Sevgili Şahin, öncelikle küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öpüyorum. Mektubuma sana katılmamak elde değil diyerek başlamak ve öylece bırakmak istiyorum. Sana yazan ellerimi de birazdan derin dondurucuya atıp cezalandıracağım kendimi. Çünkü hayatının tespitini yapmışsın “insan malzememiz bozuldu” diyerek. Önümü ilikliyorum! Lakin sorun şu: Siz bu malzemeden çala çala bişi bırakmadınız ki ula! Daha kötüsü de şu: Bunu kendinde fark etmemiş olman ne kadar saçma ne kadar absürd! Senin mayan, özün bozulalı ve o insaniyetini kaybedeli çok oldu. Çarşamba pazarında arta kalan çürük domatesler bile sana bu durumu onlarca örnek ile açıklayabilir. AKP’nin tüzüğünü yaz deseler; ilk madde olarak senin ve türevlerinin şahsında “Madde 1: İnsan olun” diye yazardım.
Sevgili Şahin, hadi bir cümlede saçmaladın! İkincisine yani “Çünkü sizler de herhalde farkındasınız, insan malzememiz bozuldu. Annesini, babasını öldürebilen evlatların varlığı hepimizin vicdanını kanatmıyor mu?” demeye gerek var mıydı? Hiç düşündün mü kaç anne babanın evlatlarının canını alan kağıtların altına imza attığını. Sana başka bir şey hatırlatayım. Hint ülkesinde geçen bir masal bu: Rivayet edilir ki bir özgürlük hareketi tarafından düşman birliğinden bir çatışma sırasında 5-6 asker gözaltına alınmış. Bu alınan askerlere iyi davranılmış ve kısa süre sonrada zaten serbest bırakılmış. Bırakılır bırakılmaz kendi orduları tarafından bunlara dava açılmış. Hatta bir tanesine (Ramazan Yüce) hapis yolu bile görünmüş. İşte bunlar olup biterken o zamanların meclis başkanı olan Mehmet Ali Şahin adındaki bir zalim çıkıp şöyle demiş: “Silahlı Kuvvetleri’mizin hiçbir mensubu böyle bir duruma düşmemeliydi. Dolayısıyla kendilerinin kurtulmuş olmasından fazla bir sevinç duyamadığımı ifade etmek istiyorum…”
Evet hikaye bu! İsim tanıdık geldi mi? Sakın o artiz sen olmayasın? Evlatları nasıl ölüme gönderdiğini ve daha doğrusu ölüm arzusu içinde olduğunu gördün mü? Kendinle gurur duyabilirsin şimdi.
***
Uşak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nde görevlilere Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde biber gazının kullanımı ve ilk yardım eğitimi verilmiş. Verilen bu eğitime dair bir iki fotoda yayınlandı. Polis karşısına dizmiş zabıtayı ve yakın mesafeden gözlerine biber gazı sıkıyor. Gerçekten müthiş bir eğitim. Temennimiz odur ki bu eğitimin başbakan ve bakanlara da uygulanmasıdır.
***
Türk Hava Yolları havada uçarken kafasi xoş olan tek kurum herhalde. “Havadan” meseleler olarak algılandığı için mi bilinmez pek dikkatte çekmez. Oysa bunlar çok ciddi sembolik ve yapısal şiddet ritüelleri. Özellikle en büyük sıkıntıyı çalışan kadınlar çekiyor. Örneğin regl dönemlerinde sağlık raporu aldıkları için cezalandırılıyorlar. 15-20 yıllık çalışanlar, boy ve kilolarındaki değişimler nedeniyle işten atılıyor. Örneğin siz işe girdiğinizde 18 yaşındasınız ve 50 kilodasınız. 20 yıl da çalışsanız sizden o kiloyu korumanız bekleniyor. Saç tokaları lacivert, siyah veya saç renginde olmalı. Doğal saç rengi dışında kalan renkte saç kullanılamaz. Makyaj yapmak zorunludur, frapen olamaz, pastel renklerde olmalı. Kaşların doğal görüntüsü bozulmamalı. French manikür olmalı. Bu ve daha onlarca şey. En son bildiğiniz üzere “kırmızı ruj” meselesi de eklendi. Sonra da neymiş dünya yıldızıymış, dev bütçeli reklamlarmış ve bilmem neymişte neymiş.
***
Türkiye’nin ilk polis sendikası Emniyet-Sen’in kurucuları polislikten atıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü, 7 kurucu hakkında Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün iki maddesi uyarınca ihraç kararı verdi. Yani sen misin polis içinde sendika ile uğraşan!
Madde 1: İnsan olun...
AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, “İçinde bulunduğumuz ders yılından itibaren seçmeli de olsa okullarımıza Kuran-ı Kerim dersini koyduk. Çünkü sizler de herhalde farkındasınız, insan malzememiz bozuldu. Annesini, babasını öldürebilen evlatların varlığı hepimizin vicdanını kanatmıyor mu?” demiş.