ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNDE ALMANYA DURAÐI  - CELLE


Celle merkezine yakın bir noktada, büyük bir alan üzerine kurulmuş, güzel bir yapı. Girişinde, Êzîdîlerin kutsal toprağı Laleş Vadisi’ndeki ibadetgahların maketi bulunuyor. İçeride yüzlerce kişi, yakınlarını kaybeden bir aileye taziyelerini bildirmek üzere toplanmış. Burası, Êzîdîlerin Almanya’daki en büyük mekanı: Mala Êzdîyan.

Êzîdîlerin Avrupa’daki ilk özgün örgütlenmesi, 1993’te Celle’de, Navbenda Êzdîyan adıyla kurulduktan sonra, ilk Mala Êzdîyan 1994’te Emmerich’te, ikincisi 1995’te Celle’de kurulmuş. Ardından Êzîdîlerin yoğun olduğu hemen bütün kentlerde kurulmaya devam etmiş. Bugün Almanya’da Celle ve Emmerich’in yanında Giessen, Saarbrücken, Duisburg, Bielefeld, Oldenburg, Bergen, Herfurth, Heidekreis, Welden ve Nienburg kentlerinde, Belçika’da ise Liege kentinde Mala Êzdîyan bulunuyor.

Êzîdîlerin Avrupa’da en yoğun yaşadığı beş kentte zaten sırayla Celle, Bielefeld, Giessen, Saarbrücken ve Oldenburg.


Yine de yeterli gelmiyor

Mala Êzdîyan, Êzîdîlerin toplumsal ve inançsal ihtiyaçları açısından oldukça önemli bir mekan. Öyle ki, değerinin 1.5 milyon Euro’nun üzerinde olduğu düşünülen bu kocaman yapı bile yeterli gelmiyor. Zira burası, yalnız toplantılarda ve özel etkinliklerde kullanılan bir yer olmanın çok ötesinde... Êzîdîler, düğünlerini, taziyelerini, özel günlerini bu binada karşılıyor; en önemli bayram Çarşema Sor’da da bu binada toplanılıyor. Çalışmalarda bir dizi eksiklikten herkes dert yanıyor; fakat ne olursa olsun, mekanın büyük önemini yadsımak mümkün değil.

Celle Mala Êzîdxan’ın 2013’ün Haziran ayından bu yana eşbaşkanlığını yürüten Derviş Duran’ın verdiği bilgiye göre kurumun 800’ün üzerinde üyesi var; ancak bunların 400 kadarı aidatını düzenli veriyor. 


PKK’nin ilk sözleri

Derviş Duran, 1966’da Urfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Îşxan köyünde doğmuş; gençlik yıllarından itibaren Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilişki kurmuş; 1992’de baskılardan dolayı Almanya’ya göç etmiş. Ülkede PKK’yle tanışmasını şu sözlerle anlatıyor: “PKK gelmeden önce biz çok kapalıydık. Êzîdîler, şehre gitmeyi bile çok tehlikeli görüyordu. Ne bileyim, ben şehre gitsem, bir küçük çocukla bile kavga etsem, başım derde girerdi. PKK geldikten sonra bunların hepsini bizimle konuştu. Arkadaşların bana ilk söyledikleri şey, ‘Siz hep baskı altında kaldınız. Kürt halkı içinde en çok baskı gören Êzîdîlerdir. Biz bu halkın yanındayız. Bütün ezilenlerin yanındayız ama özellikle de Êzîdîlerin yanındayız. Çünkü Kürdistan’ın en kadim halkı Êzîdîlerdir’ oldu. Şimdi bu sorunlar büyük oranda aşıldı.“


Sakine Cansız’ın mirası

Duran, 1994’te Hannover’deki Kürt derneğinde çalışmalara katılmış. 2013 yılına kadar genel çalışmalardan inanç çalışmalarına geçmeyi hiç düşünmemiş. “Kürdistan özgür olmadan Êzîdxan özgür olmaz” diyerek genel çalışmalara omuz vermiş. Fakat sonra, Sakine Cansız, şehit düşmesinin hemen öncesinde yanına gelmiş. Şöyle anlatıyor: “2013’te Sakine Cansız, katledilmesinden önce, üç arkadaşla birlikte yanıma geldi. Sabaha kadar oturduk, çok konuştuk. Beni federasyon çalışmalarına girmeye ikna etmek istedi. Gerçeği söyleyeyim, ben kabul etmedim. Genel çalışmaları yapmak istiyordum. Ama Sakine heval şehit düştükten sonra, ‘Bu onun bana mirasıdır, yapacağım’ dedim, kendi kendime söz verdim.”


