İnsan müzik dinlerken ruhu canlanmalıdır. Keyif almalıdır.  Ama Avrupa’daki düğünlerimizde öyle oluyor mu? Çalınan eseri önceden bildiğiniz için neyin icra edildiğini biliyorsunuz. Ancak düğünlerde bir kelimesini duymak mümkün değil. Anlamak hiç mümkün değil.

OZAN EMEKÇİ

Düğünlerde eğlenmek, neşelenmek yerine gürültüye mahkum ediliyoruz. Aynı masada oturan insanlar birbirini duymak için bağırmak zorunda kalıyor. Çünkü ”müzik” buna mecbur ediyor. Avrupa’da her ülkede onlarca müzik grubu var. Her hafta yüzlerce düğün oluyor. Hepsinde de müzik grupları mevcut oluyor. İnsanlar bir yandan halaya giriyorlar, bir yandan da bazıları kulaklarını tıkıyor. Ya da salonun dışına çıkıyor. Peki düğünlerde yapılan müzik midir?

İnsan müzik dinlerken ruhu canlanmalıdır. Keyif almalıdır. Hatta usul usul kendisi de katılmalıdır.

Ama düğünlerimizde öyle oluyor mu? Çalınan eseri önceden bildiğiniz için neyin icra edildiğini biliyorsunuz. Ancak bir kelimesini duymak mümkün değil. Anlamak hiç mümkün değil. Avrupa’da yaşayan bizlerin düğünlerde yaşadığı hemen hemen bunlardır.

Bir zamanlar DERDİYOKLAR İKİLİSİ var idi. Onların müziğini dinlerken, insanlar kendisini hem düğünde, hem de konserde hissederdi. Hem halay çekerdiniz, hem de birlikte şarkı-türkü söylerdiniz. Herkes birbirini rahat duyardı. Şimdilerde DERDİYOKLAR’ı çok arıyoruz. İyi ve etkin gürültü yapmak, iyi grup olarak mı algılanıyor?

   

Düğün sahiplerine: Lütfen davetlilerinizin rahatsız edilmesine engel olunuz. Getirdiğiniz ”müzik” gruplarını gürültü yapmamaları ve müzik yapmaları konusunda ciddi ciddi uyarınız.

Düğünlerde sırf DERDİYOKLAR yapsın diye düğün tarihlerini onlara göre belirleyen gençleri biliyorum.

Düğün davetlilerine: Rahatsızlığınızı hem düğün sahiplerine hem de müzik gruplarına ısrarla bildiriniz. Uyarılarınızın arkasında durunuz.

Müzik gruplarına: Müzik, ”insan ruhunun gıdasıdır” prensibine uyunuz. Yaptığınız işin ciddi bir iş olduğunun bilinciyle hareket ediniz. Saygın olarak anılmak için kendinizi test ediniz. Bazı davetlilerin görüşlerini alınız. Bazı davetlilerin ”zaaflarını gizlemek için işi boğuntuya getiriyorlar” gibi değerlendirmeleri sizi ziyadesiyle üzmelidir. Eğer üzülmüyorsanız bu işi bırakınız. Müzisyen olunuz. Olunuz ki DERDİYOKLAR gibi saygıyla anılasınız.

Düğün başlamışsa, ”dere geçilirken at değiştirilmez” dendiği gibi, grup değiştirilmez bunun farkındasınız. Düğün sahiplerini sıkboğaz etmeyiniz. Davul-zurnaya bir de mikrofon vermeyiniz.

Bir dostumun düğününde masamızdaki arkadaşların bir kısmı kulaklarına kağıt tıkadı. Müzik bitti bu defa alkışladılar. ”Hem kulaklarınızı tıkıyorsunuz hem de alkışlıyorsunuz” dedim. ”Bitiriyorlar diye alkışlıyoruz” dediler. Ardınızdan bunlar söylenmesin diye lütfen müzik yapınız ve kulaklara kibar davranın.

Niyetim kimseyi incitmek değildir. Ama hiç kimse müzik niyetine rahatsız edilmek zorunda değil. Hiç kimsenin de insanları rahatsız etmeye hakkı yok!