
İsviçre/Amerikan vatandaşı genç yönetmen Peter Luisi, geçtiğimiz günlerde Locarno Film Festivali’nde gösterilen ‘Schweizer Helden (İsviçreli Kahramanlar)’ adlı filmiyle ‘Seyirci Ödülü’ne layık görüldü.
yeni gösterime giren ve kamuoyunda büyük beğeni toplayan film, İsviçre’de başvurdukları iltica sonuçlarını bekleyen mültecilerin, bir proje çerçevesinde Schiller’in eserindeki İsviçreli kahraman Wilhelm Tell’i canlandırmasını konu alıyor. Yönetmen Peter Luisi filmde, İsviçre toplumunun mültecilere yabancılığını ve yasaların anlamsızlığını eleştirel bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor. Filmde ayrıca başarılı oyunculuğu ile tanınan Kürt oyuncu Newroz Baz da bir Kürt mülteciyi canlandırıyor.
Peter Luisi ile filmine gelen tepkiler, Avrupa sinemasının içinde bulunduğu durum ve mülteciliğe bakışını konuştuk.
Filmin kahramanları mülteciler. Özellikle Avrupa da bu kadar yoğun bir mülteci tartışması yaşanırken filminizin zamanlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?Filminizden nasıl bir başarı bekliyorsunuz?
Aslında ben bu filmi 2001 yılında bitirmek istiyordum. 2004-06-08 de hep denedim ve her defasında konu çok yakıcıydı ve halen de öyle. Olmayışının nedeni politik değildi, sadece maddi nedenlerden dolayı hep erteledim. Devlet kurumlarından para çıkarmak hiç de kolay olmadı. Filmin borçları halen ödenmemiş. Filmlerimin seyirci ile buluşması tabii ki çok önemlidir. Ticari amaçlı film olmadığı için belki de istediğim hedef kitlesi sınırlı olabilir ama amacına ulaşacağını bekliyorum. Bir Holywood filmi ile kıyaslanamaz ama Avrupa sineması ile kıyasladığımda bir yere koyabiliriz.
Genel olarak Avrupa sinemasında bir sıçrama görüyor musunuz? Yeterince bütçe ayrılıyor mu?
Yeterince para olduğu kanaatindeyim. Diğer Avrupa ülkelerinde durum nedir tam diyemem ama İsviçre’de bu kapasite için yeterince para olduğuna inanıyorum. Ama burada da sorun 30 proje içerisinde sadece bir kaçı seçiliyor. Ama kolay değil. Film yapmak istediğinizde otomatikmen para bulacağınız garantisi yok. Bir şekilde yapıyorsunuz ve ne kadar çok başarılı olursanız para kapıları da o kadar kolay açılıyor. Ama film yaparken para bulamamak normal.
Avrupa sineması içinde İsviçre sinemasını nereye oturtuyorsunuz?
Çok küçük. Bir Fransız sineması ile kıyaslarsanız - ki büyük bir sinema kültürü var- Fransa’da izleyici oranlarının yarısı yerel filmlere diğer yarısı yabancı filmlere gidiyor. Almanya’yı tam bilmiyorum ama orada da oldukça büyük bir yüzdelik var. İsviçre’de ise sinemaya gidenlerin sadece yüzde 2’si yerel filmleri izliyor. İskandinav ülkeleri de iyi. İtalya’da şu anda para sıkıntısı var ama yine de üretiliyor. İsviçre küçük ülke olmasına rağmen İtalya kadar film yapıyor. Bu da bizim gibi küçük bir ülke için iyi. Fakat İtalyan filmleri Oscar da alabiliyor.
Genç ve gelecek vadeden bir yönetmen olarak yaptığınız filmlerde hep para sıkıntısı çektiğinizi söylüyorsunuz. “Para olmadan da birşeyler yapılabilir” düşüncesi ile daha büyük hedefleriniz var mı?
Para bulamadıysanız ya filmi yapmaktan vazgeçersiniz, ya da az para ile yapmaya karar verirsiniz. İsviçre Kahramanları’ndan önceki filmlerimin hepsi bütçesiz filmlerdi. Gerçi bu filmin de borçları var halen. Tabii ki amacım filmleri parasız yapmak değil en azından filmimde yer alan insanların emeklerinin karşılığını almalarını istiyorum. Ama filmi yapmaya karar verdiğimde insanlarla birebir konuşuyorum. Filmde az paraya veya hiç para almadan yer almak istiyorlar mı diye. Ama tabii bazı filmleri az para ile yapmak mümkün değil. Örneğin son filmimde çok oyuncu yer aldı ve her biri başka bir yerde yaşıyordu. Bundan dolayı oldukça pahalı bir filmdi. ‘Kum Adam’ filminde sadece iki adam vardı ve biraz da Kum. Diğerleri ise birer proje şeklindeydi. Kendisini kanıtlamak isteyen benim gibi bu işe yeni girişmiş insanlarla film yapıp ortak bir tecrübe edinme, başarılı olma ağır basıyordu, onun için para olmayışı büyük sıkıntı yaratmadı.
