Çeşitli olumsuz, kötü benzetmelere konu olmuş bir sıfattır "Mahkeme duvarı." Aslına bakılırsa bu sıfatla ifade edilmek istenen anlam çok daha derin ve kapsamlıdır. "Mahkeme duvarı" devletin kendisi ve devlet denildiğinde akla gelen olumsuz her şeydir. Kimsecikler bu duvarla karşı karşıya gelmek istemediği gibi kötü ve olumsuz olan bir görüntüyü, yansımayı, tavrı veya yüz, ifadesini tanımlamak ya da karikatürize etmek için bu sıfat çok yerinde bir benzetmem olarak kullanılır.

"Mahkeme duvarı" halkın bilge aklı tarafından üretilmiş bir kavramdır. Birçok şeyde olduğu gibi halk burada da bilgeliğini konuşturmuş ve taşı gediğine koymuştur. Türkiye’de devlet için yapılacak en sade ve bariz tanım "Mahkeme duvarı"dır. Devletin kendisi bir "Mahkeme duvarı"dır. Despot, hiddetli, şiddeti her zaman çözüm yöntemi olarak kullanan, donuk, cansız, egemen… vb. vb. Hal böyle olunca devleti temsil etme görevi olanların görüntüsü, yansıması, yüz ifadesi de "Mahkeme duvarı"ından farklı değildir. Öyle ya aslı ne ise sureti de o olacak!
Türkiye’deki birçok insan gibi bu can da mahkeme duvarı ile çok karşılaştı. Zaten "Mahkeme duvarı" özellikle bizim için yapılmıştı. Türkiye’nin devlet dışında kalan tüm ötekileri için bu melanet manzara ile karşı karşıya kalmak devletin emridir.
Biz yine bu melanet manzara ile karşı karşıya kaldık. 18 Mart Üniversitesi Rektörü, Aleviler için söylediği hakaret sözleri kendince az gelmiş olmalı ki bizim hakaretlerine verdiğimiz cevap için "Bana hakaret ettiler!" diye dava açmış. Günümüz dünyasında pozitif bilimin, sosyolojinin, tarih biliminin ve tüm bilim disiplinlerinin toplamından fazla değerlere tekabül eden Üniversitenin Türkiye’de içinde bulunduğu durum içler acısı.
Egemen zihniyet "Profesörlük" ve diğer akademik sıfatlara hala Osmanlının "Müderrislik" penceresinden bakıyor. Türkiye’de üniversiteler müderris dolu. Taşıdığı akademik sıfatın bilimsel, toplumsal, tarihi anlamını ve derinliğini bilmeden halklara, inanç gruplarına hakaret etmeyi ihmal etmeyen müderris efendiler devletin paralı askeri gibi. Hiç kimseler kusura bakmasın derme çatma yöntemlerle, çalıntı tezlerle akademik sıfat edinenler müderris bile olamazlar. Araştırma yaptığı, tez ürettiği alanı tanımayan, halkın, toplumun içine girmeden devşirme ve çalıntı bilgilerle kitap yazanlar "Profesör" olsa da bilim insanı olamaz.
Mahkeme duvarından, müderrise uzanan çizgide devletin izini sürseniz ortaya bir dolu sahtekarlık, düzenbazlık, yalan, hırsızlık çıkar.
24 Ocak 2014 Cuma sabahı zorunlu olarak mahkeme duvarıyla karşılaşmak için Ankara Adliyesine gittiğimde O’nu duvarda bir panodaki yazıyı okumaya çalışırken buldum. Bir tarafta "Mahkeme duvarı" bir yanda Hacıbektaş Ocağı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy!.. Mürşide niyaz oldum. Şahı Merdan Ali’nin "Ne kadar yücelik aradımsa tevazuda buldum!" hakikatini Hacıbektaş Ocağı Postnişini’nin şahsiyetinde görmek mümkün. Kendileri sabahın dokuzunda bizimle dayanışma ve destek duygularını ifade etmek amacıyla gelmişler. Mahcup oldum doğrusu! Ama hiçbir vakit karşılaşmak istemediğim "Mahkeme duvarı"nı unuttum. Mürşidin bizi şad eden bu davranışı duvarı da mahkemeyi de devleti de unutturdu.
Hünkar Hacıbektaş Veli Ocağının Postnişini gelmiş devlet kimin umurunda. Ama bu geliş sorumluluğumuzu artıran, yükümüzü iki katına çıkaran bir geliş. Öyle ya Ocak Mürşidinin destek vermesi aynı zamanda "Sana sorumluluk yüklüyorum, sana görev veriyorum!" anlamına gelir. Alevi bilgeliği her şeyi ayan beyan, açık seçik ortaya koymaz. Her şey ayan beyan olursa olmak, pişmek nasıl olacak. İnsan anlam derinliğini kendisi yakalama çabasında olmalı. Her şeyin anlatılmasını, izah edilmesini beklememeli. Beklemem hantallığa, düşünce tembelliğine, atalete ve pasifliğe yol açar. Aleviliğin temel düsturu "Ara bul, gör, anla ve ol!"dur.
Yaşam doğal derslerle doludur. Mürşidim mahkeme duvarına karşı bize destek için geldi. Eywallah!.. Niyaz ettik. Ama bu geliş sorumluluğumuzu, yükümüzü artıran bir geliştir…!!!
Bizim için çok öğretici bir ders oldu. Bir yanda "Mahkeme duvarı"… Bir yanda Mürşidin ışığı! Mürşidin ışığı, mahkeme duvarını görünmez kıldı…