“Devlet utanmadı yakılan bedenlerden.”
SHP-DYP ortaklığı işbaşındaydı, Tansu Çiller hükümeti, ortağı İnönü;  her yerde kan gövdeyi götürüyordu, faili meçhullerle birlikte bir halka inkar ve imha politikaları uygulanıyordu, Alevilere henüz sıra gelmemiş görünüyordu, sıra gelse de onlar, tıpkı “Tayyip gibi düşünmezseniz olmaz” mantığı ile ülkede olanları dışarıdan izliyorlardı.
SHP iktidar ortağı ya, kendilerine yakın kabul edip, Kültür Bakanlığı’nın da desteği ile Sivas’a Pir Sultan şenliklerinin dördüncüsünü yapmaya gitmişlerdi. Konukları; ülkenin yetiştirdiği önemli şairler, sanatçılarla birlikte eli kalem tutan, saz tutan gençlerle doluydu. Tarih 2 Temmuz 1993’tü...
Karşı taraf her şeyi örgütlemişti. Etkinliğe katılanlar bunlardan bi haberdi. Sivas’a gelen onlarca insan, sevinçle, coşkuyla kültür merkezinde etkinliklerini sürdürüyordu ki! Olanlar oldu, “Müslüman mahallesinde salyangoz sattılar”  başlıklı bildiriler dağıtılmaya başlandı, Aziz Nesin’in dine saldırdığı bahanesi  çoktan  gerekçeleri olmuştu bile. Bildiriler dağıtıyorlar, halkı tahrik ediyorlardı. Camide toplandılar, öğle namazı gerginlik içinde geçti, Aziz nesin apar topar Madımak oteline götürüldü. Tam o sıralarda şenliğe çağrılar başladı. Ezan sesinin bastırılmaya çalışıldığı iddia edildi ve davul çalmayın dediler. ‘Ahmet Karabilgin Vali istifa’ diye bağırdılar. Her şey bahane idi. Bahaneleri çoğalta çoğalta Madımak otelinin önüne geldiler, hep bir ağızdan bağırıyorlardı, sanki ülkede laiklik varmış gibi, “laiklik gidecek şeriat gelecek” naraları atıyorlar, ağızlarından salyalar akıtıyorlardı. Sivas’a akşam inmişti bile. Otelin önüne binlercesi yığılmıştı hep bir ağızdan bağırışıyorlar, yetkililerde onları izliyorlardı, siyasetçilerde. Sade vatandaşın” bana ne “ demesi gibi değil, planlarının uygulanmasını izliyorlardı. İslamcılar,”radikal İslamcılar”, “laikçi olduklarını iddia eden MHP’liler, polis, ordu, belediye, paşalar ve maşalar... Elele işbirliği içinde. Bakmayın siz olmayan laikliği kendilerine kalkan edenlere, onlarda şeriatçılarla elele  aynı kulvarda yürüyorlardı, açıkçası.” Katliamda laik ve şeriatçı  suç ortaklarıydılar.” Madımak’a benzin taşıyorlardı...
Madımak’ı ateşe verdiler, içerdekilerin dışarıda kalanların yardım çağrılarına hiçbir ilgili yanıt vermiyordu. Duman her yanı sarmıştı. Dışarı çıksalar linç edilecekler, içerde kalsalar dumandan boğulacaklardı. Az sayıda polis olanları izliyordu, Belediye Başkanı Karamollaoğlu’nun yatıştırmasını istediler. Büyük Birliklik Partisi ilçe başkanının da, onlar yatıştırıcı değil kışkırtıcı konuşmalar yaptı. Karamollaoğlu “Artık dağılın yeterli tepkilerinizi gösterdiniz. Gazanız mübarek olsun“ diyerek saldırgan grubu yüreklendiriyordu…
Diyarbakır zindanlarında bilinçle karanlığı aydınlatmak için bedenlerini  ateşe vermeye benzemiyordu bu, bütün şer ortaklarının birleşerek aydınlığı karartmasıydı. Madımak ateşe verildi, içerdekiler ateşten değil dumandan boğuldular. İnsanlığın yüz karasıydı yan tarafta Büyük Birlik Partisi’nin binası vardı oradan herkes tahliye edilebilinirdi, oraya yönelenlerin başlarına sopalar vurarak içeri girmelerini sağladılar. Her taraftan kuşatılmışlardı. Ya boğularak ölecekler ya da dışarıda linç edileceklerdi. Dışarı çıkmadılar içerde kaldılar. Nesin’in sonradan söylediği  “İttihatçı Kemal’in tavuk kümesinde yakalanmak gibi yakalanmaksa, parçalanmayı tercih ettim. Önce beni parçalayacaklardı...”
Madımak yanıyordu, canlarımız en değerli canlarımız yanıyordu, bu yangın başka bir yangındı Aziz  Nesin’in anlatımı yangının üzerinden günler geçtikten sonra “Benzin dumanı pis ve yağlı duman. Düne kadar genzimden acı bir balgam geliyor”  diyordu, Aziz’i döve döve kurtardılar, yangından 4-5 gün sonra yaşama veda etti. Diğer canlar ve Menekşe 14’ünde dumandan boğularak gitti... Suçlular ortada yok, dava AKP’lilerin oyları ile zaman aşımına uğradı. Tayyip Erdoğan “Vatana millete hayırlı olsun” Madımak yangını onlar için hayırlı oldu. Suçlular Tayyip’in belediye başkanı olduğunda belediyede iş sahibi, partisinden belediye başkanı, milletvekili oldular… O günlerde gazateler halkın galeyana gelmesini doğal karşılayan başlıklarla verdiler.  Veee “Çok şükür halka bir şey olmadı” dendi, içerdekiler halk değildi onların gözünde. İslamcılar Alevilere, ilericilere karşı kışkırtılıyor. DEVLET, olayların çığrından çıkmasını bekliyor. Gerici, faşist güruh, saldırıyor. DEVLET, müdahale etmeyin diye emir veriyor. Karadumanda boğduruyor aydınlığı. Devlet utanmıyor... Sonra adına hukuk diyor.
Şimdi , “eski bir hasret mektubuna çizilmiş bir çocuk elidir içimdeki keder... Dokunsam zaman duracak.”