"Ve daha demincek, yıllar da geçse demincek…"

22 yıl önce bugün 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenen organizasyonda aralarında aydın, yazar, sanatçı, şair, yönetmen olan birçok değerli insanın bulunduğu Madımak Oteli, gözünü kan bürümüş bir grup tarafından tekbir sesleri eşliğinde –askerin ve polisin gözü önünde-ateşe verilmiş, 35 insan göz  göre göre alevler içinde bırakılarak katledilmişti.

***

Yakalanan sanıkların bir kısmı firar etti! Sanık avukatlarının bazıları milletvekili ve bakan oldu. Dava türlü oyalamalarla zaman aşımına uğradı. Hesap görülmedi.

"Bir daha asla" diyebilmek için; unutmamak, yüzleşmek ve hesaplaşmak zorundayız. 'Hesaplaşma'ya uzanmayan, cezayı kapsamayan yüzleşme, biçimsel, yatıştırıcı ve uyuşturucudur. Demokratik bilincin atılımını toplumsal özgüvenin gelişimini ve adalet talebini ancak yüzleşme ve hesaplaşma bütünlüğü sağlayabilir.

***

Asım Bezirci, 67 yıllık yaşamına, bir insan ömrüne eşit uzunlukta 70 kitap sığdırmıştı.

Metin Altıok bir sabah, 13 haziran 1993 günü, on kitabını birden yere yayarak, eşi Nebahat Çetin’e imzalamaya koyuluyor. "sende benim setim yok bulunsun" diyerek Sivas’ta katıldığı üçüncü şenlik oluyor. Nebahat Çetin, "sen Sivas’lısın, Metin’i sağlam verdim, sağlam istiyorum" diyor Uğur Kaynar’a… İkisi de dönemiyor Sivas’tan..

Uğur Kaynar da bu dünyaya uyum sağlamayan bir şairdi. Katliam sonrası çantasından çıkan bir peçete üstüne şu dizeler yazılıydı: "öldüğümde / doğduğun yere gidiyorum / yıllarca süren bir hasret ve bilinmezliği / işte böylesine yeniyorum" Son fotoğrafında Metin Abi’sinin yanında oturuyordu. Bakışlarında donmuştu zaman...

Doktor ve şair Behçet Aysan "beyaz bir gemidir ölüm" adlı şiirinde yazmıştı ölümü: "çünkü beyaz bir gemidir ölüm - siyah denizlerin hep çağırdığı batık bir gemi - sönmüş yıldızlar gibidir - yitik adreslere benzer ölüm yanık otlar gibi - sen bu şiiri okurken, ben belki başka bir şehirde ölürüm."

Asaf Koçak yobazlığa çizgileriyle karşı duran bir karikatüristti.  Birçok kişi Asaf’ı yaşama sıkısıkıya bağlı bir insan olarak anımsıyor, fakat o asıl başkalarını yaşama bağlama uğraşındaydı.

Hasret Gültekin 6 yaşında saz çalmaya başlayan usta bir müzisyen, halkçı bir kültürün köklerinin sağlamlaştırılması kavgasının önemli bir neferiydi.

Ve… Alevi kültürü hakkında çalışma yapmak üzere Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne gelmiş Hollanda’lı gazeteci Carina Cuanna. Tezini bitirir bitirmez Hollanda'ya geri dönecek Asaf’ın çizdiği karikatürünü dostlarına gösterecekti belki.

Ve diğer canlar: Muhlis Akarsu (Sanatçı), Erdal Ayrancı (Yönetmen), Nesimi Çimen (Sanatçı), Gülsün Karababa (Sanatçı), Koray Kaya (Çocuk)… Ve diğerleri… Daha yazılacak şiirler, söylenecek türküler vardı...

***

Unutmak, hafıza yükümlüğünü yok etmek, farklı bir zamanda farklı, bir mekanda, her şeyin yeniden yaşanabileceği gerçeğini de unutmak olur.

Bu buruk yazıda, kayıplarımızı bir kez daha anmak,hatırlatmak istedim. Alevler içimizi yakmaya devam etsin. Madımak hala yanıyor.