Lozan, sömürgecilerin çakal sofrası

Forum Haberleri —

20 Temmuz 2022 Çarşamba - 09:30

.

.

  • Lozan’da Türkiye haritası garantiye alındıktan sonra M.Kemal ve arkadaşlarının kardeşlik içeren sözlerinin kullanım süreci bitmiş ve tam tersi söylemlere başvurulmuştur.

HÜSNÜ ÇAVUŞ
Kürtlerin inkarı, soykırımı, imhası ve sömürgeleştirilmesinin tarihi mirası Cumhuriyet öncesine dayanmaktadır. Kürt halkı Neolitik toplumda eşitlikçi ve özgürlükçü bir zihniyete (düşünce ve anlam gücüne) sahipti. Fakat bu demokratik ve yaşamındaki komünal özelliğinin üstü zamanla örtüldü. Dış etki kadar, İşbirlikçi-çıkarcı yöneticilerin de belirleyiciliğiyle, kaderci ve egemen sisteme karşı boyun eğme özelliği öne çıktı. Oysa ki, insanlığın başlangıcındaki en temel yaratıcı halk ve kültürlerdendi. Kendi Ana toprağından beslenen, büyüyen ve sonrasında canavarlaşan evlatları, Anası Kürdistan’ın bütün zenginliğini talan eden düşmana dönüştüler. İnsani özelliklerine yabancılaşan ve egemenleşen hayırsız evlatlar, Kendisini doğuran Ana’yı yok etmek için aralarında anlaştılar.  Mazlum Kürt halkının trajedisi maalesef buydu. Ama bu trajediyi ters yüz edecek olan toprak Ana’ın hayırlı bir evladı da birgün çıkıp gelecekti elbet... Fakat düşman sinsi, ahlaksız, dinci, devletçi, ırkçı ve sinsidir. Dostluk nedir bilmez. Ama buna karşı elbetteki direnişler de olmuştur. 1806’da Abdullah Babanzade ile başlatılan öz savunma direnişleri, değişik biçimler alarak kazınımları ve kayıpları, gerileme ve atılımlarıyla günümüze kadar gelmiştir. Kürtlerin kimlik-kültür-özgürlük ve varolma talebine dayalı sorunu, bu halk varoldukça da sürecek ve bunun biçimini de düşmanların yaklaşımı belirleyecektir.

Sömürgecilerin 1639 Kasr-Şirin Antlaşması’ndan günümüze kadar sürecek olan ilhakçı-soykırımcı-inkarcı ve işgalciliğe dayanan devletçi karakteri, Cumhuriyetle birlikte daha da derinleşerek devam eder. 

Adına “Kurtuluş Savaşı” denilen fakat halkların değil devletin kurtarılmasını esas alan savaşta, kurtulacağına inanan halklar da yer almıştır. M.Kemal ve arkadaşları, savaş döneminde Kürtleri, Alevileri, Sovyetler Birliğini, Batı ülkelerini ve Müslüman ülkeleri yalana dayalı olan uygun taktikleriyle oyalamış, yararlanmış ve halklar zararına ama devlet yararına savaştan kazanımla çıkmıştır. 

Yeni emperyalist bir güç olarak yükselişe geçen İngiltere ve Fransa, Ortadoğu’nun paylaşımı için yeni bir harita çizer. Bu kurtlar sofrasında Kürdistan’ın TC, İran Şahlığı, Irak Monarşisi ve Suriye-Fransız yönetiminin egemenliğinde sömürgeleştirilmesi gündeme gelir. M.Kemal emperyalistlerin paylaşım savaşından sonra kurulacak olan paylaşım masasından güçlü kalkmak için taktikler geliştirir. 23.07.1919 Erzurum, 04. Eylül 1919 Sivas Kongreleri ile Ankara meclisindeki konuşmasında ve Osmanlı ile imzaladığı Amasya Protokolünde’de Türk-Kürt kardeşliğini öne çıkartır. Amasya Protokolü’nün birinci maddesinde “ Osmanlı devletinin kabul edilen sınırının Kürt ve Türklerin oturduğu araziyi kapsadığı ve Kürtlerin Osmanlı toplumundan ayrılmasının imkansızlığı, Kürtlerin serbestçe gelişmelerini sağlamak için ulusal ve toplumsal hukukları aynen kabul edildi” denilmektedir. İkinci Amasya Protokolü’nde ise , “... Kürtlerin gelişme özgürlüğünü sorgulayacak şekilde ve yerde  etnik ve sosyal bakımından desteklenmeleri kararlaştırıldı” denilerek Kürtlerin direniş eğilimi engellenmek istenir. 10 Şubat 1922’de mecliste “Kürdistan’ın Özerkliğine Dair Kanun Tasarısı” görüşülür. Yapılan oylamada 363 evet, 64 hayır oyu çıkar. Fakat meclis kapatılır ve bir süre sonra ikinci meclis açılır. Artık Kürtlerin inkarı-imhası ve soykırımı sürecine geçilir. Buna ilk itiraz Alişer, Nuri Dersimi gibi öncü direnişçilerin olduğu Koçgiri’den gelir.

M.Kemal Lozan kurtlar sofrasından kazançlı çıkmak için Milletvekili Hasan Hayri’yi 1923’te Kürt ulusal giysileriyle meclise çağırır. Fakat Lozan sonrasında bu vekili de idam ettirir. Türk ırkçılığının tarihsel köklerinden beslenen M.Kemal ve arkadaşları, Lozan’da belirlenen köken, dil, din ayrımının gözetilmemesi, ana dilin mahkemelerde, ticarette, basında vb yerlerde kullanılmasının da dahil olduğu maddeleri bile uygulamayarak kendilerinden sonraki ırkçılara devreder. Şark Islahat Planı’yla yasaklanan cezalar kesilerek devam eden düşmanlık günümüze kadar sürdürülür. 

Lozan’da Türkiye haritası garantiye alındıktan sonra M.Kemal ve arkadaşlarının kardeşlik içeren sözlerinin kullanım süreci bitmiş ve tam tersi söylemlere başvurulmuştur: M.Kemal şöyle der: “Biz Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk hırsıyla meşbu olursa, o camiaya isnat eden cumhuriyette kuvvetli olur...” Dönemin Adalet Bakanı M. Esat Bozkurt ise,  1930 Ağrı direnişi’nin bastırılmasından sonra, “Türk bu ülkenin yegane efendisi ve sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakkı vardır; hizmetçi ve köle olma hakkı. Dost düşman ve hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler.” 

Şimdi ise o dağlarda Kürtlerin yiğit evlatları, eğilmez başlarıyla dost ve düşman ve hatta bütün zalimlere bu hakikati böyle bilsinler diye haykırıyor ve de Lozan Antlaşması’nı parçalıyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.