Hepimiz pür dikkat, biraz da endişeli katılmıştık haftalık tekmil toplantısına… Pür dikkattik, çünkü mahcuptuk. Hata yapmamalıydık. Endişeliydik, çünkü yaptığımız hatanın hesabını mutlaka soracaktı Mamoste… Zira geçen haftadan bu yana bize tavır koymuş, kimseyle konuşmuyordu. Hiçbirimizle. 2013 yılıydı… Takriben 25 kişiye yakındı sayımız. Ofis, büro ve çevre illerden gelen arkadaşlarla bu sayımız bir iniyor, bir çıkıyordu. Ve bütün bu iniş çıkışları en iyi koordine eden de Mamostemiz, değere değer katan Kadri hocamızdı.

Toplantı başlayıp da tekmiller alınmaya başlandığında hepimiz kaçamak bakışlarla Mamoste’yi süzüyorduk. Ne diyecek acaba? Mamoste ise yerin öte yüzünü gördüğünü hissettirircesine dalmıştı elinde tuttuğu defter ve kaleme… Gözleri yere bakardı Mamoste’nin. Yüzünde şimdi vefatını veren fotoğraflarına yansıdığı gibi hep bir mahçup gülümseme… Hep bir hayat dersinin kapılarını aralayan… Gözlerini kaldırıp tek tek hepimizi süzdü. Biz bunu farkeder etmez yere indirdik gözlerimizi.

Hiçbirimiz konuşmayınca Mamoste başladı konuşmaya… Bizim değerlere yaklaşımımızı değerlendirdi. Eleştirdi. Her bir değerin nasıl emeklerle elde edildiğini anlattı… Vidası düşmüş makinelere uygun vida üretecek kadar sadıktı değerlere… Bir ayağı düşmüş koltuğa aynısında ayak yapacak kadar becerikli… “Bulunmayan parçalar Mamoste tarafından tamir edilir, Şehmuz arkadaş tarafından üretime hazır hale getirilir” diye espriler yaptığımız çok oluyordu. Kırık dökük bir makine, bir kalp ya da bir eşyanın olduğu görülmemişti o ajansta… Kırık bir kalbi sessizce ama sınırsızca onarırdı Mamoste… Seni hissederek, sana rağmen senin için ne yapacağını düşünerek ve yaparak…

Şimdi gündem yine bizim yüzeyselliğimizdi işte… Geçen hafta peynir getirtmişti Mamoste. Bu peynir normalde bir ay için alınmıştı. Ama çok güzeldi. Ve iki günde tükenmişti. Mamoste şok olmuştu. “Mübarekler şeker olsa iki günde tükenmez. Nasıl oldu” deyip deyip kızıyordu… Sahiden de günde üç öğün o peyniri yemiştik. Doğal olarak özgür basın komünümüzün bir aylık peyniri iki günde tükenmişti. Mamoste en son, “Ceza olarak size bir ay peynir yok” dedi. Bu bize en büyük cezaydı… Peynirsiz kahvaltı bize en büyük zulümdü sahiden de! Şehmuz arkadaş Mamoste’nin kadim dostu ise kaş altından ciddi bir gülüş ile bizi süzüyordu. Ciddi bir gülüş ile...

Sonra her ikisi de odalarına çekilmiş, tamir işlerine başlamışlardı. Hiçbir şey olmamış gibi… Sessiz sessiz kırılan fotoğraf makinelerini, kameraları tamir ediyorlardı. Değer kavramı Mamoste’de çok güçlüydü… Her bir parçanın insan uzuvları niteliğinde değeri olduğuna inanıyor ve onları korumak için herşeyi yapıyordu. Koruyamadığımız değerleri tekrardan işler hale getirmeyi başarıyordu. Bozuk makineleri onardığı kadar bir gülüşü ile yüreğinin üzerine inen umutsuzluğa da çare oluyordu.

İnce ince emek veriyor, boncuk boncuk ter döküyor ama onu tamir edinceye kadar vazgeçmiyordu. Kullanamadığı bir eline aldırmadan, büyük bir azimle günün sonunda büyük bir başarıya imza atmanın vakur duruşuyla “şevbaş” deyip evinin yolunu tutuyordu. Yanıbaşında olan insanların dertlerini kendine çaktırmadan dert ediniyor, gizli gizli onun izini sürüyor, yapabileceği bir şey varsa yapmayı ihmal etmiyordu.

Mahçup gülümsemesi, hüzünlü bakışları, öfkeli yüz çizgilerinin nedeni acıya ekilen umuttu belki de… En temel değerini bu değerler için feda etmiş ve onun bayrağını özgür basın içinde devralmış bir emekçi, bir yoldaş, bir Mamoste, bir usta olmayı başarmıştı. Onun için her birimizi sessizce korumayı kollamayı ihmal etmiyor, sadeliği ile bize mütevazi bir şekilde duruş veriyordu ya… Değerine değer katanlara olan bağlılığı, onların emeğine, anısına olan saygısı ise her birimiz üzerindeki emeği ile yeniden anlam kazanıyordu. Mütevazi duruşu, o duruşun kaynağı olan emeği koca bir özgür basın geleneğinin kaynaklarından biriydi işte… Neredeyse bütün özgür basın emekçilerinin suyunu içtiği, Mamoste’nin elinden geçen kırık bir makine ile tarihe kaydedilen fotoğrafları, görüntüleri çektiği bir geleneğin… Dicle’den Mezopotamya’ya sessiz ama derin akan geleneğin, özgür gündem ile yeni yaşamı kuran bilgeliğin adı Mamostemiz (Kadri Kaya) yolun açık olsun!