"Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler.”
Şimdilerde kirletilmiş nefesi toprağın. Rüzgarın soluğu, güneşin dokunuşları, gecenin rengi… Kışlar kara bağlamış gibi, beyazı alınmış elinden. Cemreler düşeli çok oldu ama kırılgandır bahar mevsimi ve unutkan bakışlar var üzerinde.
Titrek gökyüzünde, idam edilmiş gibi kuşlar-uçurtmalar… Yıldızlar bir ananın ağıtına eşlik eder gibi hüzünlü, solgun ve kalabalıklar içinde her biri yalnız başına.
Gelecek hayali var her faninin zulasında. Biriktirdiği özlemlerini yarınlara taşımak için uğraş içinde. Koşuşturanlar var. Biraz dahası için kendini parçalayan, paralayan…
Bense çocukluğuma sığınıyorum. Çocuk olmanın kutsallığıyla, özgür yarınlar için çocuk özlemlerin büyütülmesi gerektiği inancını işliyorum yüreğime. Geleceğimiz olan çocukları, umutlarını, hayallerini, minik yüreklerinde besledikleri bitimsiz sevinçlerini yarınların yaratılmasında rehber olarak seçiyorum.
Şimdilerde paslı bir geçmişin yürek acıtan dokunuşlarıyla aydınlanır sabahlar. Büyük umutlar biriktirirken tarih, sesler yankılanır dağlardan. Zılgıt sesleri yankılanır, isyan olur bastırılmış gülüşler. Tomurcuk gibi patlar, yeryüzüne yayılır çocuk düşler.
Bitimsizdir çocukluk düşleri. Unutulmazdır. Bir şekilde yer edinir yüreğin bir yerinde. Sonsuzluk arayışının, özgür olmanın somutluk kazanmış halidir çocuklar. Yaşadıklarını, yaşamak istedikleriyle bütünleştirir çocuklar. Her günü bayram havasında, şen şakrak…
Çocuk olmak; yaratılmak istenen tüm zamansızlıklara, karanlık ve korkunç dokunuşlara inat… Çocuk gülüşler savurmak göğe ve güneşin gülen gözlerinde çocuk umutlar büyütmek… Her şeye rağmen çocuk olmak! Çocuk olup sevgiyle sarmak yaşamı ve nefessiz bırakmak tüm çirkinlikleri, şerefsizlikleri, kahpelikleri…
Koşar çocuklar
Özgür yarınların umuduyla
Sonuna kadar açarlar kucaklarını
Çocuk dilinde seslenir
Sevda fısıldarlar göğe
Güneşten aldıkları güzelliği
Çocuk dokunuşlar eşliğinde
Serpiştirirler yeryüzüne
Çocukluk insanın en günahsız, saf ve savunmasız olduğu dönemidir. Ananın kutsal dokunuşları eşliğinde, kötülük, yalan-dolan nedir bilmeden çıkarsız katılır yaşama. Sevgi vardır literatüründe. Oyunları, kendini ifade zeminidir.
Çocuklar her haliyle güzeldir. Ama gülünce daha da güzelleşirler. Gülüşleri özgürlükle ve umutla yüklüdür. yürekleri bir bütün dünyayı içine alacak kadar geniştir. Gelecektir çocuklar. Toplumların yarınlara sağlıklı adım atması çocuklarının sağlıklı olmasından geçer. Bundan dolayı da özeldir çocuklar. Dününü bu günle buluşturan toplum, yarınlarını çocukları sayesinde oluşturabilir.
Savunmasız olmaları nedeniyle; yaşanan ve yaşanabilecek her türden olumsuzluk karşısında en önce ve en çok etkilenebilecek toplumsal kesimdir. Bunun için de en çok korumaya alınması gereken kesimdir.
