Madımak yangını devam ediyor
Forum Haberleri —

Madımak katliamı anmaları
- Devlet, Alevileri yok etmek istiyor, Madımak’da yakıyor ve bundan sonrada yakmaya devam edeceğini söylüyor. Katliamcı politikalarda bir değişim yoktur. Aleviler ise devletten bir şeyler talep etmeyi temel bir mücadele yöntemi olarak belirliyorsa orada bir sorun var demektir.
- Aleviler sürece yayılmış bir katliamla karşı karşıya olduklarını bilmelidirler. Etnik temizlik devam etmektedir. Alevi Köyünde ezan okutulması münferit bir olay değildir.
RAUF KARAKOÇAN
Sivas-Madımak katliamının üzerinden koca bir 29 yıl geçti. Bu katliamların öncesi de vardır. Alevileri kuyulara doldurarak katleden ve adını da buradan alan Kuyucu Murat paşadan beri süre gelen bir yangındır Madımak yangını. Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti devletine devir edilen Alevi düşmanlığı çeşitli dönemlerde vahşet düzeyinde katliamlarla bu inanç topluluğu tarihten silinmek istenmektedir.
Madımak’ta yanan canlarla tüm Alevilerin canları yanmıştır. Alevi toplumu, Alevi inancı Türk devletinin yapı taşlarıyla uyumlu değildir. Alevilik düşmanlaştırılmıştır. Aleviler Türk devletinin sınırları içinde hukuken yok sayılmaktadır. Aleviler bu devletin çarklarında asla yer alamazlar. Katı Sünni inanç geleneği içinde Aleviler varlık bulamazlar. Laiklik safsatası ile sözde değişim ön gören Kemalist düşüncede de Alevilere yer yoktur. Cumhuriyet dönemindeki Alevi katliamları çok daha yaygın ve çok daha vahşidir.
Dersim, Maraş, Çorum, Madımak katliamlarını unutmamak ve unutturmamak adına yapılan anmalar, etkinliklerle bir hafızanın oluşturulması açısından son derece önemlidir. Önemli olan başka bir husus ise bunlardan çıkarılması gereken derslerden bir stratejinin çizilmesidir. Çeşitli mecralarda yürütülen çok farklı tartışmalardan bir sonucun elde edilmesidir. Alevilerin birliğine giden yolun örgütlendirilmesidir.
Alevi katliamları bir devlet politikasıdır. Yürütülecek tüm tartışmaların başına devletin katliamcı politikalarını koymak gerekir. Buradan hareketle bir sonuca gitmek önemlidir. Katliamları yapanlarda, yaptıranlarda birdir. Türk ulus devletinin yaratılmasında, etnik kültürel yapıların ve azınlık inançların ortadan kaldırılması temel politika olarak benimsenmiştir. Ermeniler, Asuri-Süryaniler, Rumlar, Kürtler ve irili ufaklı farklı toplumsal yapılar ya katliamla ya da asimile edilmesi kaçınılmazdır. Çağın ideolojisi durumunda olan ulus-devlette, zihniyetten başlayarak, kurumsal kimlik oluşturmaya kadar tekçilik üzerinden şekillenir. Tek vatan, tek millet, tek bayrak, teraneleri buradan kaynaklanır. Egemen ulus dışındaki toplumsal varlıklara ve inanç guruplarına yasal yollar kapalıdır. İfade ve örgütlenme hakları yok sayılmaktadır.
Türk devlet geleneğinde, ulus devletin oluşturulduğu 1923’ten başlayarak katliam ve asimile at başı gitmiştir. Devleti yöneten iktidar partileri hangi görüşten olursa olsun, devletin politikalarında bir değişiklik olmadığı müddetçe, ulus devletin tekçi zihniyeti, katliam ve asimile politikaları devam edecektir. İç düşman olarak Aleviler, Kürtler başta olmak üzere bütün farklılıklar bu politikalardan payını almaktadırlar.
Alevi katliamları eğer bir devlet politikası olarak kabul görülürse, (ki görülmelidir) Aleviler, Kürtler ve diğer farklılıklar kendilerini nasıl konumlandırmaları gerektiği de kendiliğinden ortaya çıkar. Ortak mücadele kaçınılmaz hale geliyor. Parçalı duruşlar, düşünce farklılıkları ve mücadele yöntemlerindeki hem fikir olamama durumu yeni katliamlara yol açtığı bilinmelidir. Konya’da bir Alevi ailesine yapılan menfur katliam da bir devlet katliamıdır. Devlet politikaları, söylemleri, icraatları ayrıştırma, tekleştirme, ötekileştirme üzerine kurulunca, kindar nesillerin yetişmesi, iç düşmanların türetilmesi haliyle kaçınılmaz olacaktır.
Aleviler, kendi aralarında yürüttükleri tartışmaların bir kısmı ne yazık ki kısır tartışmalardan öteye geçmemektedir. Türkiye’deki siyasi yelpazenin neresinde kendilerini ifade edecekleri üzerinden tutalım Cem Evlerinin yasal ibadethane olarak kabul edilmesine kadar yürütülen tartışmalar Alevi sorunlarını çözmekten uzaktır. Bunların önemsiz olduğunu söylemiyoruz fakat yetersiz ve sonuç alınması mümkün olmayan tartışmalardır. Devlet, Alevileri yok etmek istiyor, Madımak’da yakıyor ve bundan sonrada yakmaya devam edeceğini söylüyor. Katliamcı politikalarda bir değişim yoktur. Aleviler ise devletten bir şeyler talep etmeyi temel bir mücadele yöntemi olarak belirliyorsa orada bir sorun var demektir. Alevilerin temel mücadele yöntemleri devletten bir şeyler talep etmek olmamalıdır. Daha radikal mücadele yöntemleri benimsenmelidir. Aksi takdirde sonuç almaları mümkün olmayacaktır.
Aleviler sürece yayılmış bir katliamla karşı karşıya olduklarını bilmelidirler. Etnik temizlik devam etmektedir. Madımak yangını devam ediyor. Alevi Köyünde ezan okutulması münferit bir olay değildir. Katliam, göçertme, asimilasyon, Alevilerin kaderi değildir. Bu yazgıyı değiştirmek için ideolojik bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Bir ideoloji etrafında bir araya gelmeyi başarmak gerekir. Etkin mücadele yöntemleri denenmelidir.
Madımak yangınını söndürmek için Alevilerin mutlak süratle örgütlenmeleri, parçalı duruşlara son vermeleri ve Kürt Özgürlük Mücadelesiyle ortaklaşmaları mutlaka sağlanmalıdır. Aktif mücadele içinde yer almalıdır. Aleviliğin özüne dönmek, hakikat yolculuğuna çıkmak gerekir. ‘Haksızlığa boyun eğmektense ölümü yeğlemek daha iyidir’ deyip ayağa kalkmanın tam zamanıdır.
Madımak canlarını mücadelenin temel taşları haline getirmek, anılarına bu temelde layık olmak Alevilerin ve Aleviliğin yaşam kılavuzu olmalıdır. Yitirdiğimiz canları saygı ve minnetle anıyoruz, mücadelemizde yaşatıyoruz.







