• Suriye’deki Geçici Yönetim ve İsrail, ABD arabuluculuğunda Ürdün'de görüştü. HTŞ yönetimi, İsrail’den saldırıları durdurmasını ve Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesini istedi.
  • HTŞ’nin Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, “askeri eğitim ve iş birliği” konusunda Türkiye’den vazgeçemeyeceklerini söyledi. Aynı durumun Ürdün ve Suudi Arabistan için de geçerli olduğunu ekledi.

 

Suriye Geçici Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Ürdün'de İsrail istihbaratı Mossad'ın Başkanı Roman Gofman ile görüştü. ABD arabuluculuğundaki görüşme, 23 Ağustos’ta gerçekleşti. Genel İstihbarat Başkanı ile Askeri İstihbarat Başkanı'nın da yer aldığı Şam heyetinin, üst düzey bir İsrail heyetiyle bir araya geldiği belirtildi. Basına yansıyan haberlere göre, Şam tarafı Suriye’nin egemen bir devlet olduğunu ve ulusal çıkarlarına uygun olarak ulusal ordusunu yeniden inşa etme, geliştirme ve ittifakları ile ortaklıklarını belirleme hakkının tam olduğunu belirtti. Ayrıca bu haklarını kısıtlayacak herhangi bir düzenleme veya mekanizmayı kabul etmeyeceğini söyledi.

Öte yandan Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğu yönündeki tutumunun görüşmede yinelediği, Golan’ın nihai statüsünün tartışılması için henüz erken olduğu, doğrudan önceliğin İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesi hatlara çekilmesi, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden yürürlüğe girmesi ve tam olarak uygulanması olduğunu bildirdi.

Operasyon odası gündemde

Müzakerelerin canlandırılmasının ele alındığı görüşmede, daha kapsamlı bir gelecek anlaşmasının temelini oluşturabilecek bir güvenlik anlaşmasına varılmasının amaçlandığı ifade edildi. Görüşmede, İsrail saldırılarının, tutuklama operasyonlarının ve hedef almaların durdurulması için pratik mekanizmaların oluşturulması ele alındı. AFP, Ürdün’de ABD gözetiminde özel bir operasyon odasının kurulmasının tartışıldığı bilgisini paylaştı.

İsrail'in 18 Ağustos'ta Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü’nü bombalamasının ardından bölgede gerilim daha da yükselmişti. Şam’ın buna da dikkat çekerek Türkiye ile İsrail arasındaki mevcut gerilimin Suriye topraklarına yansımamasını söylediği belirtildi.

Şeybani, Reuters’ta 23 Ağustos'ta yayımlanan röportajında da İsrail'in Suriye topraklarından çekilmesini öngören bir güvenlik anlaşması konusunda müzakerelerin yakında yeniden başlamasını beklediğini söyledi. Şeybani, önceliklerinin İsrail saldırılarını durdurmak olduğunu söyledi ve bu yönde güven artırıcı adımların atılması gerektiğini vurguladı.

Anlaşmada neler vardı?

Suriye ve İsrail arasında bir güvenlik anlaşmasına yönelik ABD arabuluculuğundaki müzakereler bir yıldan uzun süredir devam ediyor. Şeybani, tarafların güvenlik anlaşmasına ilişkin konularda bu yılın başlarında, "kâğıt üzerinde neredeyse tamamen mutabakata vardığını" belirtti. Ancak İsrail'in anlaşmanın uygulanmasına isteksiz olduğunu öne sürdü. "Bir anlaşmaya varmak üzere gerçek bir irade olmadığını gördük" dedi.

Reuters'a göre anlaşma İsrail'in Suriye'ye saldırılarını durdurmasını ve Esad'ın devrilmesinden sonra ele geçirdiği bölgelerden çekilmesini öngörüyordu. Buna ek olarak İsrail sınırına yakın Suriye topraklarında çeşitli güvenlik bölgeleri oluşturulmasına imkan tanıyordu. Bunlar arasında yalnızca Birleşmiş Milletler'in (BM) bulunacağı bir tampon bölge ile Suriye güçlerinin farklı düzeylerde konuşlanacağı diğer bölgeler yer alıyordu. Şeybani, röportajda müzakerelerin İran savaşıyla sekteye uğradığını ancak yakında yeniden başlamasını beklediğini söyledi. Ancak net bir tarih vermedi.

Ebu Zuhur saldırısı

İsrail'in Ebu Zuhur Hava Üssü’nü bombalamasının ardından bölgede gerilim daha da yükseldi. İsrail saldırıya gerekçe olarak üsse Türk askeri personelinin yerleştirilmesi planını gösterdi. Şeybani, iki ülke arasında iletişim hava üssü saldırısıyla kesildiğini belirtti.

ABD'li yetkililer saldırının ardından üç ülke arasında çatışmayı önlemeye yönelik, iletişim odaklı bir mekanizma kurmayı amaçladıklarını açıklamıştı. Şeybani, henüz bu mekanizma konusunda bir anlaşma olmadığını ancak bunun saldırıları durdurması ve "İsrail işgalini kalıcı hale getirmek yerine güvenlik anlaşmasının önünü açması gerektiğini” ifade etti. ABD'nin İsrail'i "yeniden diyalog masasına döndürmek için sürekli baskı yaptığını" söyledi. 

"Özellikle Suriye'nin güvenliğini sürekli tehdit eden bir tarafla temas halinde olunması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu temas sonuç getirmiyorsa, buna ihtiyacımız yok. Şu aşamada İsrail'e güvenmiyoruz" diye ekledi.

879 kara ve operasyon saldırısı

SOHR, Aralık 2024’ten Temmuz 2026'ya kadar geçen sürede İsrail'in Suriye toprakları içindeki askeri operasyonlarında "benzeri görülmemiş" bir artış yaşandığını söyledi. Buna göre, geçen iki yıldan az sürede toplam 879 kara ve hava operasyonu kaydedildi. Gözlemevi, operasyonların "sahada sınırlı operasyonlar olmaktan çıkarak süreklilik arz eden bir askeri faaliyete dönüştüğünü" ekledi.

İsrail, Ebu Zuhur saldırısının ardından 22 Ağustos’ta Şam'ın güneybatısındaki Beyt Jinn köyünü vurmuştu. Şam, saldırıda sivil bir aracın vurulduğunu ve birkaç kişinin yaralandığını bildirdi. Bunun saldırıyı egemenliğinin ve uluslararası hukukun "ihlal edilmesi" olarak nitelendirdi. İsrail ordusu X platformda yaptığı bir paylaşımda, askerleri için yakın tehdit oluşturan saldırıların "son aşamalarındaki" bir "teröristi" hedef aldığını belirtti.

Reuters'ın aktardığına göre Şeybani, Suriye'nin İsrail'in güvenlik kaygılarına “saygı duyduğunu” ancak İsrail'in de Suriye hava sahasını kullanması, düzenlediği baskınlar ve güneyde gerçekleştirdiği gözaltılar da dahil olmak üzere, Suriye'nin güvenlik endişelerine “saygı göstermesi” gerektiğini söyledi. Ayrıca Suriye'nin “askeri eğitim ve iş birliği konusunda Türkiye'nin desteğinden yararlandığını” ve "bu destekten vazgeçmeyeceklerini" söyledi. Aynı durumun Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer ülkeler için de geçerli olduğunu ekledi. HABER MERKEZİ