‘Çıra TV her eve giren dernek’

Mala Êzdîyan’ın “Êzîdî halkını örgütlemek, çelişkileri ortadan kaldırmak ve Kürt halkının birliğini sağlamak” amacıyla çalıştığını belirten Eşbaşkan, şu andaki temel çalışmalarının ise Çıra TV’nin güçlendirilmesi ve Kardeş Aile Projesi olduğunu söylüyor. Çıra TV’nin Êzîdî toplumuna önemli etkilerde bulunduğunu belirten Derviş Duran, devam ediyor: “Çıra TV, bir eğitim aracı oldu. Her eve giren bir dernek gibi, halkımızı eğitti.”


Celle’de bile temsilsiz

Celle’deki ilgi çekici bir durum, yerel yönetimlerdeki Êzîdî temsiliyeti ya da temsilcisizliği... Sol Parti, CDU ve hatta FDP’de Êzîdîleri temsil etme iddiasında isimler var; ama genel olarak Êzîdîler, temsiliyet sorunu yaşıyor. Nüfus olarak bu kadar güçlü oldukları kentte, yerel seçimlerde dahi güçlü bir muhatap olmadıklarından yakınıyor, birçok Êzîdî. Mala Êzdîyan Eşbaşkanı Duran, bunu aşmak istediklerini de söylüyor ve ekliyor: “Gücümüz var ama çok bölmüşüz. Birleştirsek, hangi belediye başkanını seçersek, o kazanır.”


Gençlik çalışması sorunlu

Mala Êzidyan’da herkesin eksikliğine dikkat çektiği bir konu da gençlik çalışmaları... Şengal ve Kobanê’ye yönelik çete saldırıları sırasında mobilize olan gençler, örgütlü çalışmaları omuzlamıyor. Eşbaşkan da bunu doğruluyor; zira Mala Êzidyan’da sadece iki kişilik, varlığı yokluğu belli olmayan bir gençlik komisyonu var! Bunun yanı sıra 30 civarında öğrencinin devam ettiği bir folklor kursu ile 45 civarında öğrencinin devam ettiği bağlama kursu varmış; ama onlar da çok düzenli devam edemiyormuş. İnanç ve anadili üzerine devam eden kurslara ise, katılımın düşüklüğü dolayısıyla ara verilmiş.

Mala Êzîdxan, gençlik örgütlenmesini ayağa kaldırabilmek için önümüzdeki dönemde bir gençlik kampı organize etmeyi planlıyor. 


PKK betonu kaldırdı

Behçet Kızılyel, “Şêx Behçet” adıyla tanınıyor; bir Êzîdî şeyhi, inanç önderi. 1948’de Batman’a yakın bir köyde doğmuş, 18’ine kadar köyde yaşamış. Ardından kimlikteki yaşı 20 olduğu için askere alınmış. Askerde tabii ki gizlemiş Êzîdîliğini. Uzun süre Müslüman taklidi yapmış. Hatta bir keresinde, Êzîdîliğinden dolayı olmaz zulme maruz bırakılan, dayak yiyen bir arkadaşını, sanki bir Müslüman sağduyu çağrısı yapıyormuş gibi gidip kurtarmış.

Şêx Behçet, askerden sonra Suriye’ye, Rojava’ya gitmiş ve bir süre orada yaşamış. Oradaki Kürt aydınlarıyla tanışmış; Kürtlüğüyle ilk o zaman gerçek manada tanışmış. Mele Mustafa Barzani’nin PDK’siyle ilişki de kurmuş. Hatta okuryazarlığı olduğu ve iğne yapmak gibi basit tıbbi müdahalelerde bulunabildiği için çevresindekiler, “Sen çok akıllısın. Gel seni Barzani babanın yanına götürelim” diyormuş. Ama orada fazla kalmamış ve 4-5 sene sonra İstanbul’a göç etmiş. Oradan da işçi olarak yazılıp, 1969 yılında Almanya’ya...


