Kadın mücadelesi yürüten kadınlar, BDP'li kadın vekillere Meclis'te AKP'nin kadın vekilleri tarafından şiddet uygulanması ve Recep Tayyip Erdoğan'ın BDP'li kadın vekilleri hedef gösteren konuşmasına sert tepki geldi. "Yakışıksız ithamlar yapma, önce kendi vicdanına bak" diyen kadınlar, BDP'li kadınların eşbaşkanlık ve kota gibi adımlarla Türkiye siyasetinde taşıdığı önemli misyona dikkat çekti. DİSK'e bağlı Genel İş Sendikası Konut İşçileri Şubesi Başkanı Nebile Irmak, bir başka konuya dikkat çekerek; "Kazan Vadisi'ndeki kimyasal silahla öldürülen HPG'lilerin cenazeleri ortadayken, birilerine taş kalpli diyen Başbakan'a kim inanır" diye konuştu.

Kadınlar Başbakan'ın özel hedefinde
BDP'li kadınların siyasetteki mücadelesinin tüm kadınlarca bilindiğini belirten Irmak, tepkisini şöyle dile getirdi: "Taş kalpli; çok yakışıksız ve ağır bir itham. Esas Başbakan'ın kendisi taş kalplidir. Kendisi kimyasallarla gerçekleşen ölümlere, anti demokratik uygulamalara göz yumuyor. Bunlar insani değildir. Bunlara seyirci kalıp, diğer taraftan ise Ortadoğu'da yaşanan savaşlarda iktidarlara diktatör diyor, kendisini de iyi, samimi gösteriyor. Yaptığı ikiyüzlülüktür, kandırmacadır. Bu tavrı sürekli göstermesinden artık  kadınlar olarak rahatsız oluyoruz. Başbakan iktidara geldiği günden bu yana herkese saldırdı. Ama kadınlara sürekli olarak saldırıyor. Kadınlar Başbakan'ın özel hedefinde. Ben de emek mücadelesi veren bir kadın olarak Başbakan'a seslenmek istiyorum: Lütfen elini yüreğinin üzerine koyup, yüreğini bir yokla. Eminim ki taş gibi bir yürekle karşı karşıya kalacaksın. Biz artık kadınlar olarak barışı savunan bir Başbakan görmek istiyoruz."

Bahçekapılı erkeklerin uzantısı
Avukat ve kadın hakları aktivisti Hülya Gülbahar, Meclis'te AKP'li kadın vekil Ayşenur Bahçekapılı'nın BDP'li kadın vekillere şiddet uygulaması ve ardından yaptığı açıklamalarla uyguladığı şiddeti mazur göstermeye çalışmasını eleştirdi. "Siyasetteki kadınların erkeklerin siyaset yapma kalıplarını aynen benimsemeleri, acıklı bir durum" diyen Gülbahar, "Ne yazık ki cinsiyetçi siyaset dünyasında kadınlara başka bir yöntemle oralarda var olma ve siyaset yapma hakkı tanınmıyor. Kadın siyasetçiler de çoğu durumda erkeklerin bir uzantısı olarak, diğer kadın siyasetçileri susturmak için kullanabiliyor. Kadınlar da kendilerini kullandırabiliyor. Bunların aşılacağı günleri bekliyorum" şeklinde konuştu. Gülbahar, Erdoğan'ın BDP'li kadın vekilleri hedef alan sözlerini ise "yakışıksız" bulduğunu belirtti.

Savaş politikası ile kadınları bölüyor
Sosyalist Feminist Kolektifi üyesi Filiz Karakuş, Erdoğan'ın kullandığı söylemin, savaş politikası olduğunu söyledi. Karakuş, "Başbakan kadınları birbirinden ayırmaya, bölmeye çalışıyor. Önce 'kendine anne demek istemeyen kadınlar' dedi, -ki ben anne olmama rağmen kendimi kadın kimliğimle tanımlıyorum, bir feminist olarak- sonra şehit anneleri, gerilla anneleri diye anneleri ayırmaya çalıştı. Mensur Güzel'in annesi Siti annenin acısıyla başka annelerin acısı arasında bir fark olamaz. Annelerin gözyaşının rengi aynıdır. Dolayısıyla anneler arasında ayırım yaptığı gibi, kadınları bölmeye çalışıyor. Başörtülü başörtüsüz kadınlar ayrımı yapmıştı. Şimdi de BDP'li kadın vekiller diye ayrım yapıyor. Kendi seçmenlerine, BDP'lilere sahip çıkan yaklaşımın eleştirilmesini yanlış buluyor ve kınıyorum. Bahçekapılı'nın sergilediği tutum da erkek siyasetidir. Erkek egemen siyasetin zihniyetini kınıyorum" diye konuştu.