Seçtiğiniz konuların genelde güncel olması bilinçli bir tercih mi? Çünkü yıllardır mültecilik hep tartışılıyor ve Avrupa konuya sadece güvenlik açısından bakıyor. Son filminizde biraz sisteme ve biraz da toplumun bakış açışına bir gönderme var.
Evet konu oldukça gergin ve bir çok insan kulaklarını tıkamış. Bilerek eğlenceli bir film yaparak geniş kitlelere ulaşmak istedim. Bu konudaki bir filmi normalinde izlemek istemeyen bir kitle var. Hafta sonunda başka filmlere giden bir kitleyi yakalamak istedim. Onun için komedi içerisinde trajedik yanı olan eğlenceli bir film yaptım. Örneğin filmin gösterildiği yerlerde insanların oldukça eğlendiklerini ama, aynı zamanda düşünmeye başladıklarına da tanık oldum. Bu da beni sevindiriyor. İnsanların bu konuda biraz duyarlı olmaları gerekiyor. İsviçre’de doğmak ve buralı olmanın bir nimet olduğunu ve bunun olağan birşey olmadığının anlaşılmasını istedim.
Aldığınız tepkiler nasıl? Özellikle sağcıların tepkileri ne yönde?
Şu ana kadar çok olumlu tepkilerin yanı sıra çok kötü tepkiler ve eleştiriler de aldım. Kategorileştiremiyorum ama gidip izleyen insanlardan gelen önermeler bu konunun daha çok işlenmesi gerektiği yönünde. Sağcı birinin gidip izlemesini isterim. Orada ona bir saldırı yok. Değişik ükelerden değişik kültürlerden insanlar, herkesin kendi hikayesi var, ama insanları ve insanlığın yüzü hep aynıdır. Bunun farkına varılması gerektiğini söylüyorum. Biraz empati kurmaları ve anlamaya çalışmalarını öneriyorum. Bu hikayede de aslında hepimizin birbirimizle bir bağının olduğunu ve bunun da hepimizin insan olmasından kaynaklandığını anlatmaya çalışıyorum. Wilhelm Tell, günümüzde tam da biz İsviçrelilerden çok diğer halkların durumuna daha çok yakın duruyor.
Filminiz oldukça etkileyici ve akıcı. Mülteciler açısından belki de az işlenmiş, olaylara hiç de duyarlı olmayan yerel izleyiciler için ise radikal. Tepkiler ne yönde ağırlıklı olarak?
Tepkiler aslında olumlu. Eski mültecilerden örneğin oldukça olumlu tepkiler geldi. Tabii insanlar bir beklenti ile filme baktıklarında mutlaka eksik çok şey bulur. Kaldı ki herkesin beklentisini karşılayacak bir çalışma zaten tam olamazdı. Tam ortalama bir yerde. Gülmek isteyen biri için çok ciddi acıklı yönleri var. Mağdurlar için ise belki de sorunlar, çekilen acılar tam da yansımamış. Ama bence bu açıdan film iyi işlenmiş. Hedef de tam da budur. İnsanları düşünmeye itiyor, hepsini tepside sunmuyor.
Film kadrosunda bilinçli bir tercih mi var? Kürdistanlı, Tibetli, Afrikalı ve Latin mülteciler var…
Sorunların olduğu bölgeler tabii ki tercihti. Benim için de bu bölgeler hakkında bu vesile ile daha fazla bilgi edinmek için araştırmalarım oldu. Çok şey öğrendim.
Oyuncu Baz: Kürt Sinemasının ilgiye ihtiyacı var
Locarno Film Festivali’nde seyirci ödülüne layık görülen İsviçreli Kahramanlar filminde Kürdistanlı oyuncu Newroz Baz da rol aldı. Dêrsimli olan Baz, sürgün hikayesinin 2 yaşında İstanbul’a gelmekle başladığını belirterek “Yıllar sonra tiyatro ile Kürtçe öğrendim. Şimdi ise tiyatro ile Almanca öğreniyorum. Peter Luisi yönetmenliğindeki İsviçre filminde zorlanmadım, zira Suriye’den gelen Mülteci Kürt karakteri ve yaşadıkları çok tanıdık geldi. Başarım belki de bundan kaynaklandı” diyor.
İsviçreli Kahramanlar filminin galasında büyük ilgi de gören Kürt Sinema-Tiyatro oyuncusu Baz, MKM süreci ile başlayan Kürt Sinema-Tiyatrosu’nun ilerleme kaydettiğini belirtiyor. Baz, “İlk yıllardan sonra Kürt sinemasında-tiyatrosunda önemli bir çok film yapıldı. Elbette Kürt sinema seyircisi konusunda aynı şeyleri söyleyemiyoruz. Bu belki de bir zaman ve eğitim sorunu ama iyi filmlerle de seyircinin ilgisini arttırmak bizim elimizde. Kürt sinemasının maddi sorunları ve iyi bir gösterim ağının olmaması daha iyi filmler yapılması önünde önemli bir engel olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda duyarlılık ve ilgiye ihtiyaç var” dedi.
ALİ ÖZŞERİK /ALİ CAN/ZÜRİH