Geçtiğimiz ay Metis Yayınları’ndan çıkan Neoliberalizm ve Mahremiyet. Türkiye’de Beden, Sağlık ve Cinsellik’ başlıklı seçki, Cenk Özbay, Ayşecan Terzioğlu ve Yeşim Yasin tarafından hazırlandı. Kitabın temel savı, mahremiyetin bugün köklü bir dönüşüm içinde olduğu yönde. Hazırlayanlara göre mahremiyetin dönüşümünün iki veçhesi var. Birincisi, mahrem kabul edilen hususlara devlet, ekonomi, popüler kültür ve tıp gibi „dış“ kuvvetlerin artan ve önüne geçilemeyen etkisi. İkincisi de, ilkine paralel bir biçimde, mahremiyetin gittikçe daha çok konuşulur, kurcalanır, deşilir, araştırılır, açığa çıkarılır, anlatılır, paylaşılır ve temsil edilir hale gelmesi. Dolayısıyla kitapta ikili bir süreç üzerinde duruluyor. Hem mahremiyetin ne olduğu ve mahrem alanlarımızı nasıl kurguladığımız değişiyor hem de bu kurgunun sınırları, mahremin bitip kamusallığın başladığı yerler ve arada kalan alanların toplumsal ve kültürel niteliği şekil değiştiriyor.

Yeni benlikler kuruluyor

Kitabın önsözünde, mahremiyetin kamusallaştığı, metalaştğı ya da neoliberalleştiği ifade edilirken, devamında şu tespitler yapılıyor: „Buna mukabil kamusal alanın da mahrem temaları içine çekmesini tartışırken akla gelebilecek bir diğer önemli mesele de bireylerin bu toplumsal süreci tecrübe ederken arzularını ve seçimlerini ne oranda kullanabildikleri, hangi ölçüde bağımsız, kendinin farkına varmış, karar alabilen, ihtiraslarını yönetebilen birer özneye dönüşebildikleridir. Başka bir deyişle, şahsi istek ve kararlarımızın mahremiyetlerimiz üzerinde mutlak bir kontrole sahip olduğumuz ya da olabileceğimiz anlamına gelip gelmediği sorgulanabilir. Ya da mahremiyeti, onun geçirgen ve kırılgan kabuğuyla kuşatılmış özneler olarak bizim kurmadığımız, mahrem alanları kendi tutkularımız ve hırslarımız ile yönetmediğimiz; aksine, bunları farklı iktidar yapıları ve ilişkileri arasında çeşitli müzakereler vasıtasıyla şekillendirdiğimiz ve o esnada da yeni benlikler, yeni kimlikler kurgulamakta olduğumuz öne sürülebilir.“


‘Toplumsal eşitsizlik’ perspektifi
Kitabı hazırlayanlar ve makaleleriyle katkıda bulunan sosyal bilimciler, toplumsal değişmeye tabi olan ve sürekli dönüşen mahremiyeti anlamaya çalışırken, öncelikle bir „toplumsal eşitsizlik“ perspektifini değerlendirmeye alıyor. Yine yola çıkarken, en temelinde sınıf, „ırk“, etnik köken, beden, cins, cinsiyet, cinsellik, coğrafi konum, lisan, yaş, din ve inanç sistemleri gibi toplumsal ayrışma eksenlerinin mevcudiyetlerini ve kesişimlerini hatırlatıyorlar.
Kitabın farklı bölümleri de kâh „Türkiye’deki sistemin işleyişi“nin ana hatlarını incelerken kâh özgül bir âna, bir mekâna, bir ilişkiye ya da bir gruba odaklanırken bu iktidar eksenlerinden yola çıkıyorlar.

Toplam 13 makalelik seçki

Seçki, Neoliberalleşmeye bağlı olarak Türkiye’de mahremiyet algısında yaşanan dönüşümü farklı örnekler üzerinden inceleyen makaleleri bir araya getiriyor. Sağlık alanındaki metalaşma, çalışma koşulları ve sağlık ilişkileri, yeni üreme teknolojileri, yeni hastalıklar ve yeni hasta örgütlenmeleri, kanser ve hastalık anlatıları, menopozun sosyal algılanışı, neoliberalizm koşullarında erkekliğin dönüşümü, reklamlarda ve popüler kültürde cinselliğin ve eşcinselliğin kurgulanışı ile kadına yönelik şiddet ve sığınma evleri inceleniyor.
Her biri özgül bir durumdan hareket etmelerine rağmen bu makaleler sayesinde, hızla değişen maddi süreçler karşısında, bedenle, özel alanla ilgili anlayış ve kavrayışımızda da köklü değişiklikler ortaya çıktığını saptayabiliyoruz. Görülüyor ki neoliberal mantık sıklıkla varsayıldığı gibi mutlak bir özgürleşmeye yol açmıyor: Daha ziyade sahip olduğumuzu düşündüğümüz herşeyi metalaştırarak yeni tabiyet biçimleri yaratıyor. Kitapta bu yeni koşullar karşısında insanların verdikleri tepkileri, mücadeleleri ve gösterdikleri dayanışmanın örnekleri de yer alıyor.
288 sayfalık kitap, „Sağlığın Siyaseti“, „Yeni Hastalıklar, Yeni Tedaviler“ ve „Neoliberalizm ve Cinsiyeti Yönetmek“ ana başlıkları altında toplam 13 makaleden oluşuyor.


 KADIN SERVİSİ