Tor'un en güzel doktoruna bir kutsal bayram olan yılbaşı ayini döneminde, 1994 senesinin 18 Aralık gününde kıydılar. Dr. Edvard Tanrıverdi, Tor bölgesinin ve özellikle Midyad'ın istisnasız en sevilen hekimiydi. Dr. Edvard sadece hekim olduğu için sevilen bir insan değildi. O Midyad'ın Süryani cemaatine mensuptu ama hastaları arasında Tor'un (Süryaniler 'Tur Abdin' der) bütün halkları vardı. Müslüman Araplar ve Kürtler, Süryaniler ve Êzîdîler Dr. Edvard'ı sever ve ona saygı duyarlardı. Çünkü o, ücret ödeyemeyen hastaları ücretsiz muayene ve tedavi ederdi. Onun belki de en etkili siyasi ve bir o kadar da insani tavrı, özellikle 90'lı yılların başında köylerinden zorla göçertilen insanlara sahip çıkması ve karşılıksız tıbbi destek vermesi oldu. O hipokrat yeminine de sadık kalmış, çatışmalarda yaralanan gerillaları tedavi etmekte hiç tereddüt etmemişti.
Dr. Edvard, 27 yıl boyunca bu tavrı ile bütün Tur Abdin'de sevildi. Ancak bu insani, siyasi tavrı, devlet sponsorlu ölüm mangalarının isim listesine yazılması için yeterli oldu. 56 yaşında dört çocuk babası olan Dr. Edvard'ın öldürülmesinde devletin izi oldukça belirgindi. Tetikçiler, Kürdistan tarihine Hizbul-Kontra olarak geçen Hizbullah örgütüne mensuptu. En azından Tur Abdin'deki Süryani toplumu bunu böyle değerlendiriyor. Bunun için yeterli sebepleri vardı. Dr. Edvard Hizbul-Kontra'nın katlettiği ilk Süryani değildi. Çok sayıda Süryani cemaati mensubu ölüm tehditleri alıyordu. Nitekim Hizbullah'ın ilk katlettiği kişilerden biri de Süryani Mihayel Bazro idi.
Dr. Edvard Tanrıverdi öldürüldüğü 18 Kasım 1994 günü, Midyad Cumhuriyet Savcısı tarafından yemeğe davet edilmişti. Aynı davete katılan bir kişi tarafından saat 22.00 sularında evine bırakılan Dr. Edvard, evinin önünde onu bekleyen iki katil tarafından silahla taranarak öldürüldü. Görgü tanıkları, saldırganların kendisine "Senin saatin geldi" diye seslenmiş, o da onlara "yapmayın!" cevabını vermişti.
Dr. Edvard kendisine dönük yoğun yapılan tehditler nedeniyle dikkatli davranıyordu. Geceleri evine erken dönüyordu. Midyad'ı bilen herkes ilçede bulunan askeri üs nedeniyle, yine o dönem korucuların etkinliği nedeniyle, ilçede herhangi silahlı bir grubun devletin bilgisi olmadan ilçede hareket edemeyeceğini, bir saldırı gerçekleşirse bile saldırganların görünmeden ilçeden ayrılamayacağını veya ilçe sakinleri içerisine karışamayacağını bilir. Bu nedenle devlet, bu cinayetin hem azmettiricisi hem de -kendisinin katil olmadığını varsaysak bile- katillerin kollayıcısı olduğu aşikardır. Zaten aynı silahların daha önce Kürt yurtseverlerin katledilmesinde kullanıldığı ortaya çıktı. Devletin bu cinayetteki bir başka rolü de, ülke dışı ile Süryani cemaatinin bağını kesmek için cinayetten sonra Mor Gabriel Manastırı'nın telefon hatlarını iptal etmesidir. Bilgi almak için manastırı arayanlar, "Aradığınız numara hizmete açık değil" mesajını dinlemişti.
Bu saldırının altında sadece siyasi bi saldırı değil, aynı zamanda etnik temizlik uygulaması da mevcuttur. Tur Abdin Süryanilerine karşı gerçekleştirilen onlarca saldırı nedeniyle sayıları zaten azalmıştı. Bu saldırıyla da kalan Süryanilerin kadim yurtlarını terk etmelerinin istendiği açıktı.
Halkların, dinlerin ve bütün toplumsal grupların kendi öz varlıklarıyla yaşayabildiği bir Tur Abdin, bir Kürdistan Dr. Edvard'ın anısına sahip çıkmak anlamına gelecektir. Öte yandan bugünkü temsilcileri DAİŞ çeteleri ve Türk devletinin saldırganlar kolektifine ve onların tekçi zihniyetine verilebilecek en iyi cevap olacaktır.
Şilomo,
barış seninle olsun ve herkesle olsun,
onun yasını tutanların,
ölümünden “görülmemiş bir cesaret”
edinenlerin
şimdi, yapılması gerekeni
yapmaları için.
1995 yılının Ocak ayının başında Rahip Horst Oberkampf'ın Dr. Edvard anısına yazdığı şiirden alıntı: