Leyla hepimizdik ve uyandık…