İnsanlık tarihinin en eski kutsalı olan doğadaki insanı insan yapan başat öğe konumundaki toplumsallığı, günümüz dünyasındaki kapitalist modernite canavarının bütün saldırılarına rağmen kendinde yaşatmayı sürdürebilen ender halklardan biri de Kürt-Alevi halkıdır. Tarihi MÖ 5000’lere kadar uzanan ve Fırat nehrinin kıyısında kurulmuş olan Meletî’deki yerleşik yaşamın getirmiş olduğu renkli bir kültür vardır. 

İşte bu renkliliğin içerisinde kendi kültürel yapısını ve Kürt-Alevi kimliğini koruyabilmiş az sayıdaki köylerden biri de Meletî-Wêranşar’a (Doğanşehir) bağlı Mamurek Köyüdür. Etrafındaki yerleşim yerlerine göre en verimli ve en gelişmiş tarım alanlarına sahip ve coğrafik yapısı sebebiyle yayla ve ova yerleşimini bir arada barındıran Mamurek, aynı zamanda halkların ve inançların bir arada kardeşçe yaşanılabileceğini gösteren bir köy olma özelliğine de sahiptir. 


Defalarca ismi değiştirilmiş

Özellikle cumhuriyet tarihi boyunca tek tipleştirmek adına Türk ve Sünni olmayan bütün halklara olduğu gibi Mamurek halkına da zaman zaman baskı, tehdit ve zor kullanılarak, özel politikalar uygulanarak asimilasyon dayatılmıştır. Nitekim Mamurek’lilere yönelik linç girişimleri, tecrit uygulamaları ve yoksullaştırma çalışmaları bilinmektedir. Yıllarca yol, elektrik, sağlık hizmetleri, hatta içme suyu gibi yaşamsal ihtiyaçları dahi karşılanmadığı gibi, bu ihtiyaçlarını kendi çabaları ile karşılamaya çalışan halka da büyük zorluk çıkarılmıştır.

Bununla beraber defalarca ismi değiştirilmiş, bazen mezralara bazen mahallelere bölünerek neredeyse tamamı kan bağı ile birbirine bağlı olan halk çeşitli ayrışmalara tabi tutularak özellikle tarla ve mera sınırları sebebiyle karşı karşıya getirilmeye çalışılmıştır. Yine 1990’lı yılların sonunda ismi değiştirilerek belediye statüsü verilmiş; fakat kirli politikalarla bu belediye, halka hizmet veren bir kurum olmanın ötesinde bir rant aracına dönüştürülerek belediye başkanlığı seçimleri bile silahlı kavgalara dönüşen bir hal almıştır. En vahimi ise devlet tarafından teşvik edilen kenevir ekimi ve uyuşturucu ticareti ve gençlere yönelik ajanlaştırma politikalarıdır.


‘İnsansızlaştırma konsepti’

Bütün asimilasyon ve imha politikalarına rağmen kadın özgürlüğünün sembolü olan Zeynep Kınacı (Zîlan) ve Kürt Özgürlük Hareketi saflarında yaşamını yitiren ve halen bu uğurda mücadele eden birçok gencin bu topraklarda doğup büyümüş olması Mamurek halkının direniş kültürünü kaybetmediğini göstermektedir. Asıl amacı var olan bu toplumsal yapıyı imha etmek olan sistem; bugüne kadar yaptıkları ile bunu başaramayınca, son olarak “insansızlaştırma konsepti” kapsamında Naldöken Dağına taş ocağı yapmak suretiyle Mamurek’i yaşanmaz hale getirmeyi hedefliyor.

Mamurek’te doğup büyümüş olan bir siyasi tutsak olarak Türkiye ve Kürdistan halklarının ve tüm devrimci, demokrat dostlara buradan çağrı yapmak istiyorum. Mamurek halkı yalnız bırakılmamalı ve bu direniş kültürünün yok olmasına, doğanın tahrip edilerek rant alanına çevrilmesine, insanların yaşam alanlarının daraltılmasına izin verilmemelidir. İnsana ve doğaya yapılan bu zulme boyun eğilmemelidir. Çünkü zulüm karşısında durmak ve sessiz kalmak dilsiz iblis olmaktır. 

ALİ EREN / Malatya E Tipi Cezaevi