PDK’den PKK’ye...

Almanya’da da Şêx Behçet, ilk olarak PDK ile ilişki kurmuş. Bonn’da, Berlin’de, ekseriyeti Rojavalı olan Kürt aydınlarla görüşmüş; onu, PDK’nin Niedersachsen temsilcisi olarak görevlendirmişler. Bu, PKK çalışmalarının başlangıcına kadar devam etmiş. Şöyle anlatıyor devamını: “Zaman geçti, PKK çıktı. PKK’nin çıkışından sonra Zeki arkadaşla (Şengali) ilişki kurduk. Hatta 3-4 ay beraber bir fabrikada çalıştık. Çok etkisi oldu. PDK’yi savunuyordum o zamanlar. Ama Başkan’ın söylediklerini, sonra Manifesto’yu, sonra da Serxwebun’ları okudum, dinledim. PDK’de de uğraşıyorduk ama asıl PKK’nin çıkışından sonra kendimizi tanıdık.”


PKK’den önce, PKK’den sonra

Ülkede Êzîdîliğinden dolayı Sünni Kürtlerden de çok çekmiş Şêx Behçet, mevcut durumu biraz şaşkınlık biraz hayranlık ve heyecanla anlatıyor: “Şimdi bakıyorum ki, koca Batman, Beşiri, Diyarbakır, Siirt... Öyle değişmiş ki! Kadınlarımız, PKK’nin çıkışından önce, mümkün değildi bir şehre gidemezdi. Çok korkuyorduk biz. Daha önce Êzîdîleri küçük görüyorlardı. Ama PKK’nin çıkışından sonra Êzîdîler, hangi kente giderlerse gitsinler, Müslüman Kürtler kalkıp yer veriyor. Ben bunları görünce, elbette ‘PKK’den başka hiçbir şey istemiyorum’ diyorum. Üstüne beton dökülmüş bir halktık, o betonu PKK kendi elleriyle açtı, bizi gölgeye getirdi. Şêx Adî’den, Êzîd’den sonra PKK, Êzîdîler için yeni bir doğuş, yeni bir dünya oldu. Bunu açıkça söylüyoruz. Türkiye bugün beni hapse de koysa, aynısını söyleyeceğim. ‘Bizim her şeyimizi elimizden aldınız, PKK onları sizden geri aldı, bize verdi, onun için ben PKK’yi savunuyorum’ diyeceğim.”


Öcalan: Yarından itibaren...

Şêx Behçet de 1990’ların başında Öcalan’la görüşen Êzîdîlerden... Öcalan’ın Avrupa’dan gelen Êzîdîlerin her birine “örgütlenme” önerisi yaptığını daha önce belirtmiştik. Şêx Behçet de bunu, şöyle yaşamış: “1992’nin son aylarında ben, nasip oldu, Başkan’ımızın yanına gittim. Başkan her yaraya ilaç ve Kürdistan’a mayadır. Yanından döndükten sonra Celle’ye telefon açtı. Ben arkadaşların yanındaydım. Dedi, ‘Şeyhe telefonu verin.’ Sonra bana şöyle dedi: ‘Yarından itibaren, nasıl Müslümanların camisi var, Alevilerin cemevi var, Êzîdîlere de bir ev arayacaksınız. Kiralarsınız, satın alırsınız, nasıl olursa olsun, bunu yapacaksınız.’ Ben dedim, tamam. Sonra arkadaşlarla konuştuk.”


  Sorunlar Mala   Êzdîyan’da çözülüyor

Ahmet Ekinci, 1948’de Siirt’in Kurtalan ilçesine bağlı Hamduna köyünde doğmuş; 1977’nin Ekim ayında Almanya’ya gelmiş. Şu anda Celle Mala Êzdîyan’ın Hak ve Adalet Komisyonu Başkanlığını yapan Ekinci, Kürt Özgürlük Hareketi’yle de çok eskiden tanışmış.

