
Keskin: Mahkeme cesur davranmalı
Kimlik tespiti ardından avukatların taleplerinin dinlendiği duruşmada ilk sözü Av. Eren Keskin aldı. Keskin davada bir gelenek gazeteciliğinin yargılandığını belirterek, "Burada yasaklı bir coğrafyanın haberlerini yapan gazeteciler yargılanıyor. İddianamede gazetecilerin meslektaşlarıyla görüşmesi örgüt bağlantısı, Irak'ın Kürdistan Bölgesi'ne seyahati örgüt faaliyeti sayılıyor. Bu gazeteciler gizlenmek istenen bir gölgeye dair gazetecilik yapıyorlar başka nereye gidecekler?" dedi. Anadilinde savunmaya izin verilmemesine ilişkin Keskin, "Anadilinde savunmaya ilişkin yasa değişti. Ancak mahkeme cesur davranamıyor. Biz tam da bu yüzden bağımsız mahkemeler istiyoruz" diye konuştu.
Kanar: Yargı barışa katkıda bulunsun
Avukat Ercan Kanar mahkemenin barış sürecine katkıda bulunması gerektiğini söyledi. Av. Kanar, "İddianamede 'haberde Abdullah Öcalan'ın muhatap olduğu telkin ediliyor' ifadesi suç delili olarak yer alıyor. Ancak artık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da aynısını söylüyor. Fakat değişmeyen tek şey yargı" diyerek, sözlerine şöyle devam etti: "Dünyadaki barış süreçlerinde yargı çoğu kez barışın kapılarını açmıştır. Bizim sadece savunma olarak değil toplum olarak istediğimiz sizin de dillerin eşitliğini sağlayan yargı pratiği uygulamanız ve barışa katkıda bulunmanızdır."
'Mayınlı alanda gazetecilik'
Avukat Nazan Yaman, ortada "iddianame" değil bir "iftiraname" olduğunu söyledi. Yaman, iddianamenin hukuk diliyle yazılmadığını ifade etti. Yaman "İddianamede flash belleklerde PKK'nin bayrağı fotoğrafının çıktığı belirtiliyor. Çıkabilir. Çünkü bu insanlar gazetecidir" dedi.
Avukat Hasan Erdoğan davada yargılanan sanıkların çoğunun savunma yapamadıkları için hala tutuklu olduğunu söyledi. Erdoğan iddianamedeki "'Haberlerin tamamı mayınlı alanda sözde gazetecilik faaliyetidir' ifadesinin dikkat çekerek mayınlı alanda gazeteciliğin davanın özeti olduğunu söyledi.
Avukatlar Özcan Kılıç ve Davut Erkan iddianamedeki tutarsızlıklara, çeviri hatalarına ve maddi hatalara dikkat çekti.
Savcının savunması da gülünç!
Taleplerin ardından, İddia Makamı İsmail Işık, avukatların iddianameye ilişkin söyledikleri "yapay", "siyasi" ve "çok komik" şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, iddianame okunurken gülen bir avukat görmedikleri için iddianamenin komik olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını ifade etti.
Savcı Işık, birleştirilen iddianamenin henüz okunmadığını gerekçe göstererek, tercüman talebini reddederken, "kuvvetli suç şüphesi" ve "kaçma şüphesi" bulunması ilkesiyle adli kontrol uygulamasını yetersiz bularak, tahliye taleplerini reddetti. Savcı Işık, avukatların suç içeren konuşmalar yaptığını belirterek, avukatlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını mütalaa etti.
7 gazeteciye tahliye
Verilen ara ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Mahkeme, tutuklu gazetecilerden Zuhal Tekiner, Ziya Çiçekçi, Ömer Çiftçi, Saffet Orman, Çağdaş Kaplan, İsmail Yıldız ve Pervin Yerlikaya Babir'in tahliyesine karar verdi. Avukatların Kürtçe savunma talebini, daha önce bu talebin karara bağlandığını gerekçe göstererek, bir daha karar verilmesine gerek olmadığına hükmetti.
Mahkeme, iddianameyle ilgili "siyasi rehin", "tutsak basın", "saçma sapan içerikli iddianame", "komik bir iddianame" değerlendirmesinde bulunan avukatların tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi. Duruşma 22-26 Nisan tarihine erteledi.
Duruşma salonunda Ziya Çiçekçi'nin babası Mehmet Çiçekçi küfür ettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Tahliye edilen gazeteciler hakkında yurtdışına çıkma yasağı konuldu.
İSTANBUL
BDP Eşbaşkanı Demirtaş: Mahkeme olsa güveneceğiz
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "Yargılama yapılıyor demek isterdik. Ancak dışarının atmosferi burayı etkiliyor. Ne yazık ki, hukuki bir yargılama yapılmıyor. Ne yazık ki Türkiye'de hukuku hayata geçirecek yargıçlar ve hakimler yok" dedi.
Mahkeme kararını açıklamadan önce Adliye önünde konuşan Demirtaş, mahkemelerin Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın açıklamalarına göre tahliye veya tutuklama kararı verdiğini söyledi. Demirtaş, "Bu ülkenin Başbakan'ı askerlerin tutukluluğuna itiraz edebiliyor. Herkes Başbakan'ın tutuklu gazetecilerle ilgili ne zaman olumlu açıklama yapacağını bekliyor" dedi. Tutuklu bulunan bütün siyasi tutsakların onurları olduğuna vurgu yapan Demirtaş, "Yasa çıkarıldı ama ne yazık ki, hala arkadaşlarımız anadillerinde savunma yapamıyor. Çıkarılan yasa düzgün olsa bu gün bu hak engellenemezdi. Ne yazık ki çıkarılan yasada bu hak savcı ve hakimlerin insafına bırakılıyor. Bunu yapan da AKP hükümetinin çıkardığı kadük yasadır" dedi.
Uzun tutukluluğa neden olan zihniyet yüzünden barışta geç kalındığını söyleyen Demirtaş, "Biri Ankara'da talimat veriyor, o ilin emniyet ve valiliği karar veriyor. İlgili polisler de iddianame hazırlıyor ve bu şekilde barış engelleniyor" dedi. Silivri'de Kürtçe'ye tahammül olmadığını ifade eden Demirtaş, 20 milyon Kürdün dışarıda Kürtçe konuştuğunu belirtti. Bir dönem kamusal alanda başörtüsünün yasaklandığını hatırlatan Demirtaş, şunları ifade etti: "Dün bu mahkemelerde başörtüsü tartışılıyordu bugün ise Kürtçe. Bugün AKP kalktı başörtüsü yasağını kaldırdı, biz de destek verdik. Bize göre de bu yasak doğru değildi. Ama 80 yıllık statükonun AKP ve tabanına yaptığını bugün AKP Kürtlere yapıyor."
Yargılanan gazetecilerin barış için mücadele veren gazeteciler olduğunu ifade eden Demirtaş, tutuklu gazetecilerin, bazı gazeteciler gibi köşelerinde ve sayfalarında AKP'ye methiye dizmedikleri için yargılandığını kaydetti. "Mahkeme olsa güveneceğiz" diyen Demirtaş, "Ne yazık ki, burada yargılama dışında her şey yapılıyor. Burası Özel Yetkili AKP Komisyonu görevini görüyor. Barış gelecekse artık somut adımlar için yargının da bürokrasinin de buna göre hareket etmesi gerekiyor" diye konuştu.