Onun protipine uymadığı için dışlanıyorlar

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) Başkanı Çiğdem Aydın'ın tepkisi de oldukça sert oldu. Kadın vekillere yönelik ithamların onların temsil ettiği halkada yapıldığını belirten Aydın, "BDP'li kadınlar, Kürt halkının oyunu almış kadınlar. O hakaretleri o kitleye de yapmış oluyor" dedi. Erdoğan'ın kadınları geleneksel kalıplar içinde görmek istediğini ve bu protipin dışına çıkan kadınları bir şekilde cezalandırdığını kaydeden Aydın, "Başbakanın kafasında bir kadın var, o kadının ölçüleri var, resim var kafasında. Buna uyan kadınlar için çalışıyor, ona uyan kadınlar için bir şeyler yapmak istiyor. Ama kendi zihnindeki kadın dışında olan tüm kadınları dışlıyor, öteliyor. Onlara oy verenleri de öteliyor. Bu protip dışına çıkan kadınları 'canavar, taş kalpli' diyerek kategorize ediyor. Son derece rahatsız edici… Başbakan'ın sözleri de, medyanın tavrı da son rahatsız edici" diye kaydetti.

Azmettirici Erdoğan'dır
BDP'nin avukatlarından Meral Danış Beştaş da, bu konuşmaları ile Erdoğan'ın kadınları sınıflandırdığına dikkat çekerek; "Bilmediği bir konu hakkında kadınları şu şudur, bu budur diye sınıflandırıyor. Haddine mi Başbakan'ın? Kadınlar kendi onurlarını korumasını bilir. Kendisi bu açıklamalarla kazanamaz. Kendisinin sicilinin bozukluğunu tüm kamuoyunca bilinir. '3 çocuk yapın' demek nedir? Tarihte hiç duymadım. Bu kadınların iradesine ipotek koymaktır" dedi.

Erdoğan'ın her gün konuşmaları ile hem nefret suçu işlediğine, hakaret ettiğine hem de BDP'li kadınları hedef gösterdiğini ifade eden Beştaş, "İstenmeyen olaylar olduğunda, vekillerin başına bir şey geldiğinde kendisi azmettirici olacaktır. Kendisini bu savaş dilinden vazgeçmeye çağırıyorum" dedi.

  DİHA/İSTANBUL




Başımıza bir şey gelirse sorumlusu Başbakan


Erdoğan'ın BDP'li kadın vekilleri hedef alan sözlerine sert tepki gösteren BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, medyada son günlerde kendisi hakkında başlatılan linç kampanyasının baş mimarının Erdoğan olduğunu belirterek, "Başımıza bir şey gelirse sorumlusu Başbakan'dır" dedi.
Tuncel, Erdoğan'ın tüm kadın vekillerle düzenlediği toplantıya BDP'li vekillerin katılmadığı için Başbakan tarafından bu şekildeki açıklamalara maruz kaldıklarını ifade etti. "Kadın ve erkek egemenliğine inanmayan bir başbakanın düzenlediği toplantıya katılmayız" diyen Tuncel, "Önce konuşabileceğimiz insanın, barıştan yana tavrını koymuş olması gerekiyor. Kadınlardan 'taş kalpliler' diye söz etmesi kendi düzeyini gösteriyor. Sistem, her zaman 'önce kadınları vurun' demiştir. Başbakan da önce kadınları vuruyor. Biz saldırılarla ilgili olarak geri adım atmayacağız. Benimle ilgili yürütülen linç kampanyasının emrini Başbakan vermiştir. Bu sürecin baş mimarı Erdoğan'dır. Bu süreçten sonra başımıza bir şey gelirse sorumlusu Başbakan'dır" diye konuştu.
Tuncel, Erdoğan hakkında ve Şeyma Güzel'le ilgili olarak daha önceden Emniyet tarafından çekilmiş ancak son günlerde basına servis edilen görüntülerle ilgili olarak kendi görüntüsünü yayımlayan medya kuruluşları hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Tuncel'in korumalığını ve şoförlüğünü de yapan Gülten Çatalbaş'ın da aynı görüntülerin medyada yer almasından dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi.


 HABER MERKEZİ




Erdoğan ne demişti?


Önceki gün "Eşi vefat etmiş kadınlar için sosyal yardım programı" toplantısında konuşan Türk Başbakanı Erdoğan, konuşmasının kadınlarla ilgili bölümünde kadın hareketlerini hedef almış, "Tüm dünyanın dünya kadın hareketini sorgulaması gerekiyor" ifadesini kullanmıştı. Konuşmasında sürekli kadınlara vurgu yapan Erdoğan, BDP'li kadın vekillerin PKK'lilerin cenazesini istismar ettiklerini ileri sürerek, "Kendileri sefahat içinde yaşarken, 14 yaşındaki çocukları dağa çıkarmaya teşvik ediyorlar. O vekiller, oğullarına ağlayan annelere bile tahammül edemeyecek duruma gelmişlerdir. Üzerlerine bomba bağlayıp gemi kaçıranları kahramanlaştırıyor. Serap kardeşimizi molotofla şehit edenler bu anlayıştır" şeklinde konuşmuştu.  Aynı gün Meclis'teki görüşmelerde de AKP'li vekiller, BDP'li Tuncel ile Buldan'a fiziki müdahalede bulunmuşlardı.

HABER MERKEZİ