Yakıcı ve yıkıcı savaş koşullarında en çok etkilenen çocuklar ve kadınlar olur. Oysa ki toplumsallığın kök hücresi anne-çocuk ilişkisi üzerinden şekillenmişti. Toplumun ahlaki olmasını sağlayan da anne-çocuk ilişkisidir. Egemen sistem koşullarında her türden saldırıya maruz kalan ve üzerinden toplumsallığın tüketilmek istendiği kesim de kadın ve çocuklardır. Biri oluşturan, diğeri oluşanı geleceğe taşıracak olan. Bir birini tamamlayan, koparılamaz iki toplumsal bileşen.
Kürdistan’ın özgür yaşam mücadelesinde de en çok istismar edilen, kirli politikaların uygulamasına maruz kalan yine çocuklardır. Katledilen, zindanlarda çürütülmek istenen, tacize-tecavüze uğrayan Kürt çocukları…
Yüzünden gülümsemesi çalınan çocuklar
Özlemleri mavi de, mavi gözlerinde
Maviyi çok sever bu çocuklar
Gün yok ki raporlar açıklanmasın. İnsan hakları ihlallerinin en başında katledilen, tutuklanan, işkencelerden geçirilen, zindanlara atılan, tecavüze uğrayan, kimsesiz-sokaklarda yaşamak zorunda kalan; devlet terörü neticesinde göç eden halkın, yarınlarından bi haber kötü çalışma koşullarında hayatını kazanmak zorunda kalan; bu çalışmalar esnasında 'iş kazaları’nda yaşamını yitiren; 'tanımlanamayan bir cismin’ patlaması sonucunda ölen, bedenin bir parçasını yitiren, ömrü boyunca sakat kalan çocuklar var. Ve daha yüzlerce, binlerce kayıtlara geçmeyen, karanlık-kuytu köşelerde isimsiz, kimliksiz, tarihsiz büyüyen-büyüme mücadelesi veren çocuklar var.
Çocuklar toplumların varlık gerekçesidir. Çocukları katledilen, istismar edilen, zindanlarda çürütülen toplumların özgür yarınlar oluşturması mümkün değildir. Bu gerçeklik belki de en çok Kürt toplumu açısından geçerlidir. Özgürlük mücadelesi veren Kürtlerin çocuklarının uğradığı uygulamalar hat safhada. Egemen sistem çocuk gerçekliğinin farkında. Bunun için böylesine saldırılar geliştirmekte. Buna karşın çocukların savunmasında gereken hassasiyetin sergilenmeyişi acı verici.
'Artık Yeter’ demek için daha kaç çocuğun katledilmesi gerekir; kaç çocuğumuza tecavüz edilmesi gerekir; kaç çocuğun zindanlara atılması ve psikolojik sorunlarla karşılaşması gerekir? Çocuklar toplumların onurudur. Onurunu koruyamıyorsa bir toplum, mücadelesinde de yenilgilerle yüzleşmekten kurtulamaz. Özgürlük; çocuklar özgür oldukça, özgür gülüşler savurdukça, özgürce oyunlarını oynadıkça anlam bulur. Ötesi dönemsel kazanımların ötesine geçmez. Bununla yetinmek de kendini kandırmaktan başka bir şey değildir.
Çocuklarımız, çocukluklarına aldırış etmeden, oyunlarını yarıda bırakarak toplumunun özgürlüğü yolunda yürüdüler. Onları yalnız bırakamayız. Onları daha güçlü sahiplenebilmeliyiz. Aksi takdirde tarih asla bizi affetmeyecektir.
Güzel günler çocuklarla mümkün ve biz onlara şu sözü vermeliyiz: 'güzel, güneşli günler’ yaratıp, sabahın seher vaktinde sizlere sunacağız. Bunu diyebilmeliyiz. Bunu demek için de güçlü olmak gerek. Yürekli olmak gerek. Çıkarsız, karşılıksız ve hesapsız katılabilmek gerek. Çocuklar bizim için bunu yaptı. Peki biz bunu yapabilecek miyiz? Çocuklarımıza layık olabilecek miyiz?
Düşler sokağında bir kız çocuğu
Elleri ak, yumuk yumuk
Uzanmış gökyüzüne tutmak istercesine yıldızları
Düşleri yıldızlardan daha gerçek...
MAHABAD GABAR: Güzel günler göreceğiz