“Ülkedeyken bir CHP sempatizanıydım” diye başlıyor Ekinci ve devam ediyor: “Burada da bir süre öyle devam etti. 1983’ün 27 Kasım’ında, partinin yıldönümüne arkadaşlar davet etti. O etkinliğe katıldım ve sempatim gelişti. Yavaş yavaş yurtsever oldum. Beni davet edenlerden biri, Abdullah Savgat’tı, sonra şehit oldu. Diğerleri, Zeki Şengali ve Ahmet Göktaş arkadaşlardı.”

Mala Êzdîyan’ın en önemli çalışmalarından biri, Hak ve Adalet Komisyonu’yla gerçekleştiriliyor. Komisyon, Êzîdîler içindeki sorunların çözüm mercii... Birçok Êzîdî, ticaret, aile, kişisel husumetler gibi sorunlarını devlet kurumlarına götürmek yerine Mala Êzdîyan’a bağlı Hak ve Adalet Komisyonu’na taşıyor. Komisyon, Êzîdî “ihtiyarlardan” oluşuyor. Önce sorunun tarafları dinleniyor, gerekli durumlarda bir araya getiriliyor. Sonra haklı, haksız tespit ediliyor. Bulunan müspet çözüm, iki tarafa ve soruna müdahil olan herkese açıklanıyor. Bu çözüm ve içerdiği yaptırımlar, çok büyük oranda kabul görüyor. Eğer kabul görmezse, Mala Êzdîyan aradan çekiliyor, sorun devlet mercilerine taşınıyor.

Ekinci, sadece son 6 ayda 20 sorunun bu süreç neticesinde çözüme kavuşturulduğunu söylüyor, şimdiye kadar ancak parmakla sayılabilecek kadar az soruna çözüm üretemediklerini aktarıyor.



Derneği işgal eden ‘dart’!

Celle’deki bir diğer dernek, kent merkezinde, küçük bir lokal... 7 Haziran seçimleri öncesinde, HDP Seçim Bürosu olarak açılmış; fakat sonra da çalışmalarını sürdürmüş. Mala Êzdîyan bir inanç merkezi gibi işlev görürken, bu derneğin de Kürtlerin genel örgütlülüklerinin koordinasyon merkezi olması düşünülmüş, belli ki... Fakat mevcut tablo, içler acısı...

Dernek, bir oda ile mutfaktan ibaret. Odaya sandalyeler dizilmiş; bir köşeye Kürt Halk Önderi Öcalan’ın, başka bir köşeye şehit düşenlerin fotoğrafları asılmış. Bir köşesinde ise “dart” oyunu makinesi... İçeride 5-6 orta yaşlı erkek, gülüşmeler eşliğinde dart oynuyor. Zaten tek odalı olan bu mekanda bir de dart oynanması, başka herhangi bir şey yapılmasına fırsat bırakmıyor. Bu anda dernekte ne sohbet etmek ne de başka bir şey yapmak mümkün... Bir kadın veya gencin kendini burada ifade etmesi, rahat hissetmesi ise hiç mümkün değil.

Derneğin “başında” duran, Celle Halk Meclisi Eşbaşkanı Aluş Kaba’yla da görüştük. 70’lerden bu yana Celle’de yaşayan, bu kentteki Kürt mücadelesinde 40 yıllık emeği olan Kaba’ya, gözlemlediğimiz bu olumsuz tabloyu sorduk ama pek yanıt alamadık. Kaba, “30 civarında kişinin” örgütlendiği bir meclisleri olduğunu, bu meclisin “bazen toplandığını”, net olarak sıralayamadığı komisyonları olduğunu söyledi. Durumdan hoşnutsuz olduğunu söylediyse de, “Projeleriniz neler” sorumuza, “Kardeş Aile Projesi”nden başka bir yanıt alamadık.

Derneğin her zaman böyle olmadığını, sadece bizim ziyaretimiz sırasında öyle göründüğünü düşünmek isterdik ama hem kentteki başka kişilere sorduğumuzda yanıt aynıydı; hem de zaten, derneğin tek odasının köşesinde dart bulunurken, başka türlüsü mümkün görünmüyordu.


OSMAN OÐUZ